Pazar , 19 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

HAYAT TARZINA MÜDAHELE!…

Talebelik günlerimde,Ankara’da askerlik yapan bir köylümüzü ziyarete gittim. Askerimiz,”gazino”da askerlik yapıyordu. Ayrı masalarda idik ama askerimiz bizi bir komutanı ile tanıştırdı. Masalarımız birleşti ve masaya içki servisi yapıldı.

Komutan (Binbaşı) içkisini yudumlarken,bir kadehi de bizim için doldurttu. “Buyur” etti. “Ben içmem” dedim. “İç” dedi,ben, “içmem” dedim. Bu şekilde konuşma en az beş kez tekrarlandı. O “iç” dedi,ben “içmem” dedim. Sonunda bombayı patlattım. “Sen içme!” dedim. Adamın elindeki bardak titremeye başladı. Ne yapacağı konusunda mutlaka bir şeyler düşündü: Eminim ki,takınabileceği en “edebi” tavırla “Sen ne karışıyorsun benim içmeme” dedi. Ben,duruma hazırlıklıydım. “Siz,geldim geleli bana karışıyorsunuz.” deyiverdim.

İnsan ve hayat böyle bir şeydir. Her şeyimize karışılmıştır ama biz “hayatımıza ve hayat tarzımıza hiç karışılmadı” diye biliriz. Ve hayatımıza,aslında hiç bir “karışma” yoktur ve fakat “O kadar hayatımıza karışılıyor ki,kendi hayatımız kalmadı” diye bir algıya pekala düşeriz.

“Devrimler” deriz. Devrim nedir ki,başından sonuna kadar,manası ve uygulaması ile tamamen bir “karışma”dır. “Şapka giyeceksinnnn. Giyyy”…..Sonra,”Dün yazdığın harfler var ya o harfleri bir daha kesinlikle kullanmayacaksın. O harfler ile yazılmış herhangi bir kitabı sakın ha ki okumayacaksın. Okursan eğer,ben de senin canına okurum.” diyeni ve dediğini de yapanı “kahraman” ve de “devrimci” yapacaksın.

Bu kafa ile,insanların hayat tarzına herhangi bir müdahele edildiğine dair hiç bir algı duymayacak ve taşımayacaksın.

Sonra,gün gelecek… Birisi çıkıp da “Arkadaş,sen istersen artık şapka giyme… Bundan sonra da istediğin harfler ile pekala okuyabilir ve de yazabilirsin” denildiğinde “hayat tarzımıza müdahele vaaaaar” diye cıyaklıyacaksın. Peki ama,bu nasıl bir iş,diye sormak niye hiç aklınıza gelmez.

Türkiye,sanki,şimdiye kadar,hayatımıza ve hayat tarzımıza hiç müdahele görmemiş bir ülke imiş de: Şimdi,hayatımıza ve hayat tarzımıza müdahele etmeye çalışan bir iktidar ile karşı karşıya imiş tarzı bir “dayatma” ile karşı karşıya. Bu dayatmanın,”devrim” adı verilen yukarıdaki “şapka” ve “yazı” örneklerinden daha “devrimci” olduğunu akıl edebiliyor muyuz?

Yani,daha bir dayatmacı ve yani daha daha müdaheleci bir tavır ile karşı karşıyayız. Nitekim,şimdi,bunun adı da “devrimcilik”tir.

Bu neye benziyor biliyor musunuz: Kölelerin,köleliği kaldırmaya çalışan insanlarla mücadelesine benziyor.Köle’nin,köleliğine karşı mücadele edenlere,köleler diyorlar ki: “Hayat tarzımıza müdahele ediyorsunuz.”

Hürriyet,çok insanın bilmediği bir şeydir. Nitekim,Hürriyet gelir ve fakat sen meydanlarda hürriyet ararsın. Bulamazsın ve doğal olarak bağırırsın. “Nerede bu hürriyet” diye. Nitekim, Osmanlı’nın son zamanlarında,her müdahele “hürriyet” namı ile yapıldı ve her “Hürriyet gelecek-geliyor” denildiğinde,insanlar,sokaklarda “hürriyet” arar ve bekler olmuşlardır.

Şimdi,şu zamanda,insanlarımız; Özellikle de devrimcilerimiz,hürriyet arıyorlar. Tabii ki bulamıyacaklar. Çünkü,artık yok o eski “muktedirler” ki, “Şişeyiiiii kır. Yoksa kafanı kırarım” desinler ve dediklerinde de,ortalık,pislik kokusundan geçilmez olsun.

Ortalık pislik kokmuyor: Hürriyet o kokuya benzemiyor bu yüzden de “hürriyet yok: hayat tarzımıza müdahele var” diyorlar.

Yani…..

Aydın Aydın *

Tüm Yazıları →
Aydın Aydın

Ayrıca Bakınız

TÜRKİYE’ NİN FİLİSTİN HAİNİ OLMAMA YOLU VAR MI?

Aydın Aydn Araplar yıllarca Kudüs’e gitmediler. Çünkü Kudüs’e gitmek demek İsrail’i devlet olarak tanımak demekti.  …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir