“Rabb’imiz! Bizi doğru yola ulaştırdıktan sonra kalplerimizi eğriltme! Bize katından merhamet ver! Şüphesiz ki bolca veren yalnızca sensin.” (Âl-i İmrân, 3/8)
Yaratılış ve süreç, baştan sona yüce kudretin, iradenin, ilmin ve şaşmaz ölçünün eseri olarak devam etmektedir. Bu durum, kalbimizin işleyişi için de geçerlidir. Kalp çalıştıkça hayat devam eder. Her şeyde dengeyi sağlayan ölçüdür. İnsan iradesindeki dengenin ölçüsü de kalptir.
İnsan, bir yandan fiziksel değişimler yaşarken diğer yandan ruhsal süreçlerden geçer. Hayat; birçok kararın, yol ayrımının ve taraf seçmek zorunda kalınan durumun eşliğinde bir süreçten diğerine akıp gider. Zorunlu veya gönüllü olarak alınan kararların etkileri, yaşam boyunca hissedilir.
İnsanın en iyi danışmanı kalbidir. İnsan onurunun güvencesi olan kalp sağlıklı oldukça sorunlar huzur içinde çözülür ve güzel kazanımlar elde edilir.
Ancak insan, hayatını tek başına sürdürmez. Alacağı birçok kararı etkileyen durumlarla karşılaşır. Ortaya çıkan her durum, yeni sonuçlar ve değişiklikler doğurabilir. İnsanların birbirlerinden beklentileri vardır. Bütün bu durumların kavşağında, sığınılacak yönü kalp belirler.
Türkçemizde çok kullanılan vicdan kavramıyla da ilişkili olan kalp, vahiyde g-l-b kökünden türeyen bir kelime olarak karşımıza çıkar. Kalp, insan aklının doğruyu bulmasında önemli bir rehberdir. Kalbinin işlevi körelmeyen insanların aldıkları kararlar, iyilik istikametinde olur.
İman edeceği değeri seçerken ve hayatını imanına göre şekillendirirken her insanın kendi kalbine ihtiyacı vardır. Dilin ikrarı, kalbin tasdikiyle değer kazanır. “Kalpsiz” tabiri olumsuz anlamda kullanıldığında merhametsizliği ifade eder. Ancak vicdanlı olmanın ölçüsünü belirleyen, insana kalbi veren Allah’tır.
Kalp, hayatın bireysel veya toplumsal gürültüleri arasından insana sükûnetle seslenen yanıdır. Aklı onarmaya yönelik içten ve selim seslenişin kaynağı kalptir. Âlemdeki bütün varlıklar, kendilerine lazım olduğu kadar kalbe sahiptir.
Varlıklar arasında özel bir yeri olan insan, kalbini karartacak bütün gürültülerden ve tahakkümlerden kendisini korumak için Allah’a sığınmalıdır. Kalpler Allah’ın emrindedir. İrade sahibi insan, kalbi ile Allah arasında engel oluşturmadıkça kalbinin sükûnetini korur ve kalbinin koruyucu yönü kendisini gösterir.
İnsanın akıl yönünü onaran yegâne yer kalptir. Kalp, düşünmeyi ve akletmeyi sağlayan organımızdır. Çağımızın bilimi kalbin vücutta görünen, somut yönünü öne çıkarıp kabul etse de kalbin sahibi ne söylerse hakikat odur. Günü geldiğinde bütün sözler hakikate şahitlik edecektir.
Kalbin hissiyata dönüştürdüğü tefekkürün körelmesi, istikametten sapmakla gerçekleşir. Kalbi körelen insan, öncelikle kendisine zarar verir. Kalbin işlevine kendi iradesiyle engel olan insanın gören gözü körleşir, duyan kulağı sağırlaşır ve konuşan dili susar.
Yalan, küfür, isyan ve ilahi emirlere muhalefet, kalbin hastalığının artmasına ve olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur.
“Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.” (Bakara, 2/7)
Akıl yoluyla ulaşılan bilginin değerini kalp şekillendirir. İnsan, aklın merkezi olarak beyni kabul etse de tefekkürün sağlayıcısı kalptir. Vücudun sağlığı için durmaksızın çalışan kalbin, soyut yönüyle de sürekli işleyen ve insanı uyaran bir işlevi vardır.
Kalbin fiziksel hastalıkları gibi manevi hastalıkları da doğruyu düşünmeye engel olur. Hakikat yolları tıkanan ve vahyin bildirdiği hayatı önemsemeyen insanların kalpleri sonunda hastalanır. Biyolojik sağlık için kalp sağlığı ne kadar önemliyse manevi sağlık ve doğru kararlar alabilmek için de o kadar önemlidir.
İnsan, kalbindeki rahatsızlık için tabip tabip gezer de kalbinin sükûneti için vahye yönelmezse o kalbin tabibini bulamaz. “Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.” (Ra‘d, 13/28)
İnsan, aklında olanın karşılığını kalbinde hisseder. Her durumda “Bin düşün, bir söyle.” sözüne uymak gerekir. Çok iyi niyetle çıkılan yollar, başlanan işler ve alınan kararlar ancak kalbin onayladığı aklıselim sayesinde selamete ulaşır.
Kalbin duygusal boyutunu mantıksal ölçüler içinde kontrol etmek gerekir. Kalbin ıslahı, sınırları belli olan ömre göre düzenlenmelidir.
İnsanın kendi iç dünyasıyla barışık yaşaması, vahiyle donatılmış aklın kalpteki karşılığıyla uyum sağlamasıyla mümkündür. İnsan hayatının yokuşları ve inişleri ne kadar zorlu veya belirsiz görünürse görünsün, vahye tabi kalbin rehberliğinde atılan adımlar insanı eninde sonunda kendi gerçekliğine ve huzuruna ulaştırır.
Kalbi dinlemek, mantık ile sezgi arasında denge kurabilmeyi sağlar. Onlarca ayette insan, geçmişin, geleceğin ve içinde bulunduğu anın bilgilerini harmanlayarak düşünmeye davet edilmiştir. İnsanlara, yoldan sapanların özellikleri anlatılırken düşünmek yerine hırsa tabi oldukları da bildirilmiştir.
Kalbin inşası kime aitse irade de onun eline geçer. Müminler kalplerini Allah’ın ayetleriyle donatırlarsa iradelerinin her hâli imanlarına şahitlik eder. Akıl ve mantık en geçerli yol gibi görünse de hissiyat kalp ile beslenir.
Hissiyatın dili insancadır. Bütün insanlarda gözyaşının, gülüşün, öfkenin, sevginin, hüznün ve sevincin dili insancadır. İnsanlık onurunu koruyacak olan da insanca yanımızdır. Kalbin birikimi, kazanılan bilgileri hissiyata dönüştürür ve damarlardaki kan gibi bütün iradeyi kuşatır. Kalp, soyut yönünü somuta dönüştürerek hissiyat olarak kendisini gösterir.
Kalbin sesini duyabilmenin önündeki engelleri tanımlamak gerekir. Kişi başka gürültülere önem verirse kalbinin sesini duyamaz hâle gelir. Başkalarının onayını, çağın başarı tanımlarını ve beğeni ölçülerini kalbin sesine aykırı biçimde önemsemek, kalbi öldürür. Ölü bir kalbe Allah’ın sözü etki etmez hâle gelir. Tedaviyi reddeden bir hasta gibi kalbi diriltecek ve koruyacak değerlere sırt çevirmek, insanları yaşayan ölülere dönüştürür.
Her yerde ve her zaman seni bilen ve gören Allah’ın gözetimi altındasın. O, kalbini, fikrini, aldığın ve alacağın kararları bilendir. O’na sığınarak kalbine yönel, kendine zaman ayır ve hissettiklerini düşün. Gerekirse ağla veya gül; duygularını hapsetme, onları kontrol et ve hatasız olmaktan vazgeç. Asıl gayret, mükemmel olan Allah’ı baş tacı eden bir kalbe sahip olmaya çalışmaktır.
Şimdi bütün varlığınla kalbini dinle ve “Allah, Rahmân ve Rahîm’dir.” hakikatinin sende uyandırdığı heyecana tanık ol. Duanı unutma!
“İnsanların diriltileceği gün ve Allah’a temiz bir kalple gelenler dışında malın da çocukların da fayda vermeyeceği gün beni mahcup etme!” (Şuarâ, 26/87-89)
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı