Cumartesi , 25 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

Mensubiyet veya Taasubiyet

Mensubiyet veya Taasubiyet

Irk ve mezhep taassubu üzerine bina edilen, politika  üreten bir devletin kendine, milletine, islam alemine ve insanlığa hiçbir faydası yoktur. Böyle devletler sadece fitne çıkarmak ve sorun üretmekten başka bir işe yaramazlar.

Türk, Kürt, Arap, Fars ırkçılığı ile Sünni, Şii, Selefi, Vahabi taassubu ve üstünlük iddiası üzerinde yol almaya çalışan her ülke ve milletin durumunun birbirinden farkı yoktur. Bu ülke Türkiye de olsa…

Sorun; bir mezhebin veya ırkın kendisi gibi düşünmeyenlere, olmayanlara karşı üstünlük taslama, ayrımcılık yapma, kardeşliğe, komşuluk hukukuna ve insanlığın evrensel değerlerine aykırı, toplumsal barışına zarar verme meselesidir.

Sünni veya Şia, Selefi veya Vahabi anlayışı bu coğrafyanın dün olduğu gibi bugün de var olan ve sürekli kaşınıp duran ve bundan özellikle emperyalist ülkelerin çokça nemalandığı bir sorundur.

Müslümanlar olarak bu gerçeği kabul etmeden bu sorundan doğan problemleri halletmemiz mümkün değildir.

Başkaları için yanlış veya doğru olan bir husus ebette; aynen bizim için de geçerlidir.Konuyu Müslüman düşmanlığı, Şii Sünni ayrımcılığı, Amerika ve İsrail zulmüne taraf olmak vs. gibi gayri ciddi klasik yaklaşımlar, hissi değerlendirmeler ve ayağı yere değmeyen itirazlarla  ne demek, ne anlatmak istediğimizi anlamayanlar veya anlamak istemeyenler bahsetdiğimiz taassubiyet içinde çırpınanların sığ düşüncelerinden kaynaklandığını tespit etmeliyiz. Kronik ve tedaviye muhtaç bir sorun hemen hemen tüm Ortadoğu ve islam dünyasının içinde çırpındığı  kör bir girdap ve asırlardır çözüm bekleyen bir sorunudur.

Bugün birçok İslam ülkesi İsrail ve ABD düşmanlığı üzerine ürettikleri politikalarla kendi iç sorunlarını örtbas etmekle, iç muhalefetlerini bastırmak ve sindirmele meşguller.Gerçek sorunlarla kimsenin ilgilendiği yok.Peki bu ne zamana kadar sürecek?

Ümmeti kucaklamayan, kuşatmayan ve ona sahip çıkmayan hiçbir hareket islami bir hareket değildir.İslam devletiyiz demekle de İslam devleti olunmuyor.Müslümanız deyip gerçekten müslüman olunmadığı gibi…

Meydanlarda ‘’Kahrolsun İsrail, Kahrolsun ABD’’ diye slogan söylemek, nutuk atmak kolay. Asıl olan  ABD ve İsraile karşı ümmet birliği içinde o ruhu diri, canlı ve güncel tutabilmek, onlarla her alanda mücadele edebilecek bir güce erişmektir.

Devrimden sonra İran’ın içeride mezhebi bir taassupla kendi insanına yaklaşması, ülke içindeki farklı mezhep ve görüşlere baskı uygulaması, onlara özgürlük ve fırsat vermemesi, fars yayılmacılığı üzerine kurguladığı dış politikası İran’ın kendi içinde ve İslam coğrafyasında sürekli tepki çekmekte ve nefret uyandırmaktadır.

İran halkının zaman zaman sokaklara dökülüp ”Suriyeyi bırak, İrana bak!” diye rejime karşı ayaklanmasını, bu insanların hepsinin İsrail veya Amerikan yanlısı olarak suçlamak ve onları düşman görmek basitliğin ve yobazlığın omurgasız sürüngen halidir.

Eğer, İslamdan bahsediyor isek; İslami kaide ve kurallara, hukuka ve uygulamalara uymak zarundayız.Türkçülükle, Kürtçülükle, Arapçılıkla, Farsçılıkla İslam yan yana aynı ortamda bulunamaz.

İslam; mezhep ve meşrep, ırk ve soy, bölge ve coğrafya ayrımı yapmadan tüm müslümanları kuşatan ve kucaklayan, insanlığı insana, eşyaya ve  güçe kölelik ve kulluktan kurtarmaya, onu özgürleştirmeye, sadece; Allaha kulluğa davet eden bir rahmet dinidir. İslam;tek bir ırk’a, coğrafya’ya, mezhep’e hapsedilmeyecek kadar büyük ve önemli bir dindir.

İslamda mensubiyet; hiç bir zaman taassubiyet, taassubiyet de; mensubiyet anlamına gelmez.Herkes farklı milletler ve renklerde, coğrafya ve cinslerde olabilir.Birinin diğerinden bir üstünlüğü ve ayrıcalığı yoktur. Üstünlük ancak;Allaha yakınlık (Takva) iledir.

 

Arif Altunbaş, Haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Emperyalizme karşı

Arif Altunbaş Tüm insanlık kendi durum ve konumuna göre ailevi ve toplumsal, iç ve dış …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir