Pazar , 19 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

Melek yüzlü şeytanlar

İnsanlar geçmişlerine dönük bilinç kaybına uğrayabilir, tarihini unutup inkar edebilir, ama; tarih insanlığın hafızası olarak hiçbir şeyi unutmaz. O her zaman insanlığın aynası olmaya devam eder.

İnsanlık var oldukça geçmişin arkeolojik bulgu ve materyallerini toprak ana gibi bağrında saklamaya, ulu bir müze ve köklü bir kütüphane gibi onlara ev sahipliği yapmaya devam eder. Hak ve hakikatin izini izleyen kalemler, peşinde koşan yazarlar, düşünürler ve bilim adamları da tarih gibi unutmaz, çıplak ve yalın, tok sözlü ve direkt olarak hakikatin tercümanlığını yaparlar. Kişi ve toplumlar kendi gözlerini kapatmakla ancak kendi dünyalarını kendilerine zindan ederler.

Avrupa Birliği Dış İşleri Bakanı Josep Borrell AB Diplomasi Akademisinin (3 Ekim 2022) açılış konuşmasında, “Avrupa bizim kurduğumuz bir bahçedir. İnsanlığın inşa edebileceği, siyasi özgürlük, ekonomik refah ve sosyal uyumun en iyi bileşimi bu bahçede ortaya konuldu. Burada her şey tıkır tıkır işliyor. Dünyanın geri kalanı ise tam olarak bu bahçe gibi değil, çoğu bir ormandır ve bu orman bu bahçeyi istila edebilir. Bahçıvanlar onunla ilgilenmelidir. Ancak duvarlar örerek bahçeyi koruyamazlar. Güzel, küçük bir bahçenin duvarlarla çevrilmesi, ormanın içeriye doğru yayılmasını önlemek için çözüm değildir. Çünkü ormanın hızlı bir büyüme kapasitesi vardır. Bu duvarlar ise, bu bahçenin korunması için asla yeterli değildir.

Bahçıvanlar bu ormana gitmek ve onu kontrolleri altına almak zorundadırlar.  Avrupalılar dünyanın geri kalanıyla çok, daha yakından ilgilenmek zorundadırlar. Aksi takdirde, dünyanın geri kalanı bizi farklı yollar ve araçlarla istila edecekler. Evet, bu benim size vereceğim en önemli mesajımdır. AB olarak Dünyanın geri kalanıyla çok daha fazla meşgul olmak zorundayız.”

Borell’in kısaca vermek istediği mesaj; İspanyol ataları gibi çalıp kaçırarak, kan ve kuru kelleler üzerine inşa ettikleri Avrupa bahçesinin dışında kalan ormanı işgal etmek, sömürmek, yeniden bıraktıkları yerden korsanlığa ve barbarlığa devam etmek. Bu konuşma, ‘’sömürgeci’’, ‘’kolonyalist’’, ‘’işgalci’’, ‘’ istilacı’’, ‘’ırkçı’’ ve ‘’ vahşette sınır tanımayan’’ batı emperyalizminin katliamlarını ve sömürgeci geçmişlerini hatırlatılıyor bize. Avrupalı diplomatlara köle tüccarı ataları gibi davranmalarını ve ormanı kontrol altına almaları önemle tavsiye ediliyor.

Dünyadaki sosyal medya kullanıcılarının de şiddetli tepkisine çeken bu konuşma Avrupa’nın içine düştüğü dar boğaz ve çıkmazın habercisidir. Çünkü Avrupa ne zaman dara düştü ise; çözümü hep yağmacılıkta ve sömürgecilikte aramıştır.

Başta ,1096 da Haçlı seferlerini ilan eden Papa II. Urban, o zaman ki Avrupa’yı açlık, kıtlık ve ekonomik krizinden kurtarmak için zengin Müslüman ülkeleri işgal edip yağmalamaya karar vererek, Avrupa’yı o günkü sefaletten kurtarmak istedi. Hıristiyanları motive edebilmek için Haçlı Seferlerine dini bir kutsallık kazandırdı, ‘’Kudüsü Müslümanların elinden kurtaracağız’’  sloganıyla yola çıktı. Haçlı seferleri başladığında Avrupa içlerinden kopup gelen Haçlı sürüleri Bizans’a gelinceye kadar yolları üzerindeki bütün hıristiyan şehir ve köylerini yağmaladılar. Anadolu’da yaptıkları zulümler, katliam ve barbarlıklar ise, hala milletimizin hafızasında yaşıyor.

Batılılar Amerikan kıtasının işgal ettikten sonra oradaki yerli halkların hazinelerini çalıp kendi ülkelerine getirerek zenginleştiler. Bunun için oralarda yapmadıkları insanlık dışı vahşet ve soy kırımı kalmadı. Avrupalıların Afrika ve Asya’yı sömürme sırasındaki zulüm ve işkenceleri hala devam ediyor. Şimdi bile Afrikalılar batılıların gözünde eğlence, spor ve seks objesinden başka bir değeri olmayan, haraç mezat  alınıp satılan mal gibidir.  Evlerindeki besledikleri kedi ve köpekler onlardan daha kıymetli, üstün ve değerli varlıklardır.

Birinci ve 2. Dünya savaşlarının sebepleri daralan ekonomiler, kaybedilen pazarlar, kabettikleri ham madde kaynakları, sıkışan ekonomileri ve iflas eden sistemleri değil miydi? Bu hırs batıya 100 milyon insanın ölmesi, bir o kadarının sakat kalması, milyarlarca zarar, ziyan ve yıkıma mal olmasına yol açtı.

Batı medeniyeti masum yüzlü bir şeytandır. Borell’ in mesajı, “ırkçı ve sömürgeci batıyı” içine düştüğü lüks, rahat, uyku ve uyuşukluktan uyandırmayı yönelikken, ormanda yaşayan insanlar da, tarihlerini hatırlatan parmak sallamayla karışık bir meydan okumaydı.

Borell, ormanların tekrar işgal edilip yağmalanmasıyla Avrupa’nın içine düştüğü krizden çıkabileceğini zannediyor. Korsanlık ve yağmacılıkla tescilli tarihine rağmen Avrupa Dış İşleri Bakanının bu pervasız tutumu bir işaret fişeği idi.

ABD işgal ve baskısı altında nefes bile alamayan AB Rusya Ukrayna savaşıyla zirveye tırmanan ekonomik krizi yeni bir haçlı seferi ile mi çözmeyi düşünüyor? Yoksa, yeniden Asya’yı Afrikayı işgal ve talan ederek, yine oluk oluk kan dökerek dünyanın en modern ve ilerici, en demokratik ülkesi olma tacını giyerek NOBEL’ e aday mı olmak istiyor?

Son yıllarda Amerika’nın ve AB’ ın Yunan, Rum, Ermeni ve PKK piyonlarını Türkiye’ye karşı kışkırtmaları, hep birlikte uyguladıkları silah ambargoları, etrafımızı çepeçevre askeri üstlerle donatmaları bir tehdit koridoru oluşturmaları aynı emperyalist mantığın yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

Borell, bu önemli mesajında Batının şuuraltı niyetini okudur. Ormandakiler ve batılılarca o ormanın bir parçası olarak görülen Türkiye gafil avlanmamak, her an olabilecek süprizlere hazırlanmak zorundadır. Bu demektir ki, milletimizi ve devletimizi yeni bir ‘’Kut’ul Emare’’, ‘’Çanakkale’’ ve ‘’İstiklal mücadelesi’’ beklemektedir.

Arif Altunbaş, Haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Kardeşlik manifestosu

Arif Altunbaş Gurur, kibir ve her hususta aşırıya gitme! Hepimiz Âdem ve Havva’nın çocukları olan …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir yorum

  1. Avatar

    Kaliminize ve yürğinize sağlîk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir