Pazar , 3 Mart 2024
Son Dakika Haberler

PİYASADAKİ PAHALILIĞIN SEBEBİ KİM?

Birkaç gün önce Ataşehir halindeki kabakların çöp kamyonuna atılarak,

Halkın ucuz meyve sebze almasına engel olan vicdansızların görüntüleri

Hepimizin canını sıkmıştı.

 

70’li yıllarda Hal,

Unkapanı ile Eminönü arasındaydı.

O yıllarda öğrenci olduğumuz için, bizim çarşı pazarla pek işimiz olmaz

Ama

Fiyat düşmesin diye o günlerde de Hal’e bol miktarda gelen meyve ve sebzelerin Haliç’e döküldüğünü defalarca duymuştum.

Demek ki,

Hayat pahalılığını körükleyen bir şebeke her zaman var.

Peki,

Bu pahalılığa başka kimler sebep oluyor?

 

BAYRAMPAŞA

ADA PARK

Bunu

Başımdan geçen basit bir olayla arz etmeye çalışayım.

 

Bayrampaşa

Ada Park’ın simgesi olan dönme dolabın

Uzaktan ışıltılı görünüşünü gören çocuklar ısrar edince

Onları alıp lunaparka götürdüm.

Dönme dolap, atlıkarınca, dragon vs. derken çocuklar da heveslerini alınca

Bu sefer parkı gezmeye çıktık.

 

ESNAF YANLIŞ YAPIYOR

Gezerken

Çocuklardan biri (misafirimiz de vardı) uzaktan kumpirlere konan renkli salataları görünce dondurma sandı.

Cafe-Restoran türü olan yere yaklaştığımızda;

–         Kızım bunlar dondurma değil, patatese konulan salatalar…

Diye anlatmaya çalışırken, kapıda ağzı iyi laf yapan biri

–         Abi! Dondurmamız da var!

–         İyi o zaman, bir külah verir misiniz?

–         Abi külah yok. Şöyle kap gibi bir şeye koysam olur mu? Ama şöyle masaya buyurun oturun çocuk masada yesin!

Biz de yorulduğumuz için bu davet işimize geldi. Masaya geçip oturduk.

 

KAZIK

Oturur oturmaz

Hemen önümüze menü kitapçığını koydular. “Ya hu biz çocuğa bi dondurma…” falan diyecekken, altında yanan ocağıyla masalara servis edilen demlikli çay gözüme ilişti.

İçimden “Her gün buraya gelecek değiliz ya! Şöyle demlikle servis edilen şu çaydan bir içeyim.. hem böylece dinlenmiş oluruz.” Diye geçirdim.

 

Bu arada

Gözüm menü listesine ilişti, biraz irkildim ama artık oturmuş olduk. Mesela bir dilim yaş pasta 22 lira. Gerçi menüde gavurca isimli bir sürü şey yazıyor. Birine yarım çilek koymuş, ismi bilmem ne olmuş, öbürüne çikolatayı (aslında krem şanti) fazla koymuş ismi farklı olmuş böyle 8-9 çeşit ama hepsi bildiğimiz yaş pasta.

 

Çocuklar bu arada dondurmayı falan unuttu.

Biri yaş pastaların birinin üstüne elini koydu ‘bundan isterim’ dedi, diğeri patates dilimlerini gördü onu istedi. Ben çay..hanım yine gavurca ismi olan bir kahve türü istedi(kahve ile alakası yok.. kim bilir neyin karışımı olan bir “şeyi” ibadullaha içirip duruyorlar)

Kahveler o kadar berbat ki, içilemedi.

Derken

İki tane de kumpir geldi masaya.

 

Kumpirler de berbat.. onlar da öylece kaldı yenmedi.

Günah.. çöpe atılacak diye birini yemeye çalıştım

Ama

Bildiğimiz kumpirle alakası yok.. bitiremedim.

 

HESAP

Hesap geldi 266 lira…

Kumpirin tanesi 30 lira, iki kişilik demlikle çay 45 lira.

 

KİM SUÇLU

Şimdi kafadan bir hesap ettim.

Kumpirin maliyeti en fazla 3-4 lira bir şey.

Çünkü

Seçim zamanında

Soğan-patates üzerinden oyunlar oynanmış

Ve bilindiği gibi iktidar bundan dolayı büyük şehirleri kaybetmişti. Bu yenilgide patates-soğanın etkisi uzun süre konuşuldu.

Bunun üzerine hükümet önlemini alarak soğan ve patatesin makul seviyeye çekilmesini sağlamıştı.

Yani

Patatesin fiyatı iki yıldır değişmedi.

 

Kumpir için kullanılan bir patates en fazla 1 lira maliyeti var.

Bunun içine tereyağı (yediğimiz kumpirin içinde gram tereyağı yoktu, margarin kullanmış olduklarını düşünüyorum) kırmızılâhana turşusu, bezelye, kornişon turşusu, biraz kısır vs. hepsi yerli malı ve hepsini toplasanız maliyeti 3-4 lirayı geçmez.

Bu arada

Mülkiyet belediyeye ait olduğu için

Pandemi vs. meselelerden dolayı kira artışı da yok.

Hatta tam aksine devletin kira ve kısa süre çalışma ödeneği gibi yardımlarla desteği var.

Elemanların çoğu asgari ücret veya biraz üstünde çalışan gençler.

Peki, ne oldu da

Kumpirin fiyatı bir yıl içinde 2-3 kat arttı?

Ve

“Ey işletmeci! Maliyeti 3-4 lira olan bir ürünü

Hangi vicdanla 10 katına satarsın?”

Burada suçlu kim?

 

Çay da aynı…

Kullanılan tüm malzemeler yerli.

Neticede içine bir kaşık Rize çayı konan bir demlik ve sıcak su… Bunun da maliyetini toplasanız 4-5 lirayı bulmaz. 45 lira nasıl olur?

 

Şimdi suçlu kim?

Hükumet mi?

Aç gözlü işletme sahibi mi?

Yan masada oturan gençlerin mi?

(Bunların arasında çok miktarda başörtülü kızlar da var. Saat gecenin on biri olmuş, ellerinde sigara, önlerinde kalabalık bir menü kim bilir onlar da ne kadar bir hesap ödeyecekler. Ben bu hesaptan sonra buraya adımımı atmam ama belli ki, bu gençler buranın müdavimi…)

Suçlu meyve sebzeyi çöpe atanlar mı?

Aradaki spekülatörler mi?

Kazanmadan

Para harcayan ve fiyatlara hiç itiraz etmeyen gençler mi?

Kararı siz verin…

 

Emin Batur

 

NOT: Avrupa ve Amerika’da da pahalılık almış başını gidiyor.

Pandemi dünyanın her yerini vurdu.

Mesela Fransa’da

Geçen yıldan bu güne kadar

İnşaat malzemelerine %100’e varan zam geldi. Hem de avro bazında geldi bu zamlar.

Emin Batur *

Tüm Yazıları →
Emin Batur

Ayrıca Bakınız

İMO SEÇİMLERİVE UĞULTU TAKTİĞİ

Emin Batur Sokak röportajlarındaBazı CHP’li seçmenlerin.. adayımız terlik bile olsa oyumu ona veririm demelerinin sebebini …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir