Pazartesi , 24 Ağustos 2026
Son Dakika Haberler
KAYITLARA GEÇSİN!

KAYITLARA GEÇSİN!

La ilahe illallah Muhammeden Resûlullah Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed Allah’ın elçisidir.

Bazı sözler vardır, yalnızca söylenmek için söylenmez; insanın bütün hayatını kuşatmak, yönünü belirlemek ve kalbinin merkezine yerleşmek için söylenir. La ilahe illallah Muhammeden Resûlullah da böyledir. Bu söz, bizim imanımızın özüdür. Bu söz, kime kulluk edeceğimizi, kimin yolundan gideceğimizi ve hayatımızı hangi ölçüye göre yaşayacağımızı ilan eder. Kayıtlara geçsin: Bizim için Allah’tan daha sevgili hiçbir kimse, hiçbir makam, hiçbir dünya nimeti, hiçbir menfaat ve hiçbir arzu yoktur. Yine bizim için Allah’ın Resûlü Hz. Peygamberden daha sevgili hiçbir insan yoktur, olamaz. Çünkü biz Rabb’imizi Allah olarak tanıdık; O’nun gönderdiği rahmet elçisini de rehber ve örnek olarak kabul ettik. Bizim sözümüz budur, durduğumuz yer budur, imanımızın şahadeti budur.

Kur’an-ı Kerim, bu sevginin sıradan bir sevgi olmadığını bize açıkça bildirir. Tevbe Sûresi’nin 24. ayetinde Rabb’imiz; babalarımızı, oğullarımızı, kardeşlerimizi, eşlerimizi, akrabalarımızı, kazandığımız malları, durgunluğa uğramasından korktuğumuz ticaretimizi ve hoşumuza giden evlerimizi Allah’tan, Resûlü’nden ve O’nun yolunda mücadele etmekten daha sevgili hâle getirmememizi ister. Aksi hâlde bizi uyarır ve hükmünü bildirir. Bu ayet, sevgilerimizi yok saymamızı değil, sevgilerimizin yerini bilmemizi öğretir. Anne sevgisi vardır, baba sevgisi vardır, evlat sevgisi vardır, eş sevgisi vardır, dost sevgisi vardır. Fakat bütün bu sevgilerin üzerinde Allah sevgisi vardır. Bütün insan sevgilerinin üzerinde Resûlullah sevgisi vardır. Çünkü gerçek sevgi, sahibini Rabb’ine yaklaştırıyorsa güzeldir; insanı Rabb’inden uzaklaştırıyorsa imtihana dönüşür.

Öyleyse kayıtlara geçsin: Bizim sevgimizin de ölçüsü bellidir. Bir insanı Allah için severiz. Bir nimete Allah’ın emaneti olduğu için değer veririz. Bir dostun kıymetini, bizi Allah’a yaklaştırdığı ölçüde biliriz. Evladımızı severiz fakat onu Rabb’imizin önüne geçirmeyiz. Malımızı severiz fakat malın sahibinin Allah olduğunu unutmayız. Makamımızı, mesleğimizi, evimizi, dünyadaki bütün imkânlarımızı severiz fakat hiçbirini imanımızın önüne koymayız. Çünkü biliriz ki bugün elimizde olanların tamamı geçicidir. Bir gün evlerimizde olmayacağız, makamlarımızda olmayacağız, kazandığımız malların başında durmayacağız. Fakat Allah bizim Rabb’imiz olarak kalacak; O’nun Resûlü’ne olan sevgimiz, imanımızın şahadeti olarak bizimle olacaktır.

Hz. Peygamber, bizim için yalnızca tarihin bir döneminde yaşamış büyük bir insan değildir. O, Allah’ın insanlığa gönderdiği rahmet elçisidir. O, karanlıkların içine gönderilmiş nurdur. O, insanlığın yolunu kaybettiği bir çağda Allah’ın izniyle yolu gösterendir. O, yetimin başını okşayan, yoksulun hâlini soran, mazlumun yanında duran, günahkâra ümit kapısını gösteren, düşmanına bile merhametle yaklaşan bir Peygamber’dir. Onun hayatına baktığımızda Allah’ın razı olacağı bir kul olmanın nasıl mümkün olduğunu görürüz. Onun sabrında sabrı, merhametinde merhameti, adaletinde adaleti, duasında kulluğu, gözyaşında ümmete olan sevgiyi görürüz. İşte bu yüzden onun adı anıldığında kalbimizin titremesi, dilimizin salavatla ıslanması gerekir.

Biz Hz. Peygamber’i seviyoruz. Hem de kuru bir iddia olarak değil, hayatımıza yön veren bir sevgiyle seviyoruz. Onun adı bizim için bir isimden ibaret değildir. Muhammed Mustafa dediğimizde gönlümüzde Mekke’nin sıcaklığı, Medine’nin huzuru, Mescid-i Nebevî’nin sükûnu canlanır. O’nun mübarek yüzünü göremedik; fakat O’na iman ettik. O’nun sesini işitemedik; fakat O’nun getirdiği vahye kulak verdik. O’nunla aynı sokaklarda yürüyemedik; fakat O’nun izinden yürümeye çalışıyoruz. O’nun mübarek ellerine dokunamadık; fakat O’nun sünnetine sarılarak O’na yakın olmayı diliyoruz. Ne büyük bir hasrettir bu! Ne büyük bir nasiptir aynı zamanda! Asırlar sonra doğmuş olsak da O’nun ümmeti olabilmek, bizim için dünyanın bütün ünvanlarından daha büyük bir şereftir.

Kayıtlara geçsin: Bizim ulu önderimiz Hz. Peygamber’dir. Bizim yüce önderimiz Hz. Peygamber’dir. Bizim rehberimiz Hz. Peygamber’dir. Çünkü Allah, insanlığa örnek olarak O’nu göndermiştir. Biz O’na bakarak nasıl insan olunacağını, nasıl eş olunacağını, nasıl baba olunacağını, nasıl komşu olunacağını, nasıl dost olunacağını, nasıl affedileceğini, nasıl sabredileceğini ve nasıl Allah’a kul olunacağını öğreniyoruz. Bizim ölçümüz O’nun ahlâkıdır. Bizim yolumuz O’nun yoludur. Bizim gönlümüzün kıblesi Allah’ın rızasıdır; o rızaya giden yolda önümüzde yürüyen en güzel örnek ise Resûlullah’tır. İnsanlardan hiçbirini Peygamberimizin yerine koymayız. Hiçbir şahsı onun ölçüsünün üstüne çıkarmaz, hiçbir insanın sözünü Allah Resûlü’nün sözünden daha üstün görmeyiz.

Çünkü biz biliyoruz ki insan şaşabilir, insan yanılabilir, insan değişebilir. Bugün yanında olan, yarın yanında olmayabilir. Bugün alkışlayan, yarın sırt çevirebilir. Bugün sevilen bir makam, yarın unutulabilir. Dünya böyledir. Dünya, kalıcı olanı geçici; geçici olanı kalıcı gösterme konusunda insanı aldatabilir. Fakat Resûlullah’ın bize bıraktığı yol, Allah’ın izniyle kıyamete kadar yol gösteren bir nurdur. Bu sebeple biz sevgimizi insanlara göre değil, hakikate göre düzenlemek zorundayız. Bir insanı severken de ölçümüz Allah ve Resûlü olmalıdır. Bir insanla aramızdaki bağ bizi Peygamberimizin ahlâkına yaklaştırıyorsa ne güzeldir. Fakat o bağ bizi Allah’ın emirlerinden uzaklaştırıyorsa orada durup yeniden düşünmek gerekir. Çünkü hiçbir sevgi, imanımızın önüne geçecek kadar büyütülemez.

Belki de bugün kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Benim için gerçekten en sevgili kim? Bunu yalnızca dilimizle değil, hayatımızla cevaplamalıyız. Öfkelendiğimizde Peygamberimizi hatırlıyor muyuz? Affetmekte zorlandığımızda onun merhametini düşünüyor muyuz? Ailemizle ilişkilerimizde onun güzel ahlâkını örnek alıyor muyuz? Çocuklarımızı yetiştirirken onun sevgisini, şefkatini ve adaletini taşıyabiliyor muyuz? Bir yetimin, yoksulun, yaşlının, kimsesizin yanından geçerken Resûlullah’ın ümmetine bakışını hatırlıyor muyuz? Eğer sevdiğimizi söylüyor ama onun ahlâkını hayatımıza taşımıyorsak sevgimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekir. Çünkü gerçek sevgi, sevdiğinin yolunu sevmektir. Gerçek muhabbet, sevdiğinin razı olacağı hâle gelmeye çalışmaktır.

Ey gönlüm! Bir gün bu dünyadan ayrılacaksın. Arkanda bıraktığın ev, mal, makam, şöhret ve bütün dünya nimetleri senden kopup gidecek. O gün yanında ne kalacak? İmanın kalacak. Allah’a olan kulluğun kalacak. Resûlullah’a olan sevgin ve O’nun sünnetine bağlılığın kalacak. Belki bugün dünyanın gürültüsü içinde bunu yeterince düşünmüyoruz. Belki nice sevgileri büyütüyor, nice geçici şeylerin peşinde ömrümüzü tüketiyoruz. Oysa kalbimizi yeniden temizleme zamanı gelmedi mi? Bir salavatla başlayabiliriz. Bir sünneti hayatımıza taşıyarak başlayabiliriz. Bir günahı terk ederek başlayabiliriz. Bir yetimin başını okşayarak, bir gönlü alarak, bir kırgınlığı onararak başlayabiliriz. Her güzel adım, bizi O’nun ahlâkına biraz daha yaklaştıracaktır.

Öyleyse bir kez daha, bütün dünyaya ve önce kendi nefsimize ilan edelim: La ilahe illallah Muhammeden Resûlullah. Allah’tan başka ilah yoktur. Hz. Muhammed Allah’ın elçisidir. Biz Allah’a iman ediyor, O’nu seviyor, O’na kulluk ediyoruz. Biz Allah’ın Resûlü’nü seviyor, O’nun Peygamberliğine iman ediyor, O’nu rehber ve örnek kabul ediyoruz. Bizim için hiçbir insan, hiçbir makam, hiçbir dünya nimeti Allah’tan ve Resûlü’nden daha sevgili değildir. Olmayacaktır. Tevbe Sûresi’nin 24. ayetini yalnızca okuyup geçmeyecek, onu kalbimizin önüne bir ölçü olarak koyacağız. Kayıtlara geçsin: Bizim en büyük şerefimiz Allah’ın kulu, Hz. Peygamber’in ümmeti olmaktır. Bizim en büyük arzumuz, Rabb’imizin huzuruna imanla çıkmak ve Resûlullah’ın sancağı altında toplanabilmektir. Allah’ım! Kalplerimizi Sana ve Habibin Hz. Peygamber’e olan sevgiyle dirilt. Bizi O’nun sünnetinden ayırma. Son nefesimize kadar kelime-i tevhidin ve kelime-i şehadetin hakikatinden uzaklaştırma. Bizi, sevdiğini söyleyip sevgisini yaşayamayandan değil, Resûlullah’ı gerçekten seven ve O’nun izinden yürüyen kullarından eyle. Kayıtlara geçsin: Biz O’nu çok seviyoruz. Rabb’imizden dileğimiz, bu sevgiyi ömrümüzün son nefesine kadar çoğaltmasıdır.

Yorum yap

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

DOST SOFRALARI

DOST SOFRALARI

İnsan, yalnızca ekmekle değil; muhabbetle, hikmetle ve kardeşlikle de doyar. Bazı sofralar vardır ki orada …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir