… Ondan daha âdi şerefsiz ve hırsızdır.
Son gelen görüntüler insanı çileden çıkaracak görüntülerdir.
Ahbap Derneği’nde yapılan yolsuzlukların hesabını mahkeme soruyor
Ama
Bu yolsuzluklar yetmiyormuş gibi deprem bölgesine gitmesi gereken malzemeler de bir depoya yığılarak çürümeye terk edilmiş.
BU SUÇ
CEZASIZ MI KALACAK?
Haramzadeyi övüp kollayan
Devlet kurumlarını aşağılayıp itibarsızlaştıran
Ve bundan dolayı
On binlerce depremzedenin mağdur olmasına sebep olanlar bunun hesabını vermeyecek mi?
40 KİŞİYİZ
BİRBİRİMİZİ TANIRIZ
Vermeleri gerekir
Ama bunlar hemen makas değiştirmeyi çok iyi bildikleri için bu işten de yırtacaklar.
Neymiş?
H. Levent’in böyle olduğunu bilmiyorlarmış.
Biliyorlar mı bilmiyorlar mı bir bakalım:
BİR ANI
1996 yılında
Kiptaş’a şantiye müdürü almak için gazetelere ilan vermiştik.
ODTÜ mezunu yurt dışı tecrübesi olan Hasan isminde değerli bir arkadaşımız müracaat ettiğinde hemen işe aldık.
Hasan Bey ile sonradan iyi bir dost olduk.
Bir gün bana şunları anlattı:
BANKAZEDELER
“Körfez ülkelerinin birinde
Bir prensin (aynı zamanda bakan) işlerini deruhte ediyordum.
Bir nevi yardımcısı olduğum için gelirim çok iyi olup bana tahsis ettiği villada çoluk çocuğumla ferah faz bir şekilde hayat sürüyordum.
Ancak
Memleket hasreti ağır bastığından hanımın zoruyla dönmek zorunda kaldım.
Prens (bakan) dönmemem için çok ısrar etti maaşım dolgun olduğu halde artırmayı teklif etti ama evdekileri ikna edemediğim için dönmek zorunda kaldım.
Prens;
Kendim ayrıldığım halde bana yüklü bir ikramiye verdi. Hiçbir masrafım olmadığı için de birikmiş paramla ülkemde dükkân daire vs. alacak kadar elime para geçmişti.
Ancak
O sırada faiz furyası başlamış bankalar birbirleri ile yarışır olmuştu (1990’ların başı)
Hanım bu kadar yüksek faizi görünce parayı bankaya yatıralım dedi. Ben ise gayri menkul alıp kirası ile bir yan gelirim olsun istiyordum.
Neticede hanımın dediğini yapmak zorunda kaldım.
İlk aylar gayet iyiydi. Her ay bol miktarda faiz alıyorduk
Ama
Bir sabah uyandık ki, bankaların patır patır dökülüp kapandıklarını gördük.
Haberlerde parayı yatırdığımız bankanın da battığını duyunca ev halkı olarak adeta yıkıldık.
GÜVENDİĞİMİZ DAĞLAR
Diğer mudiler gibi biz de her gün bankamızın önüne gidip bir şey çıkar mı diye beklerken, benim yabancı dil bilen bir mühendis olduğumu duyanlar etrafımda toplanıp sözcü seçtiler.
Görevim medyaya gidip durumumuzu anlatmak böylece hükumetin bize bir çare bulmasını sağlamaktı.
Ben de onlara 2 yardımcı vermelerini söyleyip o zamanın en meşhur televizyon programcısına gittik.
O TV programcısı evlere işyerlerine baskınlar düzenleyip bozuk imalat yapanları teşhir etmekle meşhurdu.
Uzun uğraşıdan sonra nihayet ona ulaştık.
Kendisi TV haberci ve programcısı olduğu için zaten mevzuyu biliyor ama yine de içimiz dolu olduğu için bir solukta mevzuyu anlattık.
O ise hiçbir tepki göstermeden – Bunun için ne vereceksiniz? – deyip dururken biz de evrak belge falan istiyor diye dilimizin döndüğü kadar anlatmaya devam ettik.
Baktı ki anlamıyoruz bu sefer direkt sordu: – Kardeşim bu programı yapmak için ne kadar para ödeyeceksiniz? – deyince buz kesildik. Binadan nasıl çıktığımızı anlayamadık” demişti.
Yani…
40 KİŞİYİZ BİRBİRİMİZİ TANIRIZ
… Yani
Önce ‘Ahbap var devlet yok’ deyip
Sonra
Biz H. Levent’in böyle olduğunu bilmiyorduk dediklerine bakmayın.
Bunlar birbirlerini gayet iyi bilirler. H. Levent’in o parayı iç edeceğini de bilerek milleti aldattılar. Maksatları hükumeti düşürüp kendi hempalarını iktidara getirmekti.
Böylece ülkeyi
Ahbap Derneği’ni yönettikleri gibi yöneteceklerdi. Haliyle kendileri de bundan pay alacaklardı. Nitekim belediyelerde ne işler çevirdiklerini görüyoruz. Şimdi utanmadan biz onun böyle olduğunu bilmiyorduk deyip saf ayaklarına yatıyorlar.
Yemezler…
16.09.2026
Emin Batur
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı