Cumartesi , 15 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

PETROL VE DOĞALGAZIN DÖNÜŞ YOLUNDA TÜRKİYE

 

‘Hürmüz Boğazı Ural Dağları Türkiye ve PKK’ adlı yazımda, ülkemizin doğusunda yer alan Enerji kaynaklarının Avrupa’ya ulaşması için en uygun yolun Türkiye olduğunu yazmıştım.

 

Ural Dağlarını aşarak veya Hürmüz Boğazını kullanarak, yapılacak taşımanın veya geçirilecek petrol ve doğalgaz boru hatlarının hem maliyeti yüksek hem de siyasi risk taşıdığını, en uygun geçiş yolunun ülkemizin olduğunu,

Binaenaleyh

Türkiye’nin rahat bırakılmayacağını…Terör örgütleri ile terbiye edileceğini…

Ancak

Ülkemizin artık eskisi gibi güçsüz olmadığını…Acı çeksek de terörün üstesinden gelebileceğini,

Arz etmiştim.

 

DÖNÜŞ YOLU

Şimdi Enerji Batıya gitti ama

Mamul olarak çıktığı ülkelere ve diğer Asya ülkelerine geri dönmesi gerekecek.

Dönüş yolunda

Türkiye’nin önemi daha büyük bir önem arz ediyor.

Neden?

Nedenine geçmeden önce bir durum tespiti yapmamız gerekiyor.

 

AVRUPA’NIN DÜŞTÜĞÜ DURUM

Bugün Avrupa eski parlak şaşaalı günlerini çoktan geride bırakmış bulunuyor.

Ama diyeceksiniz ki:

Para var

Teknoloji var

Güçlü medya organları var

Cin gibi istihbaratları var

Bilgi Bankaları var

Stratejik üstünlükleri var. Yani iyi plan kurarlar. Kalleşlikte üstlerine yoktur. Yüzüne güler arkadan yine bildiğini okur, teröre destek verir vs.

Evet, bunların hepsi doğru!

 

OLMAYAN NE?

Aile yok. Dağılmış.

Moral değerleri sıfır…

Gençlik yok.

Gençliğin bir kısmı uyuşturucu batağında debeleniyor.

Fuhuş artık hayatın normal bir parçası gibi…

Zaten gayri meşru kadın-erkek ilişkilerine modern(!) kelimeler bulunduğu için bu meseleyi kafasına takan da yok.

Ancak istatistikler nal gibi ortada.

 

GAYRİ MEŞRU ÇOCUKLAR

2 Yıl önce Fransa tarihinde ilk defa olarak gayri meşru çocuk sayısı, evlilik yolu ile doğan çocuk sayısını geçti.

Yani Avrupa yaşlılar için Huzurevi’ne dönerken çocuklar için de gayri meşru çocuk yuvalarına doğru hızla ilerliyor.

 

Devam edelim.

Din yok.

Biraz konuşun, göreceksiniz ki, Avrupalıların inançları, düşünceleri koyu bir Ateizme çıkacaktır.

Din ve Ahiret, öldükten sonra hesap verme inancı olmayınca Batı insanı tam bir Terminatör’ e dönüşüyor.

Binaenaleyh

Merhamet de yok.

Kendilerinden başka tüm insanların eza cefa açlık yoksulluk çekmeleri umurlarında değil.

Tam aksine.

Konforları bozulmasın diye dünyanın değişik bölgelerinde savaş çıkarmaktan çekinmezler.

Konunun dağılmaması için örneklere girmiyorum.

Saygı yok.

Saygı, sadece tramvayda yaşlılara yer vermek değildir. Yaşlı Anne-Babaları huzurevlerinde, bakım hanelerde ölümü bekliyor. Ziyaret eden yok, arayan soran yok.

 

MÜLTECİLER

Batı, insanlık namına tüm değerlerini yitirmiş durumda.

Mültecilere nasıl davrandıklarını görüyoruz.

Biçare insanların Akdeniz’in sularına gömülmesini SADİSTÇEseyrediyorlar.

İmkânları olduğu halde kurtarmaya yanaşmayıp, başka göçmenlere ders olsun diye yani ‘ibreti alem’ için kurtarmayıp seyrediyorlar.

 

Avrupalı kendinden başka kimseyle beraber yaşamayı bilmiyor.

Kendinden başka diğer insanları köle gibi hatta böcek gibi görüyor.

Bundan dolayı bir Alman yetkili şöyle diyordu:

‘Biz çalıştırmak için işçi getirdik, onlar insan çıktı…’

 

E bu kadar zulüm yanlarına kalır mı?

Hayır!

Dünyanın önemli bir kısmını sömürdükleri halde, eskisi gibi yarınlarıgarantide değil.

İşlerini kaybetmekten ve gelecekten büyük bir endişe duyarlar.

Bizdeki gibi akraba komşu falan dayanışması da yok…

Ferdiyetçidirler.

 

Nüfus hızla düşüyor.

Bütün teşviklere rağmen aileler çocuk sahibi olmak istemiyor.

Yaşlı nüfusa nasıl bakacakları hakkında kara kara düşünüyorlar.

Ancak

Konforlarından bir milim vaz geçmek de istemiyorlar.

 

PEKİ, BU KONFOR NASIL DEVAM EDECEK?

Avrupa yer altı zenginliklerini dibine kadar sıyırmış olduğundan, hammaddenin önemli bir kısmını dışardan almak zorunda…

Aynı şekilde petrol ve doğalgazın da önemli bir kısmı dışardan ithal ediliyor.

Bu iki ana kalemin ucuz bir şekilde temin edilmesi, konforun devamı için birinci şarttır.

 

İkincisi ise mamul maddelerin aynı ülkelere en pahalı şekilde ve mümkünse rakipsiz olarak pazara girmesidir.

 

Üçüncüsü ise;

Geri bıraktırılmış veya kalkınmakta olan ülkelerin sanayi, altyapı ve teknolojik yatırımlarını engellemek.

‘Sizin kafanız bu işe çalışmaz. Bırakın biz yapalım’ telkinleri, kendilerine bağlı medya organları tarafından devamlı işlenir.

 

Devrim Arabası yapıldığı halde seri üretime geçirilmemesi bu operasyonun bir parçasıdır.

Ülke için gayret eden, bir şeyler yapmaya çalışan mühendisler, doktorlar, bilim adamları tehdit edilir kaçırılır veya öldürülür.

Kansere çare bulan zakkumcu doktorun başına neler geldiğini biliyoruz.

Aselsan mühendisleri teker teker şehit edilip ‘İntihar ettiler’ iddiasıyla dosyanın nasıl kapatıldığı yine malumdur.

 

PETROL ORTADOĞU’DAN

DOĞALGAZ ASYA’DAN

HAMMADDE AFRİKA’DAN

Hammaddenin önemli bir kısmını Afrika’dan temin eden Avrupa, bu kıtadaki ülkelerin kendilerine bağlı, çürük idareciler tarafından yönetilmesi için elinden gelen gayreti göstermektedir.

Bunu kabul etmeyen ülkeler kanlı bir şekilde bastırılarak cezalandırılmıştır.

Bunun en son örneğini MISIR da gördük.

 

Afrika’nın içlerine gidildikçe Avrupalı emperyalistlerin işi biraz daha kolaylaşır.

Bu kıtada yaşayan zavallılar silahlandırılarak, kabile savaşları körüklenir.

Bu kabile savaşları neticesinde ölenlerin sayısı milyonlarla ifade edilmektedir.

 

GİDERKEN PKK ve IŞİD

DÖNERKEN DHKP-C

Petrol ve doğalgazın ucuz bir şekilde Avrupa’ya ulaşması için terör örgütlerine ihtiyaç duyulduğunu daha önceki yazıda belirtmiştim.

 

Şimdi mamul hale gelen maddenin geri dönüşü sağlam olmalı.

Mümkünse rakip olmamalı ve çok uygun fiyata satılmalı.

  • Peki, o maddelerin gideceği ülkede yerli imalat varsa ne olacak?
  • Olmayacak.
  • Nasıl yani?

 

DEVRİM ARABASI

Ve

ÖZDEMİR SABANCI

Devrim arabası malum 1961 yılında 2 adet üretilerek zamanın Cumhurbaşkanına arz edilmişti.

Ancak ne olduysa oldu, gizli bir el devreye girip Türkiye’nin otomobil üretimine mani oldu.

O zamanlar suikastlara, terör örgütlerine falan ihtiyaç yoktu.

Hürriyet çapında bir gazeteniz varsa bu iş için yeterliydi.

 

70’li yıllara geldiğimizde hükumet ortağı olan Erbakan Hoca bu sefer Ağır sanayi hamlesini başlatmak için canla başla büyük bir gayrete girişti.

Bu sefer Hürriyet gibi birkaç gazete öyle bir salvoya girişti ki, önünde durmak mümkün değil.

Buna rağmen 200 tesisin 130 u başarıyla tamamlanarak, ülkemizin hizmetine sunulmuştur.

 

Avrupalılar baktılar ki, iş kötüye gidiyor.

Kısa süre sonra rekabet gücü kalmayacak.

Bu sefer terör örgütlerini devreye soktu.

 

Özdemir Sabancı Avrupa menşeli arabaların tekelini kırmak için Japon TOYOTA nın ülkemizde fabrika kurmasına ön ayak oldu.

Ve bu onun sonu oldu.

Kendini en güvenli gördüğü ‘İkiz Kule’ lerde infaz edildi.

İstense dışarda da infaz edilebilirdi.

Ancak

Geridekilere mesaj vermek için böyle bir infaz şekli seçildi.

‘Akıllı olun! Hiçbir yerde güvende değilsiniz’ demek istendi.

Zaten ondan sonraki gelişmelerde, katillere Avrupa tarafından nasıl kol kanat gerildiği, iade edilmemeleri için, nasıl komik bahaneler ürettikleri hatıralardadır.

Halen o dosya kapanmış değil ve halen Ö. Sabancı’nın katili Türkiye’ye teslim edilmiş değil.

Bu vesileyle Avrupa’nın gerçek yüzünü bir daha görmüş olduk.

 

ÇİN

Peki, ABD ve AVRUPA ülkelerin kalkınmaması için bir sürü kumpas kuruyor.

Çin’e nasıl müsaade ettiler?

  • ÇİN bu deli gömleğini nasıl yırtıp attı o zaman?
  • Çin’in nükleer gücü var. İnsan gücü var. Silah gücü var. Kimseye eyvallahı yok. Demokrasi falan gibi bir derdi de yok.
  • Batı Çin’i sıkıştırmadı mı?
  • Sıkıştırmaz mı?

Tiananmen Meydanındaki gösterileri hatırlayın.

  • Evet, bizim ‘Gezi’ olaylarının Çin versiyonu.
  • Ne oldu orada?
  • Öğrenci ve aydınlar gösteri yaptı. Çin Komünist Partisi de demir yumrukla ezdi
  • 2.000 civarında kişi ölmüştü.
  • Evet

Neden diye hiç düşündün mü?

  • Halk biraz daha hürriyet istiyordu.
  • Evet, ama bu işin kılıfı…
  • Peki, asıl sebep neydi?

 

 

KOMÜNİZM’İ KORUYUP KOLLAYAN

ABD ve AVRUPA’DIR

ÇİN 1978 yılından itibaren dışa açılarak Komünizm ’in dayattığı ekonomik sistemden vazgeçti.

O günden sonra büyük bir kalkınma hızı yakalayan Çin, batı ülkelerinin korkulu rüyası olmaya başladı.

ABD ve Avrupa’nın Çin’e yaptığı tüm çağrılar yanıtsız kaldı.

  • ABD ve Avrupa Çin’e nasıl bir çağrı yapıyordu?
  • Çin’in Komünizm den vaz geçmesini istemiyordu.

Aslında Rusya’nın da Komünizm ’den vaz geçmesini istemiyor ama tabir caizse ‘Maymun gözünü açtı’

Her iki ülke Komünizmin kendilerine büyük bir pranga vurduğunu, kalkınmaya mani olduğunu gördü.

Uygun bir şekilde Komünizm den sıyrılmaya baktılar.

Çin bu işi dağılmadan başardı.

Rusya başaramadı.

1978 yılında başlayan ekonomik reformlar, 10 yılda Çin’e büyük bir mesafe aldırdı.

1989 yılına gelindiğinde Batı, Çin’e dur demenin zamanı geldiğine karar verdi.

 

CÜCE DENG

Ancak hesap etmedikleri bir şeyle karşılaştılar.

Çin güçlüydü.

Nükleer silahı ve büyük insan gücü vardı.

Elindeki konvansiyonel silahlar da fena değildi. Batı ile rekabet edecek güçteydi.

En önemlisi,

Batı ne der?

Demokrasi zarar görür mü? Diye bir derdi yoktu.

 

Gösteri yapanlar iyi niyetli olsa da Batının oyununa geliyordu.

Büyük bir kalkınma hızı yakalayan Çin durdurulmak isteniyordu.

Cüce Deng bunu gördü.

Gösterilerinkanlı bir şekilde de olsa  ‘Ezin geçin’ dedi.

Çok trajik olaylar oldu.

Çok kan aktı. Yazık oldu.

Ancak Çin bugün dünyanın ikinci büyük ekonomik gücü…

Eli kulağında.

Yakında dünyanın bir numaralı gücü Çin’dir.

 

TİANANMEN’DEN GEZİ’YE

Dikkat ederseniz Çin’le ilgili anlattıklarım biz ne kadar benziyor.

Hatırlarsanız hükumet kavga gürültüye meydan vermeden Gezi Parkı olaylarını görüşerek çözmek istedi.

Ancak

Dertleri ‘Ağaçlar kesilmesin!’ olan Gezi sözcüleri birden ağız değiştirerek işi ‘3. Havalimanı yapılmasın, 3. Köprü yapılmasın’ a getirdiler.

Aynı şekilde PKK da ‘Bölgeye neden baraj yapıyorsunuz’ diye savaşı başlatmıştı.

 

BU İŞ BURADA BİTMEZ

Türkiye Çin’in 1978 de başlattığı kalkınmayı 2003 te başlattı.

Avrupa bütün gücüyle bu kalkınmayı durdurmak için harekete geçmiş bulunmaktadır.

Bunu mertçe yapacak gücü yok.

Nedenini yukarda anlatmaya çalıştım.

Terörle bu işi başaracağını zannediyor.

Bizi birbirimize kırdırma yoluna girmiş,

Türkiye’yi eski Türkiye zannediyor

Hâlbuki

Ne Türkiye eski Türkiye,

Ne de Avrupa eski Avrupa’dır.

Acı çekeceğiz ama biraz sabredersek Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını onlara göstereceğiz.

 

Emin Batur

 

NOT:

Mevcut yatırımlarımızın bitmesiyle Ülkemizin ne kadar büyük bir mamul geçiş üstünlüğü yakalayacağını başka bir yazıda arz etmeye çalışacağım.

Yani, 3. Havalimanı, 3. Köprü, Avrasya Geçidi, kanal İstanbul vs. Ülkemize büyük avantajlar sağlayacaktır.

Sadece MARMARAY ilgili pek bahsedilmeyen bir ayrıntıyı arz edeceğim.

Marmaray, Londra’yı demiryolu ile Pekin’e bağlıyor.

Bunun ne demek olduğunu, önemini bilen bilir.

EB

Emin Batur *

Tüm Yazıları →
Emin Batur

Ayrıca Bakınız

ARZ-I MEV’ÛD

Emin Batur Tarih boyunca Yahudiler Korkaklığın Dönekliğin Cimriliğin Faizciliğin Altın ve para biriktirmedeki ihtirasın Ve …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir