Cumartesi , 25 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

FIRAT AKAR TÜRK BAKAR REİS YAPAR

Cumhuriyet tarihinin en büyük projelerinden biri olan Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nin temelinin atılmasıyla birlikte siyasetimizin eski hastalıklarından biri olan “istemezük” anlayışı yeniden gündeme geldi.  Türkiye’de milletimiz için ne zaman büyük bir proje gündeme gelse, faydalı olup olmadığına bakılmaksızın sırf ideolojik olarak birileri daima karşı çıkmıştır. Bu karşı çıkmayı saplantı derecesine getirenler de vardır.

Kendileri yapmayınca, başkalarının milletimiz ve geleceğimiz için yaptığı hizmetleri bırakın takdir etmeyi birçoğuna kafalarını çevirip dahi bakmamışlardır. Hızlı trene binmedikleri, Marmaray’ı kullanmadıkları, Yavuz Sultan Selim ve Osman Gazi köprülerinden geçmedikleri gibi. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Keban Barajının fizibilite çalışmaları yapılırken malum güruh yine istemezük naraları atıyordu. Hatta İsmet Paşa’nın “bu kadar elektrik ne olacak, toprağa mı vereceksiniz” sözü siyaset tarihimizin incilerinden biri olarak yerini almıştı. Üniversiteye hazırlandığımız yıllarda dershanedeyken Coğrafya hocamız Mustafa Tomruk, Keban Barajı ve Atatürk Barajı özelinde Güneydoğu Anadolu Projesinin önemini, ülke ve bölge ekonomisine yapacağı katkıları çok güzel bir şekilde ve oldukça heyecanlanarak anlatmıştı. Hocamız bu projenin yapılmasından ülkemiz ve milletimiz açısından heyecanlanmıştı. Yıllar sonra öğrendim ki hocamız ideolojik olarak GAP’ı hayata geçirmek isteyen siyasi irade ile taban tabana zıtmış. Ancak hocamız meseleye siyaset açısından değil; ülkenin ve milletin menfaatleri açısından bakmış ve oldukça önemsemişti. Mesele ülke ve millet olunca gerisinin teferruat olduğunu hocamızdan öğrenmiştik. Bugünlerde aydın (!) geçinenleri gördüğümüzde hocamızın ne kadar da münevver bir insan olduğunu çok daha iyi anlıyorum.

İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü yapılırken aynı güruh yine karşı çıkmış yine ‘istemezük’ demişti. Hatta o yıllarda köprünün resminin bulunduğu duvar panoları, çay tepsileri, tebrik kartları, cep aynaları yapılmıştı. Bu eşyalar neredeyse yok satıyordu. Anadolu insanının birçoğu gurbetteki ve askerdeki çocuklarının gönderdiği bayram tebriklerinden köprünün varlığından haberdar oluyordu.  Herkes köprü projesiyle heyecanlanmış, açılışı bayram coşkusu yaşatmıştı. İstemezükçüler yine burun kıvırmıştı. Milletin yemeye ekmeği yok, ayağını sokacağı çarığı yok falan gibi itirazlar geliyordu. Biz de itirazlarımızı sıralanmaya kalksak söyleyecek öyle çok mesele var ki, hangi birinden başlasak? Bunları sıralamak bugünümüze bir şey kazandırmayacaktır. Bugün yapılanlara ve yapılmak istenenlere itiraz edenler görmek ve anlamak istemese de bizim de itiraz ettiğimiz birçok iş bu memlekette yapıldı. Hem de dayatarak, kanunla, despotik uygulamalarla yapıldı. Bizim itiraz ettiklerimizin memleketimiz ekonomisine, sanayisine, kalkınmasına ve çağdaş uygarlığı yakalamasına o günlerde de bir faydası olmadığı gibi bugünlerde de hiçbir faydası yoktur. Bunları konuşmanın veya yazmanın çok da önemi yok.

Yıllarca Konya’mız kadar olmayan Hollanda’nın tarımdaki kalkınmışlığı, İsviçre’nin turizmdeki başarısı hep örnek gösterildi. Bu kıyaslamaları yapanlar ne yazık ki o küçücük İsviçre’deki Nükleer Santral sayısından bahsetmez, Hollanda’daki Nükleer Santral sayısından bahsetmezler. Hep Avrupa dediler, hep çağdaş batı uygarlığı dediler. Bilim ve teknolojik gelişmelere burun kıvırıp her türlü değerimize ters olan ne varsa aldılar, almayı da çağdaşlık olarak gösterdiler. Asıl çağdaşlık ülke ve millet menfaatine olan tüm gelişmeleri yakından takip edip almak ve öncelik sırasına göre milletin istifadesine sunmaktır.

Bir zamanlar Türkiye’de “Fırat akar Türk bakar” sözü vardı. O dün içindi. Bugün için bu sözün bir hükmü kalmadı. Fırat nehri beş kez dizginlenmiş durumda ve üzerine beş baraj kuruldu. Keban, Karakaya, Atatürk, Birecik ve Karkamış. Barajlar beşi bir yerde gerdanlık gibi Fırat’ın boynuna takıldı. “Fırat Akar Türk Bakar” sözü artık geçmişte kaldı. Fırat Akar Türk Yapar’ın ne demek olduğunu son on beş yıldır bizim istemezükçüler hariç cümle âlem gördü. Fırat Akar Türk Bakar anlayışından“İstemezükçüler Bakar Reis Yapar” anlayışına geçiş yaptık. Dün hayal bile edilmeyen projeler bugün bir bir hayata geçirilirken sıradaki projeler ise istemezükçülerin hayretlerini artırmaya devam edecektir. Yıllarca Sokullu’nun projelerinin büyüklüğünden dem vuruldu. Ondan daha büyüklerini hayata geçirenler ise görmezden geliniyor. Hazımsızlık mı desek, gâvurluk mu desek bilemiyorum. Bildiğimiz bir şey var. Siz bakmaya devam edin, Reis yapmaya devam edecek. İyi seyirler.

Ömer Naci YILMAZ

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

GİYDİRİLMİŞ KERESTELER

Ömer Naci Yılmaz   Galatasaray ve Fenerbahçe takımları arasındaki Süper Kupa maçının, Suudi Arabistan’da oynatılmamasından dolayı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir