Perşembe , 29 Şubat 2024
Son Dakika Haberler

MEHMET AKİF’İ SORANLARA… -I-

Sizler de biliyorsunuz. Tarih kolay yazılmıyor. Bir devletin tarihi dediğiniz zaman bu tanımın içerisine o sınırların içinde yaşamış veya yaşayan, ileride yaşayacak olan herkes girer. İyisiyle kötüsüyle. İnsanlar  da bu tarihi kişilere kimi zaman övgüler, kimi zaman yergiler, kimi zaman da vatan hainliğine varacak derecede nitelendirmelerde bulunur. Öyle zannediyorum ki İstiklal Şairimiz Mehmet Akif bu durumdan nasibini alanlardan biri olmuştur. Ona karşı çeşitli derecede iftiralarda bulunulmuş, işi vatan hainliğine kadar götürenler de olmuştur… Gelin kalemimizin yettiğince Mehmet Akif’i biraz daha yakından tanıyalım. Özellikle de cenazesinin kaldırılışı esnasında göz yaşlarınızı tutamayacağınızı şimdiden hissedebiliyorum…

Mehmet Akif’i Mehmet Akif yapan onun şehitlerimiz için yazmış olduğu şiir ve İstiklal Marşımızdır. Ancak Çanakkale Şehitleri’ne adlı eserinde yazmış olduğu iki dize büyük tartışmalara sebep olmuştu. Şöyle ki:

“Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i.

Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.”

Bu dizeler kendisinden sonra özellikle de günümüzde çok büyük tartışma konusu yapıldı. Mehmet Akif’e adeta nasıl olur da Mehmetçik’e hakaret eder vs. gibisinden itirazlarda bulunuldu. Öyle ki bu tartışmalara Prof. Mehmet Çelik noktayı koyuyor ve çok net bir şekilde şairin ne demek istediğini söylüyordu…

Öncelikle bizim tarihimizde nice savaşlar gerçekleşmiştir. Bedir, Uhud, Hendek, Malazgirt, Varna, Preveze, Mohaç… Daha nice zaferlerimiz. Şüphesiz bu savaşların tarihimizde yeri çok büyüktür. Ancak şair Akif, Bedir ve Çanakkale arasında niye böyle bir kıyaslamaya ihtiyaç duymuş ki duygularını dizelere bu şekilde dökmüş? Bunun için Bedir’deki genel duruma bakalım…

Bedir’de iki ordu da karşı karşıya. Müslümanların ordusu 300 kişi, karşı ordu 1000 kişi. Bakın şimdi işin garipliğine… İslam Ordusunun bayraktarı… Ebu Huzeyfe… Kureyş Ordusunun bayraktarı… Utbe B. Rabia… Kureyş Ordusunun bayraktarı Utbe B. Rabia diyor ki: “Karşı taraftaki ordunun bayraktarı Ebu Huzeyfe oğlum diyor… Ebu Huzeyfe de bu benim babam diyor. BABA VE OĞUL karşı karşıya…

Ebu Huzeyfe’nin arkasında Hz. Peygamber var. Yanında da amcası Hamza. Tam karşı orduya bakıyorlar ki diğer amcası Abbas, Kureyş Ordusu saflarında savaşıyor. Düşünün bu kişi Hz. Peygamber’in amcası, Hamza’nın da abisi…

Hz. Peygamber’in diğer yanında da Hz. Ebubekir var. Hz. Ebubekir de tam karşısında bakıyor görüyor ki oğlu Abdurrahman karşı safta yer almış. Hz. Ebubekir’in yanında Hz. Ali var. Tam karşısında abisi Akil’i görüyor. Musab B. Umeyr… Tam karşısında kardeşi Ebu Aziz B. Umeyr…

Görüyorsunuz değil mi? İki ordu birbirinin akrabalarından müteşekkil. Bir tarafta İslam Ordusu bir tarafta Kureyş Ordusu… Hz. Peygamber bu durum karşısında o kadar çok hüzünleniyor ki hemen ordusunu yarıyor ve kendisi için hazırlanan çadıra giderek iki rekat namaz kılıyor ve ardından şöyle dua ediyor:

“Yarabbi, daha önceki peygamberlere yardım ettiğin gibi ben de yardımını talep ediyorum. Eğer bugün burada sana inanan bir avuç mümin hezimete uğrarsa yeryüzünde senin adını anacak, ibadet edecek kimse kalmayacaktır. Onları muzaffer eyle.” diye ağlayarak dua ediyor…

İşte bu manzara karşısında Mehmet Akif’in yakaladığı nokta burada gizli…

Çarşamba buradan devam edelim…

 İBRAHİM YAVUZ

 

İbrahim Yavuz *

Tüm Yazıları →
İbrahim Yavuz

Ayrıca Bakınız

KAYBOLAN GENÇLİK İDEALİZMİ -2-

3) BU MİLLETİN HAFIZASINI YOK ETTİLER  Bu milletin binlerce yıllık tarihi var. Bu tarih içerisinde 15 …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir