Cumartesi , 18 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

Dik durmak da bir ibadettir

Dik durmak bir ibadettir

Dik durmayı başaran insan, millet ve devletlerin üzerine kimse basıp geçemez. Eğilen, bükülen, yamulan, sürünenleri ise; herkes yol geçen hanı gibi kullanır. Öyleyse; dik durmak için elinden gelen gayret ve çalışmayı yapanların üzerine basıp geçilmesine asla fırsat vermemeli ve ona zemin hazırlayacak her türlü davranış ve yaklaşımdan uzak durulmalıdır.

Suçlunun suçluluğu kadar onu kışkırtacak, cesaretlendirecek, imkan ve fırsat verecekler de en az o kadar suçludur. Sen evinin kapılarını, pencerelerini iyi kapatmaz, gerekli bütün önlem ve tedbirleri almazsan hırsızın işini kolaylaştırmış, hatta; onu hırsızlığa teşvik etmiş olursun. Ahlaksızlar ve kötüleri desteklemek, onların tarafında şeklen de olsa durmakta böyle…

İnsanın, toplumların ve milletlerin  kimseye, hele hele namerde muhtaç olmadan dik durma, özgürlük ve bağımsız olma mücadelesi onun en öncelikli hakkıdır. Dik durma mücadelesi; önüne gelene saldırmak ve herkesle dalaşmak değil, kişilerin ve toplumların şahsiyetli ve onurlu yaşama mücadelesidir.

Dürüst bir insan ve millet olarak dik durabilmek için kuruş değil, insan olmanın onur ve şerefini koruyan adam gibi bir duruş gerekir. Bir insanın haraketli bir ölü olmadığına nabız ölçerle değil, adam gibi duruşu ve davranışı ile karar verilir.

Adam olmak; dik durmak ve onurlu olmak ve yaşamaktır. Asla seçkin bir din, dil, renk, cinsiyet ve soy meselesi de değildir. Bu kişisel ve toplumsal şahsiyetli bir duruş meselesidir. Şahsiyet ve kişilik ise; soydan soptan gelmez, sonradan kazanılan ahlaki özelliklerin insanın hayatında onun duruşu olarak pratikte görülür ve yaşanır..

Kalabalıkların içinde sıradan bir insan olmak için farklı ve seçkin özellikler taşımak gerekmez. Ama; kalabalık yığınlara karşı direnebilmek için çok farklı özelliklere ve güzelliklere sahip olmak gerekir.

İnsanın duruşu ve yere basışı hak ve hakikat üzere ise; her türlü zorluğa ve engellere rağmen o yol, insanı istediğin menzile götürür. İnsanın yol arkadaşlarının kimisi yalan, kimisi yılan olsa bile; onun dik durması her türlü ihanet ve kalleşliğin üstesinden gelir.

Karanlıkla mücadele etmeden aydınlığa, zorlukla mücadele etmeden kolaylığa,  düşmanla mücadele etmeden dostluğa ve dostlara ulaşılamaz. İnsanın gerçek gücü pazularında ve silahlarında değil, inanç ve iman gücünün hayata yansımasında görülür.

Duruşu sevilen insanın kendi de gönlü de sevilir ve sayılır. Böyle bir insanın gözlerinde her gün bir hakikat güneşi doğar, her zaman bin yalan güneşi batar. Gün onunla ağarır ve aydınlanır. Herkes koşar hayaller ülkesine, gece onunla istirahate çekilir ve yaslanır güven içinde düş ve düşüncelerin  gölgesine .

Adam olmamak bir guruba dahil olmamaktan değil, bir duruşa sahip olmamaktan kaynaklanır. O duruş; Kur’an ve Sünnetin vahiyle çerçevelediği, Hz Muhammed sav’in eylem ve söyleminde pratiğe dökülen, tüm insanlığa numune olan Muhammedi duruştur. ‘’Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz’’ diyebilen ruhtur o…

Sakın! Muhammedi bir duruş sahibi olmaktan korkma! En fazla kaybedeceğin etrafındaki yanlış ve yamuk insanlar ile sahtekar ve ikiyüzlü dostlardır. İnsan için bazı kayıpların getirisi götürüsünden daha fazladır.

Duruşun, yaşayışın, eylemin ve söylemin Muhammedi olsun yeter ki yüzüne kapanan bütün kapıların sonuna kadar açılacağını göreceksin! İnsanı insan, hayvanı hayvan yapan onun duruşudur. Selam ve dua ile…

Arif Altunbaş, Haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Kardeşlik manifestosu

Arif Altunbaş Gurur, kibir ve her hususta aşırıya gitme! Hepimiz Âdem ve Havva’nın çocukları olan …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir