Pazar , 19 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

KURTULUŞTAN KURTULUŞ

Mesele şu: Ne zaman kurtuluruz?

Cevabı da şu: Kurtulmadığımız sürece kurtuluruz.

“Yer yüzünde din, yalnız Allah’ın oluncaya kadar”  olmadıkça, asla kurtulamayız.

Peki: O gün gelse: Kurtulur muyuz?

O gün de kurtulamadığımızı bilmedikçe, kurtuluş bizim için “ Onlar ermiş murada, biz çıkalım kerevete” kabilinden bir şey olur. Aslında, çok daha fazlası olur ama, kereveti de o kadar küçümsemeyelim diye öyle diyelim.

Hemen her “tarikat” sohbeti, tarikate dahil olmuş yeni bir kişi  veya kişiler şerefine yapılır. Bu sohbetlerde, onların artık kurtuldukları işlenir.

Konu da öyle işlenir ki, kurtuluşa erenler, kendilerini de İmam-ı Azam  gibi görmeye başlarlar. Çünkü  o sohbette anlatılana göre İmam-ı Azam da, son iki senesinde kurtulmuştur. Bu yüzden de demişmiş ki: “Son iki senem olmasaydı mahvolmuştum.”

Biz, şimdi, İmam-ı Azam dedik ama, siz onu bazı sohbetlere İmam Gazali diye duymuşsunuzdur: Bazı sohbetlerde İbn-i Sina veya bir başkası şeklinde duymuşsunuzdur.

Takmayın kafanızı: Kurtulanın kim olduğu önemli değil: Önemli olan, kurtulup kurtulmadığı ve kurtuldu ise nasıl kurtulduğudur.

Peki,  o son iki senesinde ne olmuşmuş?:

Sözde, kurtuluşa eren kahramanımız, ömrünün son iki senesinde tarikate ve dolayısıyla da tasavvufa girmişmiş. Böylece de kurtulmuşmuş. Eğer, tarikate ve tasavvufa girmeseydi: Elbette mahvolmuş olacaktı. Böylece ne oldu yani: Böylece kurtuldu. O kadar kurtuldu ki, kurtulmasaydı mahvolacaktı.

İşte, kurtuluş, böylesine muhteşem bir şeydir. İnsanın ömrünü çürütür ve fakat son iki senenin bir gün öncesinin bir gün sonrasında bir dergaha veya bir yola girer ve anında kurtulur.

Kurtuldu ya: Artık kafa da durur. Bu durumda, kafaya, zekaya, imana ve itikada falan da gerek yoktur. Herkes nereye, sen de oraya gidersin ve öyle bir kurtulmuş olursun ki, bir daha da sapıtmaz ve mesela İmam-ı Azam gibi koskoca bir ömrü öyle fıkhetmekle, düşünmekle ve taşınmakla da geçirmezsin.

Kurtulmuş adamın kurtuluşla davası olmaz: Çünkü.

İnsan, salak mıdır ki, kurtulduktan sonra bir daha kurtulmaya kalksın. Maazallah… ya kurtulayım derken ya bir daha sapıtırsa: Değil mi yani?

***********
Geçtiğimiz günlerde, bir de baktık ki, İran halkı da kurtuluşun tadını çıkarıyor. Biz, bu şekli bizde sanırdık ama, bizdeki  “kısmi kurtulmuşluk” onlarda “umumi kurtulmuşluk” halini almış.

Cuma Namazında, Rusya’nın, Suriye’deki saldırıları için “dua”lar edilmiş: Cuma Cemaati de bu dualara “amin” demiş.

Neden böyle olmuş: Yani, hadi hocaları devlet emri gereği olarak bu duayı etti. Ya cemaat????

Ki o cemaat, “Devrim Öncesi” Cuma imamlarını bile hizaya getirmiş bir cemaatti. Öyle, akaide sıgmayan hödüklükler için asla amin demezdi.

Ama, şimdi, amin demişler.

Çünkü, onlar artık “kurtulmuş millet”ler. Kurtuldular ya, akıllarını, imanlarını ve akaidlerini rafa kaldırdılar.

Kurtarıcılar ne diyorsa onlar da ona amin diyorlar.

Ey Millet:

Dikkat edin de: Biz de kurtulmayalım.

Son nefesimizi, “kurtuluş davası” içindeyken verelim.

Aydın Aydın *

Tüm Yazıları →
Aydın Aydın

Ayrıca Bakınız

TÜRKİYE’ NİN FİLİSTİN HAİNİ OLMAMA YOLU VAR MI?

Aydın Aydn Araplar yıllarca Kudüs’e gitmediler. Çünkü Kudüs’e gitmek demek İsrail’i devlet olarak tanımak demekti.  …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir