Pazar , 21 Temmuz 2024
Son Dakika Haberler

DÜŞTÜĞÜN YERDEN KALKMAK

Mustafa Kolcu

Düşmek- kalkmak insanoğlunun fıtratında vardır. Düşen ya kendi kalkar ya da başkalarının yardımı ile kalkar. Bütün soyut veya somut düşmeler için durum böyledir. Düşmenin birden çok çeşidi ve sebebi olabilir. Düşenin kararı önemlidir. Düştüğü yerde mi kalacak, yoksa kalkacak mı?

Müslüman coğrafyalar uzun zamandır maddi ve manevi düşüşün sancılarını yaşamaktadır. En başta ahlaki düşüş gelmekte ve sonrasında sosyolojik savrulmalar peşi sıra gelmektedir. Fikirsel ve kültürel çöküşler, bireyleri ve toplumları kaçınılmaz bir şekilde etki sarmalına alır. Bütün bu savrulmalar, özenti ve farklı olma arayışıyla birlikte asıldan ve özden uzaklaşmanın getirdiği sonuçlardır. Son yıllarda sosyal medya aracılığıyla hızlanan bu süreç, aidiyetlerinden uzaklaşmayı, geçmişi beğenmemeyi, bununla da kalmayıp hakaret etmeyi beraberinde getirmiştir.

Toplumsal çöküşlerin yıllara, asırlara yayılan yolculuğunun temelinde küçük düşüşlerin görülmezden gelindiği, önemsenmediği, ne olabilir, varsın olsun deyip hoş görülmesinin sonuçlarıdır. Ahlaki ve kültürel çöküşler fikri olumsuzlukların desteğiyle oluşur. Küçük hatalar önlenmez ise; küçük kibritin koca dağları yaktığı gibi zarar verir. Daha dün, fakirlik göstergesi kabul edinilen yırtık pantolon ile sokağa çıkmaktan utanan toplumun çocukları, bugün paramparça edilip, sağlamından daha değerli olarak sunulan, moda diye önüne konulan pantolonu almak için yarışır hale geldiler. Daha dün tesettürsüz giyimi günah-ayıp-sayanların çocukları, tesettürlü ailesini beğenmez hale geldiler. Surda bir delik açılmaya dursun, rüzgâr önüne geleni savurur.

Fikir dünyasını hakikatten beslemeyen vicdanlar, çaresini batılın sunduğu seçeneklerde arayan iradeler, düştükleri kuyunun farkına varana kadar ellerinde olan ile övünmeye, sonrasında da dövünmeye devam ederler.

Namazda sureleri okuyup, sokakta Allah yokmuş gibi konuşan, ahiret yokmuş gibi davranan zavallılar olurlar. Allah’tan gelen emirler, küçük küçük görmezden gelindiğinde, hakikatin yerini alacak şeytani ve nefsanî duygular koca bir imanı yok eder.

Düşüş ilk adımla başlar, ama varlık düşe kalka yürümeyi öğrenir. Fikirsel düşüşlerde öyledir. Düşündükçe anladıkça bazı bilgiler düşer bazıları kalkar. Nihayetinde kişi düşündüğü kadar kararlar alır. Düşünmenin ilk adımları evde başlar. Dirilişte yıkılışta evde başlar.

Yakın zamanda bir virüsün nasıl insanlığı sarstığına tanık olduk. Fikri virüslerde böyledir. Sağlığı tehdit eden virüslerin çaresi aranmaya devam ederken, batıl -yanlış- durumların, düşüncelerin tedavisi İslam dinidir. İnsan yanlışa düşmekten soyutlanamaz, lakin yanlışını düzeltecek doğrunun İslam dininde olduğunu bilmelidir.

Şükrün döküleceği dillere şikâyetlerin, bereketin çoğalttığı nimetlere rakamların geçtiği günümüz dünyası, önüne kattığı iradeleri esir almaktadır.

İnsanlığa umut olmak sorumluluğu olan müslümanlar, ne yapmalıyım sorusunu kendilerine sorarak, düştüğü yerden kalkmaya devam etmelidir. Hiçbir müslüman, herkes ne hali varsa görsün bana ne dememelidir. Batılın dayatmasından uyanmak ve etrafımızda olanları uyarmak ortak sorumluluktur.

İslam toplumu bireysel ve toplumsal olarak düştüğü yerden nasıl kalkacak?

Her şeyden önce kaybettiği nedir, kaybettiren kimdir, neden kaybetmiştir, bunu bilmelidir. Bu da güçlü irade ile mümkündür. Daha namaza kalkamayan, kardeşine sıkılan mermiye kaynak olan malları zarar ederim diye alıp satmaktan vazgeçip boykot edemeyen, karınca misali zalimi boykot edenleri de küçümseyen, zavallı iradeler vardır.

Düştüğü yerde bulduğuna razı olup, İslam gibi yüce nizamı diğer izim’lere kurban eden irade çürümeye ve çürütmeye devam eder. İnsan, düştüğü yerden ya kendi kalkar ya da kaldıracak el arar. O el Allah’ın vahiy ile uzattığı rahmet elidir. Tutan selamete ulaşır, tutmayan hezimete düşer.

Şimdi; “Kalk ve uyar!”(74/ Müddessir, 2) emrine tabi olan Muhammed (sav)’in ümmeti silkinmeli ve düştüğü yerden, doğru bilgiler ile doğrulmalı doğru kararlar almalıdır. Doğruluğu, ailesinden âleme umut ışığı olmalıdır

Mustafa Kolcu *

Tüm Yazıları →
Mustafa Kolcu

Ayrıca Bakınız

TARAF OLMAK

Mustafa Kolcu Taraf olmak, aidiyet -bağlılık ve sadakat- hissetmektir. Taraftar olmak,durulan yeri de karşı olunan …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir