Salı , 5 Mart 2024
Son Dakika Haberler

Gurbette Gurbeti yaşamak

Seneler oldu Annemden, ailemden, kardeşlerimden, vatanımdan toprağımdan, dost ve arkadaşlarımdan ayrılalı. Sanki et ve tırnağın birbirinden ayrılması gibi acı veren bir şey bu.

Bedenin ruha hasret kalması gibi bir hüzün fırtınası esip durur içimde. Bana dışardan bakanlar sessiz, sakin bir deniz gibi görebilirler. İçim ise karlı, fırtınalı sert bir iklimin yurdu. Everest tepesinin zirveleri gibi.

İnsan bu durumda hem Allah’a olabildiğince yakın, hem en sert esen rüzgârlara, en dik uçurumlara karşı mücadele etmek zorundadır. Dikkat etmezseniz bir anda ayağınız kayabilir.

Çünkü önünüzde çetin, acımasız ve şakası olmayan aşmanız gereken bir etap vardır. Dişinizi tırnağınıza takarak bütün gücünüzle önünüzdeki engelleri, tepeleri aşmanız gerekir.

Sizi bekleyen fakat sizin beklemediğiniz sürprizleri, zorlukları yenmeniz için bütün enerjinizi toplamanız lazım.

Gurbette gurbeti yaşamak böyle bir şey işte.

Dil bilmezlik iş bulmak ve toplumla iletişim kurmak için en büyük engeldir başta. Bu durumda iseniz kalabalıklar içinde ıssız bir adada yaşayan yalnız bir insandan farkınız yoktur. Siz onlara bir canlı gibi cansız cansız bakarsınız, onlar da size.

İnsanların sizinle konuşmasından korkarsınız, siz onlarla konuşamadığınız için kendi yabancılığınızın farkına varır, üzülürsünüz. Bunu her alanda içinizde derin bir sızı olarak hissedersiniz. Ama kalabalıklar bu acının farkında değildir. Sizin kalabalıklar içindeki yalnızlığınız şiddetli bir baş ağrısı gibi vurur başınıza.

Sonra, bu engeli aşmak için kollarınızı sıvamak zorunda olduğunuzu anlarsınız. Daha sonra da iş bulmak, geçiminizi sağlamak için en önemli bir adımı atmak zorunda kalırsınız. O olmazsa olmaz bir şart gurbette.

Gurbette parasız pulsuz kalsanız, aç susuz kalsanız, açlıktan ölseniz kimsenin ruhu duymaz. Cebinizin boşluğunun ağırlığını yalnız siz hisseder, sıkıntısını yalnız siz çekersiniz. Zaman gelir bu ağırlık sizi diz üstü bile çökertebilir.

Sizi anlayacak belki hiç kimse yoktur. Belki yok denecek kadar insan vardır. O zaman işte kalabalıklar içindeki yalnızlığınızın dayanılmaz girdabı içinde boğulmamak için var gücünüzle çırpınırsınız.

Doğru dürüst arkadaş ve çevre edinmek gelir daha sonra. Onları bulunca kırk yıllık dost ve tanıdık gibi onlarla bir olduğunuz anların tadı damağınızda kalır. Bir daha ki buluşmayı, görüşmeyi heyecanla beklersiniz.

Bütün bunlara rağmen anneniz, babanız, aileniz ve sevdikleriniz gözünüzde tüter. Vatan ve toprak hasreti tarif edilmez bir duygudur insanın içinde. Hasret insanın dudaklarında her gün tekrarlanan dervişlerin çektiği bir vird gibidir.

İnsanına göre değişir bu da. Bazılarının ki zikri hafiye benzer içten içe kaynayan bir magma gibi fokurdar insanın içinde. Bazılarına yükseklerden dökülen bir şelale gibidir, çağlar durur her gün insanın dilinde.

Gurbet, en çok bayramlarda insanın yüreğine oturur. İnsan görmek, sarılmak, ellerini öpmek, koklamak istediklerinin yakınında olmadığını fark ettiğinde içindeki o dipsiz burukluğu ve boşluğu hisseder. Derin bir hüzün gibi çöker bu boşluk insanın yüreğine. Yankısı günlerce insanın içinde dinmeyen bir hüzün dalgası, dalga dalga yayılır hücrelerine.

Bu gurbetin insanı kuşatması ve vakumlamasıdır adeta. Bu kuşatma ”Ben buraya ait değilim’’ demektir. Yabancılığınızı kolsuz bir hırka olarak sırtınıza alır, böyle yaşamanın şartlarına alıştırırsınız kendinizi.

Bayramlarda herkes sevinirken siz de sevinir görünmeye çalışırsınız. Ama içinizde uyanan bir his, sessizce

”Bayram geldi neyime anam anam garibim

Kan damlar yüreğime anam anam garibim’’

türküsünü mırıldar. Ruhunuzun en derin vadilerinde yankı bulan bu sesi dışarda kimse duymaz, ama siz hem söyler hem dinler hem de hissedersiniz. Kimse bilmez gurbetin sizi ta yüreğinizden vurduğunu. Kimse bilmez sizin yaralı bir ceylan olduğunuzu.

Yüreğinden ılık ılık kan sızan yaralı bir ceylan gibi dolaşırsınız şehrin sokaklarında bir hayalet gibi. İnsanlar, caddeler, sokaklar, meydanlar duymaz sesinizi. Kimse bilmez/bilemez halinizi. Benden başka kimse anlamaz sizi.

 Arif Altunbaş, www.yorum-online.de

Ayrıca Bakınız

Başkan; ”Cehalet karanlığını yırtıp atacağız” dedi.

Diyanet Akademisi Başkanlığı Birinci Dönem Aday Din Görevlileri mezuniyeti vesilesiyle, güzel bir atmosferde, böyle anlamlı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir