Cumartesi , 25 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

DÜNYA KUPASI FİNALİ

Dünden bugüne FIFA Dünya Kupası tarihi - Futbol Haberleri - Fanatik

Önceki yazıdan devam… (2)

Dünya kupası finalini anlattığım birinci yazıda

Sezonu

2. Yarı yıldan (1950) başlattığım halde yazı uzayınca iki parçaya ayırmak zorunda kaldım.

Buna rağmen öyle sorular geldi ki,

Eğer o soruları cevaplamaya kalksam bu yazdıklarım kitap hacminde olurdu.

Ancak

Bu sorulardan sadece birini arzederek

Kaldığım yerden devam edeceğim.

Malum birinci yazıda

Takımımıza yapılan şikelerden bahsetmiştim.

Bunun üzerine bir arkadaş, haklı olarak şunu sordu:

“Bütün bu şikeler neden Almanya, Rusya vb. ülkelerin başına gelmiyor da hep bizim takımın başına geliyor? “ diye sormuştu.

LENİN VE ALMANYA

Ben de şu cevabı yazdım:

“Siz

Almanlar süper bir futbol oynuyor iken Nasıl oldu da İsrail’e açık farkla yenilen bir takım haline geldi sanıyorsunuz? Ya Rusya? Geriye doğru yüz yıllık tarihlerine bir bakın bakalım.. Sayılmayacak kadar şike görürsünüz. Sadece bir tanesini söyleyeyim: Yeni antrenörleri çantası milyonlarca dolar ile dolu olduğu halde İsviçre ‘den hareket etti.

Soru:

Bu milyonlarca doları çantasına kim koydu?

Bu sırada bindiği trenin istikameti Rusya nın o zamanki başkenti St. Petersburg Ve Bu tren mühürlüydü. Mezkûr tren

Almanya İsveç ve Finlandiya gibi ülkelerden geçtiği halde hiç bir yerde durdurulup pasaport kontrolüne tabi tutulmadı. Bu arada Yardımcı antrenör de Amerika’dan çantası para dolu olarak gelip kendisine eşlik etmişti. Şimdi siz! Bütün bu işlerin Şike olmadan Seyri tabii içinde (normal şartlarda.. kendiliğinden) cereyan ettiğini mi sanıyorsunuz? Yani Bu ülkelerdeki şikeleri de yazmaya kalksam kitap olur. Ülkemizi bile 2. Sezondan itibaren anlatmaya başladığım halde İki yazıya zor sığdırdım…”

Diye cevaplamıştım.

Şimdi kaldığımız yerden devam edeyim.

2. ANTRENÖR TAKIMIN BAŞINA GEÇİYOR

90’lı yıllar bizim için zor yıllar oldu.

Ama

Ayeti kerimede buyrulduğu gibi her zorlukta bir kolaylık vardır(94/5)

Bu sırada süikastlar

Adam kaçırmalar

İnfazlar vs’nin ardı arkası kesilmiyor

Ve maalesef

Bu süikastlar birinde çok iyi çalıştırıcımızı da kaybetmiş olduk.

İşte bu sırada tam ümitlerimiz sönmüşken

Yine beklenmeyen bir şey oldu:

74’te Kıbrıs’ta yapılan Akdeniz Oyunları kupasını müzemize taşınmasında çok büyük emeği geçen 2. Antrenör takımın başına geçti.

MİLLİ TAKIM

ÖNÜNE ÇIKAN DEVİRİP GEÇİYOR

‘Hoca’nın başa geçmesiyle

Milli takım adeta uçuşa geçti.

Artık

Kimse ona antrenör veya çalıştırıcı falan demiyor.

Kısaca herkes ‘Hoca’ demeyi uygun görüyordu.

Bu sırada

Anlı şanlı ne kadar takım varsa devirip geçiyoruz.

Milli takım ve seyirciye öyle bir moral geldi ki,

Dünyanın en güçlü takımı önümüze çıksa yeneceğimizden emin bir hale gelmiştik.

28 ŞUBAT’TA İNGİLİZLER YİNE DEVREDE

Ta ki, 28 Şubat 1997’ye kadar.

Biz ‘İngilizlerin yerini Amerikalılar doldurdu..’ derken

Ne kadar çok yanılmışız.

İngilizlerin

İçimizde ne kadar derin kökler saldığını 28 Şubat’ta bir kez daha anlamış olduk.

Derken İngilizler

İçerideki işbirlikçileri ile öyle bir salvo başlattı ki.. feleğimiz şaştı.

– Peki, ortada hiç ‘kırmızı urbalı’ yokken, nereden çıkrdınız 28 Şubat’ın arkasında İngilizlerin olduğunu?

– Ayak izlerinden biliyoruz. İngilizler Amerika gibi sadece sömürmüyor. Şeklen de o takımı kendine benzetiyor.

Amerika’nın derdi ise sadece sömürmektir. Şekil ve şemaile karışmaz

Ama

İngiliz karışır. Kendine benzetir…

Kendine derken uşaklarına yani.

Mesela

Antrenörün kıyafetini 5 yıldızlı otellerde kapıda bekleyen teşrifatçının kıyafetini giydirmeye kalktılar. Takımı bu şekilde çalıştıracaklarmış.

– İngilizlerin başka ne gibi talepleri oldu?

– Takımı sahaya eskiden olduğu gibi lastik gıslaved ile çıkarmaya kalktılar. Milli Takımı tekrar toprak sahalarda falan oynatmak istediler. Bu ve buna benzer akla ziyan istekler işte…

– Neden? Sahalar çimlenmemiş miydi?

– Evet öyle ama Milli Takıma destek olan bankalar arka arkaya iflas edince,

Daha doğrusu iflas gibi gösterip

Paralarını

City Of London’ a taşıyınca… Tesisler de parasız ve sahipsiz kalınca…

– Anladım.

2002’DE TAKIM YENİDEN KURULUYOR

Biz her şey bitti derken

Yine mucizevi bir şey oldu.

‘Akil adamlar’ diyeceğimiz Milli Takımın eski çalıştırıcıları

Milli Takımı iflasın eşiğinde görünce

‘Alın! Ne yapacaksanız yapın…’ diyerek

Milli Takımı etiyle kemiğiyle her şeyiyle bize teslim ettiler.

Biz ‘Eyvah!’ dedik.

‘Nasıl çıkacağız bu işin içinden?’

Çünkü

Öncelikle buna hazır değildik

Sonra

Takımdaki her bir oyuncu başka bir telden çalıyordu.

İleri forvet

İngiliz yumruğunu görüp İngiliz oyun stiline geri döndü.

Orta saha ‘Yankee’ stili top çeviriyor,

Kaleci

Gelen topları içeri alıyor

Tüm spor yazarları aleyhimize yazıyordu.

Bankalar da batmış, elde avuçta bir şey yok…

Nasıl olacaktı bu iş?

Akil adamlar ‘Merak etmeyin!.. Arkanızda biz varız’ deyince içimiz rahatladı.

Tevekkeli,

Sahaya elemeler için çıktığımızda

Karşımızdaki güçlü takımların kıl farkıyla oyun dışı kalarak elenmelerini bir türlü anlayamamıştık.

Demek ki,

Milli Takımın tehlikede olduğunu gören ‘akil adamlar’ her şeyi göze alarak takımı bize teslim etmek istemişti.

Yani artık vakit tamamdı…

Mesele anlaşılmıştı.

Bu ülkede yabancı veya yabancı hayranı antrenör istenmiyordu.

Yazı uzadığı için

Mecburen burada kesiyorum.

Devamı

Gelecek yazıda inşallah…

27.05.2020

Emin Batur

NOT:

Gelecek yazının başlıkları:

* KISA SÜREDE İLK 20’YE KALIYORUZ

* ÇEYREK FİNALİ OYNUYORUZ

Ve son başlık

· DÜNYA KUPASI FİNALİNİ KİMLE OYNARIZ?

Emin Batur *

Tüm Yazıları →
Emin Batur

Ayrıca Bakınız

CAFE – MARKET DENETİM VE PAHALILIK

Emin Batur Bana göre Cafe ve restoranlar kesinlikle fiyat olarak denetlenmemeli. Sadece sağlık ve hijyen …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir