Salı , 18 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

Rusya’nın halleri, sırıtır işgalleri

Rus tankları görseli

Birinci ve ikinci dünya savaşlarında batılı devletlerin 100 milyondan fazla insanı katletmesi, onun bir o kadarını yaralı ve sakat bırakması, şehirleri yakıp yıkması, taş üstüne taş bırakmaması barbar batılıların insan sevgisi ve insanlık anlayışının bir yansımasıydı. Bu insanlar bugün yine aynı canavarlığın ve vahşetin figüranları olarak yine sahnedeler.

Bir tarafta; güç sarhoşu savaş kışkırtıcılar NATO, diğer tarafta; insan avcısı mezar soyguncusu Sovyetlerin artığı yeni çarlar aralarında dünyayı paylaşmak için zayıf ve mazlum ülkelerin ensesinde Demostenes’in kılıcı gibi ölüm kusuyorlar.

ABD ve onun etrafındaki gönüllü ve gönülsüz NATO ittifak ortakları ile Rusya ve onun yandaşlarından oluşan iki cephe bugün Ukrayna’da göz göre göre bir milletin yaşama sevincini katletmektedirler.

Dün; savaş kışkırtıcılığında sınır tanımayan ABD ve batılı dostları bugün; en cılız ve titrek bir sesle Rusya’ya karşı ekonomik ambargo uygulayarak Ukrayna’nın işgaline ve orada işlenen cinayetlere karşı çıkıyor. Tepelerinde bombalar patlayan, üzerlerinden tanklar geçen, evlerinden barklarından olan Ukraynalılar ise, canlarının derdinde yollara düşmüş, kaçacak yer arıyorlar.

İşte Amerika ve AB’ a güvenerek hareket eden bir milletin durumu bu. Rusya her zaman ki saldırgan, işgalci ve istilacı politikası gereği yine karakterinde var olan barbarlığının gereğini yaptı.

1568-1571 Astrahan Seferi, 1676-1681 Osmanlı-Rus Savaşı, 1686-1700 Osmanlı-Rus Savaşı, 1710-1711 Osmanlı-Rus Savaşı, 1735-1739 Osmanlı-Rus-Avusturya Savaşı, 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı, 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı, 1853-1856 Osmanlı-Rus Savaşı, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, 1914-1917 Osmanlı-Rus Savaşı olmak üzere tarihte toplam 12 büyük savaş yapmış, bu savaşlarda nice acılar ve göçler yaşamış, nice parçalanan yüreklere ve ailelere şahit olmuş bir millet olarak biz bu Rusları iyi tanır ve biliriz. Öyle biliriz ki, bu tanışıklık bizde atasözü olarak genlerimize kadar işleyen bir uyarıcıdır. Atasözleri yalan söylemez. Yaşanmışların özü ve ana fikridir. ‘’Ayıdan post, Rus’tan dost olmaz.’’ Sözü yolumuzun üzerindeki çok önemli bir işaret levhasıdır.

‘’Huylu huyundan vazgeçmez’’, ‘’Can çıkar huy çıkmaz’’ miseli, 17 Ekim Kominist Rus devriminden sonra bu işgalci ve istilacı millet Bolşevikler ve Menşevikler olarak önce aç kurtlar gibi birbirlerini yediler. Kominist barbarlığın Sovyetlerde zulmetmediği dindar, millet ve sınıf kalmadı. Bu vahşet 500 bin ve 1 milyon arasında insanın katledilmesine, öldürülmesi ve zindanlara konulmasına, milyonlarca insanın yerlerinden yurtlarından sürgün edilmesine sebep oldu.

Bunlar daha sonra kan bürüyen gözlerini Avrupa devletlerine diktiler; Polonya (1939–1956), Baltık ülkeleri (1940–1991), İşgal edilen Fin toprakları (1940), Besarabya ve Kuzey Bukovina (1940), Kuzey İran 1941–1946, Macaristan (1944), Romanya (1944), Bulgaristan (1944), Çekoslovakya (1944), Kuzey Norveç 1944–1946 / Bornholm 1945–1946, Almanya (1945), Avusturya 1945–1955, Mançurya 1945–1946, Kore 1945-1948, Kuril Adaları 1945, 1956 Macar Devrimi, Çekoslovakya (1968–1989), Afganistan 1979–1989 olmak üzere tam 18 savaş yaparak bu toprakları ve ülkeleri kendilerine boyun eğdirdiler. Afganistan’a girdiler ve Sovyet imparatorluğu burada döktükleri kan denizinde boğuldu.

Sovyetler insana zulüm ve işkence, ülkeleri işgal ve istila ettiği için parçalandı. Yerine Rusya’nın yeni çarları geldi. Dünkü; Kominist partisi başkanları hemen milliyetçi vatan kurtaran aslanlar olarak akbabalar ve leş kargaları gibi devletin başına üşüştüler. Yeni Çarlar çarlık Rusya’sında Sovyetler zamanında işgal ve istila ettikleri tüm toprakları geri kazanmanın hayallerine kapılarak, Mart 2015’te Güney Osetya, Kasım 2014’te Abhazya, 17 Mart 2014 Kırımın ilhakı ve nihayet Putin Donesk, Luthern ’in bağımsızlığını tanıdı ve bugün de Ukrayna topraklarını işgal için kan dökmekle meşguller.

Yüksek tepelerde hem kartala hem de yılana rastlayabilirsiniz. Birisi uçarak, birisi de sürünerek çıkmıştır oralara. Hayatta hem yukarıda hem aşağıda güçlü ve yüksekte olan her zaman cellat gibi sürünen zayıfın ensesindedir. Birisi her daim ölüm korkusuyla yaşar. Celladı yaşatan da o ölüm korkusunun mutluluğudur. Hayat; işte böyle trajediler zincirinden ibaret bir mücadeleden ibarettir. Hayatın gerçekleri de bu denli acımasız, insafsız ve merhametsiz gözümüzün önünde can çekişiyor.

En büyük cinayet bir insanın veya toplumun yaşama sevincini öldürmek, onu yaşayan bir ölü haline getirmektir. İnsana yapılan en büyük işkence, ona hayatı zehir etmektir.

Arif Altunbaş, Haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Özeleştirinin ilk muhatabı kim

Arif Altunbaş Sızlayan duvarlardan gelen iniltiler dalga dalga çoğalıp, bir yas ve ağıta havasına dönüşür …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir