Cuma , 23 Şubat 2024
Son Dakika Haberler

ALLAH SİZE RACHEL CORRİE’NİN CESARETİNİ VERSİN!

 Türkiye PKK terörü ile Ağustos 1984 yılında tanıştı. Otuz yılı aşkın süredir bu olaylar konuşuluyor. Bu olaylar sayesinde ne büyük terör uzmanlarımızın olduğuna tanık olduk. Bunlar sayesinde dünyanın çeşitli ülkelerindeki terör örgütlerini de öğrenmiş olduk. Ve herkes terörle alakalı olarak sempozyumlarda, panallerde konuştu. 1990’lı yıllarda konu ile alakalı olarak konuşan birçok müslüman yazar, düşünür mahkemelik oldu, hapse girdi. Onların o yıllar için büyük cesaret isteyen sözleri bugün çarşıda, pazarda ve ekranlarda konuşulur, söylenir oldu. O günlerde hapse girmeyi gerektiren bütün söylemler bugünlerde havalarda uçuşuyor ve kimseciklere de birşeyler olmuşor. O günlerin yürekli insanlarına selam olsun.

Terörü ve terör olaylarını konuşmayan kalmadı demiştik. Gerçekte öylemiydi? Evlerinin oturma odalarında, çay ocaklarında ve kahve köşelerinde konuşanlardan bahsetmiyoruz.  Konuştukları itibariylye ses getirmesi gerekenlerden, toplumu yönlendirecek ses vermesi gerekenlerden bahsediyorum. PKK terörü ve olayları konusunda bir kez olsun konuşmayan, konuşamayan anlı şanlı ilahiyatçılarımızdan bahsediyorum. Ramazan ayı boyunca otuz sorti yapan bu insanlar yılın 335 günü acaba ne yaparlar. Bu ülke için akademik dünyanın dışında siz ne iş yaparsınız? Dilinizden düşürmediğiniz Kur’an bu konularda ne söyler? Kutlu Peygamber ne söylemişti, ne yapmıştı? Hikaye anlatmaktan, ayetlere takla attırmaktan fırsat bulup ta bunlarla alakalı hiç baktınız mı, hiç düşündünüz mü?             Kavalla milleti uyutanlar, Hanzala meselesini etek lastiği gibi çekip çekip uzatanlar, Salebe’yi diline dolayanlar… Terörle alakalı söyleyecek hiçbir sözünüz, yapacak hiçbir işiniz kalmadı mı?

28 Şubat sürecini ve yaşananları şöyle bir hatırlayalım. Anlı şanlı akademisyenler, rektörler, dekanlar, öğretim üyeleri nasıl da eylem yapıyorlar, dine ve dini değerlere nasıl da meydan okuyorlardı. Bugün siyasetin sağladığı ortamlarda televizyonları seslerinin gürültüsüyle yıkanlar, yumruklarını masalardan eksik etmeyenler sahi sizler o günlerde ne yapıyordunuz? Batıl davalarının  adamı olan o akemisyenleri odalarınızdan ve perdelerin arkasından izlemiyor muydunuz? Ses tellerinizde sıkıntı mı vardı, faranjit mi olmuştunuz? Mescitlere korkmadan gidebiliyor muydunuz? Odalarınızı içeriden kitlemeden namaz kılabiliyor muydunuz? Bir kısmınız akşam eve gidince namazları toptan kılmıyor muydunuz? O insanların batıl davaları için yaptıklarının yüzde birini hak olan davanız için ve bu ülkenin geleceği için yapmaktan neden korkuyorsunuz?  Sıkıysa bir araya gelin, Diyarbakır Ulu Cami’de sabah namazında buluşun, meydanda bir terör mitingi yapın, Kur’an ne diyor, Peygamber ne diyor bir anlatın bakalım. Sadece Diyarbakır’la sınırlı kalmayın, bütün doğu ve güneydoğu illerini kapsayacak şekilde proğramlar yapın. Bizim işimiz adam yetiştirmek demekle işin içinden çıkamaz, bu ülkeye olan borcunuzu da ödemiş olmazsınız. Bu arada kavalcı ve zurdnacılarınızı da Kandil’e gönderelim biraz da oralardakileri uyutsunlar. Böylece bu ülkeye ve bu ülke insanına daha fazla hizmet etmiş olurlar.

Bu günlerde ekranlardan haykırmalarınız, meydan okumalarınız bizim çocukluğumuzda mezarlık yanından geçerken ceddin deden, neslin baban naraları atmamıza benziyor. Akademik unvan ve gelecek adına sessizliğiniz ve tuttuğunuz susma orucunuz proföserlik ünvanı alınca mı bitti? Ekranların şımarttığı ve kibir torbası haline getirdiği, zenginliğine zenginlik kattığı  insanlardan olmaktansa, sözleriyle ve yaptıklarıyla değer üreten insanlar olmanız herkesin arzusudur.

Fakülte odalarında, çay molalarında konuşmalarınız hiç bir şey ifade etmez ve de etmiyor. Hani bir kısmınızın küfrettiği İmam İbni Teymiyye var ya, onun hayatına ve mücadelesine bir bakın bakalım. Sizin gibi sadece kürsüdenmi konuşmuş? Moğollara karşı verdiği mücadeleyi bir okuyun da belki biraz etkilenirsiniz. İbni Teymiyye’nin ismini zikrettiğim için de beni bir yerlere nispet etmeyin. İz bırakan adamların iz bırakan davranışlarına bir bakın. Siz çok şey bilip hiç birşey yapmıyorsunuz. İstisnalarınıza selam olsun. Ve Allah size Rachel Corrie’nin cesareti versin.

 

Ömer Naci YILMAZ

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

ACIN SEVGİN KADARDIR

Ömer Naci Yılmaz  İnsanlık şahit oldu, tarih kaydetti, biz okuduk. Hollywood filmeliriyle her ne kadar …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir