Pazar , 3 Mart 2024
Son Dakika Haberler

Karanlık bir tiyatro hikayesi .

Başını Amerikan emperyalizminin çektiği, kanlı ve kirli ayak izlerini ingiliz katırı, fransız öküzü, alman kurt köpeğinin izlediği, istihbarat örgütlerinin organize ettiği modern batı sömürgeciliği ermeni, yunan, rum, PKK ve türevleriyle bunların mayın eşekleri Türkiye’ yi çepeçevre kuşatmış durumdadır.

Avrupa yanaşması cepsizler, ipsizler ve sapsızlar ile milli, zilli, deva ve demokrasi sosuna batırılmış altı ayaklı yuvarlak masa etrafında ‘’örümcek ağı ve karayılan’’ tiyatrosunu oynayan aktörlerle sahnelenmek istenen bir tiyatro. 37. Tur, 1. Sezon, kapalı kapılar arkasında Washington. Hasılat rekoru; milyonlarca sıfırın toplamı olan bir sıfır milyon.

Yurt içinden bütün muhalifleri topladı kaptan, bir umut kapısı aralamak üzere batıya döndü, kıblesine yöneldi. İşte, böyle çizilmiş Cumhurla Harp Hareketinin vizyonu. İyice tanıyın diye açıklıyorum onu. Ben diyeyim ittihatçı karması, siz deyin ihanet sofrası veya zillet çorbası.

Bay sipariş başaktör 2. Tur seanslarına başlamadan teknik, taktik, stratejik bilgiler almak, ‘’Gaylule’’, ‘’Kaylule’’, ‘’Feykule’’ toplantılarına katılmak üzere ABD’ ye uzandı. Hamburger yemek üzere 8 saat karanlıkta kaldı. Arkasından 28 Şubatçıların kazığından kurtulan bir yaban kedisi yardımcılarına bir zılgıt salladı. Kemale ermemiş bir adamın gittiği yeri gösterdi işaret parmağı ile.  Siz de yürüyün oraya, Hamburger de yemek için kaybolmayın.Sizin ipiniz kopar, ben de başaktör olamam dedi.

Bu davranışlar ve toplantılar bana varlıklı ev hanımlarının kısır toplantılarını, kına gecelerini, doğum ve altın günü partilerini, dedikodu ve gıybet buluşmalarını, suni gündemlerle bir araya gelip kurtlarını döken gösteriş budalası kokanaların hormonlu toplantılarını hatırlatıyor.  Lüks makam arabaları, marka giysiler, paris modası gravat ve papyonlar, İngiliz tipi ayakkabılar, isviçre kol saatleri, bir de konuklara ikram edilen gurme yemekleri…

Dedikodu menülerine, öğünme çorbalarına, böbürlenme hoşaflarına, gösteriş pilavlarına, debdebe tatlılarına, kibirli masalarına, hava atma ayaklarına, paparazzi medyalarına değinmeyeceğim. Gıybet ve dedikodu sofralarında kardeşlerinin etlerini çiğ çiğ canavarca nasıl iştahla yiyip doymadıklarını söylemeliyim. Bu toplantıların birisi inançsız kör bir cehalet ve kibrin hatırası, diğeri; namert bir siyaset ve ihanetin, kimliksiz bir şahsiyetin ve haysiyetin ego karması azgın bir şeytan sofrası.

Sırtlarında küfrün ve inkarın altı paslı ok’unu taşıyan ‘’Notre Damenin’’ kamburlarının marifetleri bunlardan ibarete değil sadece. Yozlaşma, yabancılaşma, yabanileşme, mankurtlaşma sadece dış görünüşlerine sinmiş değil bunların. Kalpleri de taş kömürü gibi siyah, ruhlarına da asvalt gibi ezik ve kapkara, kaybettikleri kimliklerini ve benliklerini arıyorlar Amerika’nın, Avrupa’nın sokaklarında Washingtonda, Pariste, Lonrada… Turist desen turist değiller, davetli misafir desen, o da; değil. Peki ne ararsın bre ahmak batının serhoş kaldırımlarında kusmuklar arasında.

Amerikaya gidenler bir demet nasihat, bir kucak vaadle milleri kırılmış, umutları sönmüş olarak milletin içine geri döndüler. Tiyatro, bir bunak, bir salak, 6 ahmak ve bir sürü avanak figüranla devam ediyor.  Bu tiyatroyu alkışlamaktan elleri patlayanlara dokunacağım ama, edebim ve terbiyem müsaade etmiyor.

İnsan, kaybettiği değerlerini düşmanın bahçesinde ve yurdunda değil,  kaybettiği evinde eşiğinde, bahçesinde sokağında, şehrinde ve ülkesinde aramalı dğerlerine bağlı, aklı yerinde bir şahsiyetse eğer. Düşmanlarından aldığı teknik, taktik, stratejik bilgilerle kendi milletine, vatanına ve devletine karşı operasyon çeken malum dış güçlere zağarlık yaparak Bizans ayak oyunlarıyla -ne olursa olsun diyerek-iktidara gelmek, emperyalistlerin kolonyal valisi olmak demektir. Bu ahmaklıktır ve en büyük ihanettir.

Ülkemize karşı yapılan bu yabancı kuşatma dış güçlerle içimizdeki yerli münafıkların oynadıkları ikircikli milli, zilli, pilli, kirli tiyatroların eseridir.

Şahsiyet; kuruşla değil, duruşla ortaya konulan bir kimlik ve kişilik belgesidir. Amerika ve Avrupa’ nın eteğinin altına sığınıp orada kaybolup kimlik ve kişilik aramak şahsiyetsizliğin en dik alasıdır.

Düşmanın eline geçmek, kucağına sığınmak, eteğinin altına gizlenmektense yay gibi gerilip ok gibi nişan almak ve savunmaya geçerek düşmana başkaldırmak onurlu ve şahsiyetli insanların ve milletlerin duruşu ve ahlakıdır.

Arif Altunbaş, Haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Uşaklar ve Kavşaklar

Arif Altunbaş ‘’BİR bilim insanının dinci olabilmesine bir türlü akıl erdirememişimdir. Dindar olabilir. Ama dinci …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir