Pazar , 23 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

Karabağ 1500 yıllık Türk yurdudur

ERHAN AFYONCU, Sabah Gazetesinden alıntıdır.

Karabağ’a 6. yüzyıldan itibaren Hazarlar, Selçuklular, İldenizliler, İlhanlılar, Karakoyunlular, Timurlular, Akkoyunlular, Safeviler, Avşarlar, Kaçarlar ve Azerbaycan Türkleri hâkim oldu. Ruslar, 19. yüzyılda Ermenileri bölgeye yerleştirene kadar Karabağ’da Ermeni yok denecek kadar azdı. Bölge tamamen Türk yurduydu. Azerbaycanlı kardeşlerimizin kahramanlıkları sayesinde Karabağ tekrar Türk kimliğine kavuştu

Tarihçi Barthold’a göre “Karabağ” ismi Türkçe “kara” (yoğun, sık, çokluk, verimli) ve Farsça “bağ” kelimelerinin birleşmesiyle (yoğun bağlık, bahçelik yer) oluşmuştur. Karabağ, 6. yüzyılda Hazarlar’ın bölgeye gitmesiyle Türk tarihi içerisindeki yerini almaya başladı. 11. yüzyılda Büyük Selçuklular’ın bir parçası oldu. Kaçar, Karamanlı, Otuziki, Yirmidört, Baharlı aşiretleri başta olmak üzere Türkmenler bölgeye yerleştiler. Bölge tamamen bir Türk yurdu oldu. Karabağ hakkında Mustafa Aydın, Hüsameddin Mehmedov, Gülşen Seyhan Alışık, Zabil Bayramlı ve Bilal Bayramlı’nın araştırmaları vardır.

0x0-karabag-1500-yillik-turk-yurdudur-1695497819618
Şuşa

OSMANLI TOPRAĞI OLDU
Sultan Alparslan, Gürcistan seferinden dönerken burayı kışlak olarak kullandı. Büyük Selçuklular’dan sonra bölgeye Irak Selçukluları, İldenizliler, İlhanlılar, Karakoyunlular, Timurlular, Akkoyunlular ve Safeviler hâkim oldu.
1578 Osmanlı-Safevi savaşları esnasında Karabağ, Osmanlı toprağı oldu. Karabağ, Osmanlı idaresi altında iken Gence Eyaleti’nin içerisinde idi ve “Vilayet-i Gence Karabağ” olarak isimlendiriliyordu. Safeviler 1603’teki bölgeyi tekrar ele geçirdi ve 18. yüzyıla kadar ellerinde tuttular.
1722-1724 yılları arasında Rusların güneye inmesi üzerine harekete geçen Osmanlılar, Azerbaycan’ı ele geçirdi. 1724’te yapılan antlaşmayla ise Karabağ, Osmanlı toprakları içerisinde kaldı. Ancak 1736’da yapılan antlaşmayla tekrar İran’a bırakıldı.


Penah Ali Han

KARABAĞ HANLIĞI KURULDU
Karabağ’ı Osmanlılardan geri alan Nadir Şah kendisine itaat etmeyen Cevanşir aşireti reisi Penah Ali’yi Horasan’a sürdü, ancak Nadir Şah’ın ölümünden sonra (1747) Karabağ’a dönen Penah Ali burada Karabağ Hanlığı’nı kurdu. Penah Ali Han, Türkistan’dan gelen Cevanşir aşiretinin Behmenli koluna mensup Sarıcalı oymağındandı.
Penah Ali Han, 1748-1750 yıllarında Bayat, Şahbulak, Eskeran ve Şuşa (Penahâbâd) kalelerini yaptırdı. 1755’te Şuşa’ya hücum eden Avşar Feth Ali Han’a yenilen Penah Ali Han ona tabi oldu. Daha sonra Kerim Han Zend’le birlikte hareket ederek Feth Ali Han’ı yenilgiye uğrattı. Ancak arkasında güçlü bir hanlık bırakmak istemeyen Kerim Han, Penah Ali ve oğlu İbrahim’i Şiraz’a götürmüştü. Babasının 1759’da Şiraz’da ölmesinden sonra Karabağ’a dönen İbrahim, kardeşiyle giriştiği mücadelede başarılı oldu ve 1763’te Karabağ Hanlığı’nın başına geçti.
Ruslar, 18. yüzyılın son çeyreğinde Kafkasya’yı işgale başladılar. 1783 yılında Gürcistan’ı ele geçirdiler. I. Aleksandr zamanında Ruslar 1802 yılında Bakü ve Karabağ’ın kendilerine tabi olmasını istedi, ancak kabul edilmedi. Bunun üzerine Ruslar, 1804 yılında Gence’yi işgal etti. Mayıs 1805’te Kürekçay’da imzalanan antlaşmayla İbrahim Han, Ruslara tabi oldu.
İbrahim Han, General Tsitsianov’un Şubat 1806’da Bakü’de öldürülmesi üzerine Rusları Karabağ’dan çıkarmayı planladıysa da Rusların bundan haberdar olması üzerine 10 Haziran 1806’da ailesiyle birlikte katledildi. İran-Rusya savaşları (1804- 1813) akabinde yapılan Gülistan Antlaşması ile Karabağ, Ruslara bırakıldı ve 1822 yılında Hanlık lağvedildi. Karabağ Hanlığı’nın varlığı bölgenin mamur olmasında etkili olmuştu. Kaleler, camiler, imaretler hanlık topraklarını süslemişti. Hanlık dönemi öncesi Karabağ’ın etnik yapısını araştıran Geybullayev’e göre Karabağ’da sadece birkaç köyde Ermeniler yaşıyordu ve Nadir Şah döneminde dışarıdan getirilen Ermeniler, Alban halkının başına getirilmişti.


Şuşa’da Han Sarayı.

RUSLAR, ERMENİLERİ YERLEŞTİRDİ
Ruslara göre 1810’daki bölgede 25 bin kişi yapıyordu. 1823 yılında Rusların verdiği sayı bu sefer 90 bindi ve bunun üçte biri Ermeni olarak gösterilmişti. Ruslar, 1806- 1812 Osmanlı-Rus ve 1804-1813 Rus-İran savaşları sırasında bölgeye çok sayıda Ermeni yerleştirmişti. 1828 yılında İran ve Rusya arasında imzalanan Türkmençay Antlaşması’na göre Azerbaycan, kuzey ve güney olmak üzere ikiye ayrıldı. Kuzey Rusya’da, güney İran’da kaldı. Antlaşmanın 15. maddesi ise İran’da yaşayan Ermenilerin Rusya tarafına yerleştirilmesine izin veriyordu. 1828-1830 yılları arasında 40 bin İran, 84 bin Osmanlı Ermenisi Azerbaycan’a yerleştirildi. Bu sayı 19. yüzyılın sonunda bir milyona ulaşacaktı.
Karabağ için zor günler Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru başladı. 1917 Bolşevik İhtilali akabinde Ermeniler, Karabağ üzerinde hak iddia etmeye başladı. Ruslardan kalan silah ve mühimmatı ele geçiren Ermenilere karşı savunmasız durumda kalan Azerbaycan Türkleri, Osmanlı Devleti’nden yardım istediler. Bu gelişme üzerine Enver Paşa’nın emriyle Kafkas İslam Ordusu teşkil edildi. Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu, Ermeni çetelerini ezip Bakü’ye doğru yürüyüşe geçti. 21 Temmuz 1918’de Şemahi’yi ele geçirdi.
Şark Orduları Grubu Komutanı Halil Paşa ve harekâtı yöneten Nuri Paşa, 16 Eylül’de Bakü’ye girdi. 6 Ekim 1918’de Derbend ele geçirildi. Cemil Cahid Bey komutasında 9. ve 106. Kafkas alayları Karabağ’a gönderildi. Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu 8 Ekim 1918’de Şuşa’ya kadar hâkimiyet kurdu. Karabağ’ın tamamen düşmesi an meselesiyken 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalandı. Ateşkesin 11. ve 15. maddelerine göre Türk kuvvetleri Kafkaslar’dan tamamen çekilecek ve Osmanlı hükümeti Bakü’nün işgaline itiraz etmeyecekti. İngilizlerin eline geçen Karabağ, 1919’da Azerbaycan’a dâhil edildi. Ancak 1920’de Ruslar tarafından işgal edildi.


Antiterör Operasyonu’yla Karabağ’daki Ermeni teröristler pes etti.

AZERBAYCAN’IN BÜYÜK ZAFERİ
Ermeni Sovyet politikacı Anastas Mikoyan, Lenin’e sunduğu 20 Mayıs 1920 tarihli raporda Ermenilerin Karabağ’la herhangi bir bağının bulunmadığı ve buranın Bakü’den koparılmaması gerektiğini ifade ediyordu. 24 Temmuz 1923’te Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi ilan edildi. Azerbaycan’ın idaresi altında oluşturulan bölge Cevanşir, Şuşa, Cebrail, Zengezur ve Kubatlı’nın bir kısmını kapsıyordu.
Ermenilerin Karabağ’a yönelik faaliyetleri 1970’li yılların sonuna doğru giderek arttı. Azerbaycan ise Karabağ’ın Azerbaycan’ın ayrılmaz parçası olduğunu ilan etti. 1987’nin son aylarında Karabağ’da yaşayan Azerbaycan Türkleri, Ermeniler tarafından göçe zorlanmaya başladı. Ermeniler 21 Şubat 1988’de Karabağ’ın Ermenistan’a ait olduğunu ilân ettiler ve 24 Şubat’tan itibaren de bu bölgedeki Türkleri baskı altına aldılar. Aynı yılın haziranında Ermeni Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan Yüksek Sovyeti’nden istediyse de teklif reddedildi. Bu teklifi Moskova da kabul etmedi. Ermeniler, 1989’da Karabağ ile yapılan ulaşımı engelleyip yollara mayınlar döşeyerek kontrolü ellerine geçirmeye başladı. Bunun üzerine 1990’da Azerbaycan Halk Cephesi Milli Savunma Komitesi kurarken, Yüksek Sovyet Prezidyumu Karabağ’ın Azerbaycan’ın olduğunu tekrar teyit etti. Ancak Sovyetler’in dağılmasının ardından 1992 yılında Ruslardan destek alan Ermeniler Şuşa, Hocalı ve diğer yerleri katliamlar yaparak ele geçirdiler. Karabağ ve civarında yaşayan Azerbaycan Türklerinin büyük kısmı mülteci durumuna düştüğü gibi binlerce Türk de Ermeniler tarafından vahşice öldürüldü.
27 Eylül-10 Kasım 2020 tarihleri arasında Azerbaycanlı kardeşlerimiz Türkiye’nin de destek verdiği “44 Günlük Vatan Muharebeleri”nde büyük kahramanlıklar göstererek Karabağ’ın önemli bir kısmını ve Ermenilerin işgal ettiği diğer Azerbaycan topraklarını kurtardılar. 19 Eylül 2023’te başlayan “Antiterör Operasyonu”nda ise Azerbaycan 24 saat bile olmadan Karabağ’daki teröristleri pes ettirdi. Türklüğün mührünü tekrar vurdular. Karabağ Azerbaycan’dır.


44 Günlük Vatan Muharebeleri sonunda Karabağ yeniden Azerbaycan’ın eline ve kontrolüne geçti. KARABAĞ AZERBAYCAN OLDU.

Ayrıca Bakınız

BALIKESİRDE HEKİMLER GAZZE İÇİN YÜRÜYOR

AKHABER/BALIKESİR Gazzedeki zulüm ve soy kırımına karşı sessiz kalmayan Doktorlar ve sağlık çalışanları 31 Mayıs …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir