Pazartesi , 24 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

SU MEDENİYETTİR, HER KAPIYI AÇAR -1-

15-16. yüzyıllardan bu yana su yollarının önemi tartışılmaz. Pasifik Okyanusu’ndan Atlantik’e, Ümit Burnu’ndan Süveyş’e ve daha birçok su yolu üretilen mal ve hizmetlerin bir yerden bir yere taşınmasında, ülkeler arasındaki savaşlarda, turizm amaçlı gezilerde birçok kolaylık sağlamıştır.

Gelin bu yazımızda geçmişten bugüne su yollarının kısa bir serüvenine çıkalım. Burada bu serüveni aktarırken daha önce “https://ibrhim45yvz.blogspot.com/”  adresinde paylaştığım yazımı aynen buraya alıyorum…

…..

Böyle bir konu nereden aklına geldi diye soracaksınız, hemen cevaplayayım: Tez çalışmamdan. Evet, yanlış anlamadınız, tez çalışmamdan. Tez çalışmamı henüz bitirmediğim için detayına girmeden açayım, tezimin İstanbul Boğazı gemi geçiş istatistikleri üzerinde çalışırken, dünyadaki diğer su kanallarını araştırmam gerekti. Bu konu üzerinde çalışırken bir video dikkatimi çekti. Dünyadaki su yollarının gelişimi… Bu konu üzerinde yazı yazmam gerektiğini, hem araştırır öğrenirim hem de sizlere de aktarmış olurum diye düşündüm… Hadi başlayalım…

Bilindiği gibi 15. ve 16. yüzyıllarda yani Coğrafi Keşiflerin henüz başlamadığı yıllarda deniz yollarının hangi şekilde nereye ulaştığı bilinmediğinden Hindistan’ın Baharatları Baharat Yolu ile, Çin’in İpekleri de İpek Yolu ile Anadolu’ya buradan da Cebeli Tarık Boğaz’ı kullanılarak Avrupa’ya ulaşıyordu. (Cebeli Tarık Boğaz’ı Akdeniz’e tek giriş-çıkış noktasıdır ve günümüzde bunun önemi daha iyi anlaşılacaktır.)

Coğrafi Keşifler’den sonra Avrupa’dan Hindistan’a, Çin’e ulaşım daha kolay hale geldi. Gemiler Avrupa’dan çıkıp, Atlas Okyanusundan (Amerika Kıtası ile Avrupa ve Afrika arasında kalan Okyanus) aşağıya doğru iniyor, Afrika’nın Batısından aşağıya doğru gelip, Afrika Kıtasının en güney ucundan yani Ümit Burnundan dolanarak Hindistan ve Çin’e ulaşıyorlardı.

Ümit Burnu’nun keşfi ile beraber Cebeli Tarık Boğazı da önemini yitirmiş oluyordu. Çünkü artık Cebeli Tarık Boğazı kullanılıp oradan Akdeniz’e oradan da karayolu ile Hindistan ve Çin’e gidilmesine gerek kalmayacak, doğrudan denizyoluyla gidilebilecekti…

Kızıldeniz’e gelelim şimdi de. Bilindiği gibi o bölge petrol ve enerji açısından son derece önemli bir bölge. Kızıldeniz’in hemen üzerinde Afrika ile Orta Doğu’yu birbirine bağlayan küçük bir kara parçası var. Orada Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla Kızıldeniz daha da önemli haline geldi. Kızıldeniz’in aşağısında Kızıldeniz’i Hint Okyanusuna bağlayan Bab-ül Mendep Boğazı var.

Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla beraber Ümit Burnu da önemini kaybetmiş oluyordu. Çünkü Avrupa’dan çıkan bir gemi Afrika’nın en güney kısmına gidip, Ümit Burnundan dönüp Hint Okyanusuna oradan da Hindistan ve Çin’e ulaşmak yerine daha kısa yoldan; Avrupa’dan çıkan bir gemi hemen Cebel-i Tarık Boğazı’ndan geçerek, oradan Akdeniz’e, oradan Süveyş Kanalı yoluyla Kızıldeniz’den geçerek Bab-ül Mendep’ten dönüp Hint Okyanusuna varmış ve böylelikle kolaylıkla Hindistan ve Çin’e ulaşabilecektir…

Devam edecek…

Selam ve dua ile…

İBRAHİM YAVUZ

İbrahim Yavuz *

Tüm Yazıları →
İbrahim Yavuz

Ayrıca Bakınız

KAYBOLAN GENÇLİK İDEALİZMİ -2-

3) BU MİLLETİN HAFIZASINI YOK ETTİLER  Bu milletin binlerce yıllık tarihi var. Bu tarih içerisinde 15 …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir