Salı , 5 Mart 2024
Son Dakika Haberler

REFERANDUMA DOĞRU

   Sayın Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde 367 garabeti yaşanmıştı. O günlerde CHP genel Başkanı Sayın Baykal meclis grubunda yaptığı çok ateşli konuşmasında dönemin başbakanı Sayın Erdoğan’ı aday olmaması noktasında hizaya sokmak istiyordu. “Sakın olma, sakın olma, oldurmayın, sakın ha.” Daha önce seçilen cumhurbaşkanlarında aranmayan 367 yeter sayısı diye bir problem ortaya çıkarıldı. Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, anayasada belirtilen 367’nin sadece karar yeter sayısı değil, aynı zamanda toplantı yeter sayısı olduğunu söyledi. Bu görüşe göre oylamalara en az 367 kişinin katılması gerektiği, aksi halde sonucun geçersiz olacağı iddia edildi. Çankaya’ya çıkartmayız platformu bu iddiaya can simidi gibi sarıldı. Oylamanın hemen sonrasında, CHP 367 iddiasıyla seçimin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine gitti. Aynı günün akşamı Genelkurmay Başkanlığı internet sitesine, daha sonra e-muhtıra olarak anılacak bir basın açıklaması konuldu. Açıklamada seçimlerde laikliğin tartışma konusu yapıldığı ve Genelkurmayın bu konuda taraf olduğu söylendi. Anayasa Mahkemesi 1 Mayıs’ta verdiği kararla, 367 iddiasını kabul ederek yapılan birinci tur oylamayı iptal etti. Bunun üzerine 6 Mayıs’ta yapılan iki yoklamada da toplantı yeter sayısının (367) bulunamayışı yüzünden 11. cumhurbaşkanı seçilemedi.

   Yaşanan süreci çok iyi hatırlıyoruz. Laiklik ve cumhuriyet mitingleri gırla gidiyor, ordu göreve davet ediliyordu. Makul zannettiğimiz sol tandanslı insanlar bile yapılan haksızlığı bildikleri ve gördükleri halde, hanımı başörtülü biri cumhurbaşkanı olmasın diye durumdan vazife çıkartıyorlardı. Yapılan haksızlık milletten döndü, iktidar erken seçime gitti ve sonrasında Sayın Gül cumhurbaşkanı seçildi. Bugün birilerinin hoşuna gitmeyen cumhurbaşkanlığı sisteminin temelleri o günlerde siz sevinirken atılmıştı da haberiniz olmamıştı. Hak ve adaletten yana olanlar sesini yükseltmedi, zulme seyirci kaldı. Bugün yaşananların tamamı sizin haksızlık karşısındaki suskunluğunuzun neticesidir. Hiç endişelenmeye gerek yok, her şey güzel olacak… Bize ait olmayan bir sistem değişiyor, tarihi kodlarımıza dönüyoruz.

   Sayın Gül yedi yıl ülkeyi yönetti. Laikliğe bir şey oldu mu? Cumhuriyet elden gitti mi? Kimsenin özgürlük alanı daraldı mı? Bunlar cumhurbaşkanı seçecek olursa diye milletin korkutulmak istendiği hiçbir şey vuku bulmadı. Biz bunları gördük, onların yalan ve iftiralarına inanan insanlar da gördü. Şimdiki referandumla alakalı olarak aynı korkularla toplum yönlendirilmek isteniyor. Dün birilerinin yalanlarına inanan insanlar aynı yalanlara bugün de inanıyorlar. Bunun bir psikolojik karşılığının olması lazım. İnsan hep kanmaktan, kandırılmaktan yana tavır alır mı? İster evet de, ister hayır de. Ancak kimlerin ne dediğine de bir bak ve azıcık sorgula.

   Fetö’yü bu hale bunlar getirdi diye yıllardır hükümete ve reise giydirildi, şimdi bakıyorsunuz fetö ile aynı söylemde buluşuyorlar. Pkk Türkiye’yi bölmek, kendine bir devlet kurmak istiyor diye hepimiz olduğu gibi sizler de onlara karşıydınız şimdi ise siz onlarla aynı söylemde buluşuyorsunuz. Ulusalcılar yıllarca Atatürk’ün arkasına saklananlar şimdilerde ise onun mücadele ettiği yedi düvelle birlik olup bugün Fetö ve Pkk ile aynı şeyleri söylüyorlar. Bu eşleşmeleri ve benzeşmeleri uzatmak mümkündür. Bunları bir sitem olarak da söylemiyor; sadece durum tespiti yapıyoruz. Aslında her şeyin farkındasınız, bizim bildiklerimizi siz de biliyorsunuz. Fakat inadınız doğru tavrı koymanıza müsaade etmiyor. Ülkemin güzel insanlarının bir kısmının hayır demesini anlamak mümkündür. İşin içinde siyasi gelecek kaygısı vardır ve bu kaygı haklı bir kaygıdır. Bu insanların hayır dedikleri için kınanması, eleştirilmesi, suçlanması doğru değildir. Bu insanlar bu ülkenin düşmanı değiller, en az bizim kadar onlar da bu ülkeyi ve insanını seviyorlar. Onlar ne Fetö’ye ne de Pkk’ye bakıyorlar. Siyasi duruşları belki de böyle bir tavır geliştirmelerini gerektiriyor. Bugün böyle davrandıkları için suçlanmamalıdırlar. Bu insanlarla 16 Nisan 2017’den sonra yine bir arada yaşayacağız. Bazı aymazların gazına gelerek ülke insanımıza karşı olumsuz duygular beslemek bizim insanlığımıza, bizim Müslümanlığımıza ve kardeşliğimize asla yakışmaz. Her ne olursa olsun bizim düşmanlarımız bellidir, kavramların arkasına gizlenerek yeni düşmanlıklar üretmeyelim. Üreteceğimiz tek gerçekliğimiz sevgimiz, sevgi dilimiz ve muhabbetimiz olsun.

Ömer Naci Yılmaz

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

GİYDİRİLMİŞ KERESTELER

Ömer Naci Yılmaz   Galatasaray ve Fenerbahçe takımları arasındaki Süper Kupa maçının, Suudi Arabistan’da oynatılmamasından dolayı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir