Salı , 5 Mart 2024
Son Dakika Haberler

İÇERİDE NELER OLUYOR? -4-

Sultan Abdülhamid 33 sene boyunca adeta devletin ömrünü uzatmanın yollarını aradı. Doğru, 93 Harbi onun devrinde olmuştu. Ama ülkede meşrutiyet vardı, onun yetkileri bir yere kadardı. O iktidar olmuştu ama muktedir olamamıştı. Haliyle onun yapacağı bir şey yoktu. Onun muktedir olabilmesi için darbecileri ülkenin etrafından uzaklaştırması gerekiyordu. Öyle yaptı. Devletlerarası denge kurarak yönetim politikası inşa etti.

Tarihler 1909’u gösteriyordu. Artık darbecilerin, aklını kiralamış gafillerin deyimiyle Kızıl Sultan’ın tahttan indirilmesi gerekiyordu. Şeriat isteriz diyenler sokaklara dökülmüş, bu sorunun baş mimarı olarak düşündükleri Sultan’ın tahttan indirilmesi gerektiğini düşünüyorlardı. İşin garip tarafı bu Şeriat isteriz diyenlerin içerisinde sarıklı cübbeli İngiliz ajanları kol geziyordu. Bu da Sultan’ın indirilmesini isteyenlerin başında İngilizlerin geldiğinin göstergesiydi.

Amaç dindar, muhafazakâr insanları sokağa dökmekti. Bu yolla da Abdülhamid’e operasyon çekeceklerdi. Bu plan işledi, dindar halk sokaklara döküldü. Şeriat isteyenler ortalığı yangın yerine çevirdi. İttihatçılar kontrolü ele alamadılar soluğu Selanik’te aldılar. Daha doğrusu kaçtılar…

Daha sonra orada toplanarak Hareket Ordusu’nu kurdular. Bu ordu masonlar ve Yahudiler eliyle oluşturulmuş bir ordudan ibaretti. Sonuçta Abdülhamid olayları teşvik ettiği gerekçesiyle tahttan indirildi. Yerine Mehmed Reşat geçti.

Artık amaçlarına ulaşmışlardı. İnisiyatif kullanmanın en usta tekniğini bilen bir padişah tahttan indirilmiş yerine bunu bilmeyen bir padişah getirilmişti. Artık ipler İttihatçıların elindeydi. Şu söylenebilir, peki padişah neden 31 Mart’ta direnmedi, üstelik de elinde bu gücü vardı. Dilerseniz bunu Şevki Karabekiroğlu’ndan dinleyelim…

“1-İttihatçıların ağırlıkta olduğu bürokrasi halka büyük eziyet yaptı. Maaşlarımı alamayan memurlar, yoksulluk çeken kitleler, azınlıklar, baskı ve tahakküm algısı herkesi ona düşman etti. Bezmiş olan bu kitlelere meşrutiyet yegane çıkış yolu olarak sunuldu. Bir çatışma halinde halkın büyük çoğunluğu Adbülhamid’e destek vermeyecek gibi görünüyordu. 1. Ordu’ya da tam hakim değildi.

2-İçeride beliren bu büyük tehlikeye dışarıdan daha büyük bir tehlike eklendi. Rusya ve İngiltere aralarında Reval Anlaşmasını imzalayarak Osmanlı topraklarını aralarında paylaştılar.

3-Dışarıda beliren bu büyük tehlike karşısında içeride oluşan gerilimi düşürmek adına Abdülhamid kendisini feda etti. “Evlatlarım (askerler) öleceğine ben öleyim” dedi. Tahtından indi.”

Evet, onun derdi buydu. Kan dökmek istemiyordu. Tahtı da bunun için bıraktı. Tahtı bırakırken de şu sözleri hal fetvasını okuyan darbecilerin yüzüne tokat gibi vuruyordu: “Benden sonra bu devleti 10 sene yönetin, 100 sene yönetmiş sayacağım.” Nitekim yanılmamıştı. Ondan sonra İttihatçılar devleti on yıl bile yönetemediler, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Mondros ile devlet fiilen sona ermiş ve sonrasında yeni devlet Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştu…

Devam edecek…

İBRAHİM YAVUZ

İbrahim Yavuz *

Tüm Yazıları →
İbrahim Yavuz

Ayrıca Bakınız

KAYBOLAN GENÇLİK İDEALİZMİ -2-

3) BU MİLLETİN HAFIZASINI YOK ETTİLER  Bu milletin binlerce yıllık tarihi var. Bu tarih içerisinde 15 …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir