Pazartesi , 5 Ekim 2026
Son Dakika Haberler
MÜNÂFİKÛN: ALDATMANIN KARA YÜZÜ

MÜNÂFİKÛN: ALDATMANIN KARA YÜZÜ

Münafikûn Sûresi, Müslüman görünümlü münafıkların yalanlarla saklanmış düşmanlıklarını resmeder. İkiyüzlü tutumlarını, İslam aleyhine nasıl kullandıkları gösterilir. Bir toplumun ifsadında/ huzurunun bozulmasında asıl rol alanların münafıklar olduğu ve ifsatlarını da dinî içeriklerle görünmez kılmak istedikleri haber verilir.

Ortamlar, zamanlar ve oluşan imkânlar insanların asıl karakterini gösterir. İnsan, yaşamadığı şeyin imtihanını veremez. Nice insan, tabi olduğu birçok hayat sorumluluğunu İslam’a göre yerine getirmektedir. Bunun aksi de olmaktadır. Kavuştuğu dünya rahatını, imana aykırı bir hayata dönüştürenler de olmaya devam edecektir. “Seni tanıyamıyorum, eskiden böyle değildin.” dedirten davranış şekilleri buna örnektir. Her renge bürünerek menfaat temin etmek için karakterlerini satılığa çıkaran insan tipleri, toplumların en tehlikelileridir.

Sözün doğruluğu, yanlış niyeti düzeltmez. Münafıklar, menfaat elde edecekleri her yere muhataplarının memnun kalacağı sözlerle yaklaşırlar.

İnsanın sözü ile özünün aynı olması sıdkının, farklı olması ise kizbinin/ yalancılığının alametidir. Aynı şeylerin söylenmesi kadar aynı niyetin oluşması da önemlidir. Sözün kendisi doğru olsa da yalancının dilinde aynı karşılığı bulmaz.

Münafık, kök anlamı itibarıyla tarla faresi demektir. Sözlükte “yuvasına girmek; olduğundan farklı görünmek” anlamındaki sıfat olan münâfık kelimesi, “inanmadığı hâlde kendisini mümin gösteren” kimse demektir. Kelimenin toplum dilinde tarla faresi için kullanılması, münafığın nasıl bir karakter taşıdığını da gösterir.

Tarla faresi, bir tehlike anında kaçmak için birden fazla çıkış noktası hazırlar. Tıpkı tarla faresi gibi yalanları kendisine sığınak yapan münafıklar arasında davranış benzerliği vardır. Münafık, “dinin bir kapısından girip diğerinden kaçan çifte şahsiyetli kimse” olarak da tanımlanmıştır. Aynı zamanda alınıp satılan şey anlamına da gelen nifak, insan davranışlarındaki tutarsızlığı da gösterir.

Her dönemin insanı, herkese ayak uyduran, iradelerinde ilke sahibi olamayan ve durumdan menfaat elde etmek için her renge giren münafıklardır. İslam’ın sınırlarını tanımayan iradelerin, ağzından doğru söz çıksa bile Allah katında değeri olmaz.

“Münafıklar sana geldiklerinde, ‘Tanıklık ederiz ki sen gerçekten Allah’ın elçisisin.’ derler. Senin hiç kuşkusuz kendi elçisi olduğunu Allah elbette biliyor; ama Allah tanıklık eder ki münafıklar (inandık derken) kesinlikle yalan söylemektedirler.” (Münâfikûn Sûresi, 63/1)

Yalancılar için “Allah birdir dese inanmam.” sözü boşuna kullanılmamıştır. Allah ile aldatmayı, yeminle yalanlarını görünmez kılmayı seçenler, bütün insanlık boyunca sorun üretmişlerdir.

Münafıklar, bulundukları yerleri, makamları ve kazançları korumak için her türlü yalana sarılırlar. Yalanları için harcamayacakları değer yoktur. Yalan söylemek, münafığın en görünür işaretidir.

En büyük zararları dinî alandadır. Dinî alanda yalan üretenler, İslam’ın değerlerini kullanarak insanları saptırmak için düzenekler kurarlar. Muhataplarına has görünmek için kıyafetlerini ve sözlerini özel olarak seçerler. Gerekirse mescit dahi inşa eder, safa durup namaz dahi kılarlar.

“Onlara şöyle bir baktığında dış görünüşleri sana iyi bir izlenim verir; konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Ama onlar sanki bir yere dayanmış kütükler gibidir (böyle güvendeymiş gibi görünürler). Her gürültüyü kendilerine yönelik sanırlar. Asıl düşman onlardır, onlardan korun! Allah kahretsin onları! Nasıl da haktan yüz çeviriyorlar!” (Münâfikûn Sûresi, 63/4)

Münafıklar, kendi yalanlarını iyi bildikleri için korkak ve tedirgindirler. Doğruya talip olanları kendilerine düşman bildikleri için tıpkı tarla faresi gibi bir yalanın deliğinden diğer yalanın deliğine girerler. Oysa ilahî adalet önünde kimse sırrını saklayamaz.

Müminler, Kur’an-ı Kerim ile haber verilen münafık karakterlerini iyi anlayıp hayatlarının hiçbir alanında bilerek nifak davranışları bulundurmazlar. Nifakı seçmiş münafıkların değirmenine su taşımaktan uzak dururlar.

Yolun altı oyulursa yol bozulur ve çöker. Münafıklar, İslam’ın insanları çağırdığı sırât-ı müstakimin, yani doğru yolun düşmanıdırlar. Bozuk yoldan beslenenler, yolun düzgününü istemezler.

Toplumları denize düşürüp yılana sarılmaya mecbur eden anlayışın düzeneğini kurarlar. Bugün dünya çapında zalimlerin ürettiği bütün zulümler, birer münafık işaretidir.

Münafıkların en çok açık verdikleri yer, hakkı konuşanlardan ve hakkın konuşulmasından rahatsız olmalarıdır. Kendi aleyhlerine bir durum hissettiklerinde yalanlarının tünellerine sığınırlar. Hem inkâr ederler hem de ihanet ederler. Eğer toplum içinde çoğunluğu sağlayabilirlerse karşıtlarını yok etmek için bürünemeyecekleri kötülük yoktur.

Münafıklarda haset üst seviyededir. Kendilerinden başkasına izzeti yakıştırmak istemezler. Düştükleri kibir kuyusunda debelenip dururlar. Müminlerin iyi niyetlerini sömürmek için fırsat kollarlar.

Toplum içinde erdemli davranışların sahiplerinden kurtulmak isterler. Bütün zamanların münafıkları bilir ki kötülüğü besleyen ahlâki bataklık kurudukça kötülere yaşayacak yer kalmaz.

Münafıklığın en belirgin özelliklerinden biri de Allah’ın emirlerini görmezden gelmek, Allah yolunda infak ibadetinden geri durmak ve infak ruhunu öldürmektir. İnfak, Allah yolunda Allah’ın verdiklerinden O’nun rızasına uygun harcamaktır. Aynı kökten gelen infak emri, nifakın panzehridir. Çünkü infak, ancak Allah’a ve ahirete iman edenlerin severek ve sevinerek yapabileceği bir ibadettir.

İnsanı nifaka düşüren bir diğer husus da evlat ve mal biriktirme hırsıdır. İnsanlar çoğunlukla mal ve çocuklarının hatırı için imanın sorumluluklarından yüz çevirirler. İnsan, nesil sorumluluğunu yerine getirirken ilahî ilkelerden uzaklaştıkça nifak çukuruna düşebilir. Müminlere infak ibadetinin sık sık hatırlatılması, onları nifaka düşmekten korumak içindir. Malın imana tanık kılınması ve iman yolunda kullanılması, münafıklık tehlikesine karşı çok büyük bir değerdir.

Allah, bütün zamanların sapkınlarına yaptıklarından haberdar olduğunu bildirmiş, müminleri de münafıklığın bütün zararlarına karşı koruyacak emirlerle uyarmıştır.

“Allah, eceli gelince hiç kimsenin ölümünü ertelemez. Allah, yapıp ettiklerinizden tamamen haberdardır.” (Münâfikûn Sûresi, 63/11)

Yorum yap

Mustafa Kolcu *

Tüm Yazıları →
Mustafa Kolcu

Ayrıca Bakınız

KENDİNİ TANI

KENDİNİ TANI

Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinde yürüyenlerin en iyi bildiği hakikat şudur: Kim iyilik yaparsa kendi iyiliği için …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir