Salı , 5 Mart 2024
Son Dakika Haberler

Irak ve Suriyede mağdur olan Sünniler

 

Türkiye’nin Irak ve Suriye ile ilgili kaygı ve önerilerine kulak asmayan, kendi burnunun hizasında giden ABD’nin Ortadoğudaki stratejik hedefleri bölgeyi içinden çıkılmaz bir bataklığına dönüştürdü.

Maliki’yi tepeden inme Irak’ın başına bela eden, Malikinin bölgeyi mezhep savaşına sürükleyinceye, bir kan gölü haline getirinceye kadar arkasında duran ABD’nin Irak ve Suriye üzerindeki tüm hesapları ve öngörüleri iflas etti.

Bu arada Irak’ın Şii, Sünni ve Kürt liderleri ABD’nin nasıl bir oyun oynadığının da hala farkına varmış değiller. Şimdi her üç gurupta kurtarıcılarından kurtulmak yerine kendilerini IŞİD’ ten kurtarmak için bölgeyi bu hale getiren ABD ’den yardım isteme zilletinde yarışıyorlar.

Kibirli Amerikan politikaları bölge tarihinde hiç olmadığı kadar Amerikan düşmanlığı ve nefretini de körüklediler. Bölgedeki Müslüman halklar ABD’nin kurtarıcılığına, özgürlük ve demokrasi getireceğine artık inanmıyor. Irak işgalinden bu yana Amerikan kurtarıcılığının ne anlama geldiği ortada. Bölgede kan, kin, savaş, fitne ve yıkım Amerikan işgalinin en acı meyvesi olarak herkesin hafızasında canlı olarak yaşıyor.

IŞİD’in Suriye ve Irakın büyük bir kesimini kısa bir sürede çatışmasız teslim alması düşündürücü değil mi? Arkasında büyük bir halk desteği olmayan bir hareket bu kadar çabuk ve hızlı büyüyebilir mi?

Bu halk hem Saddam zamanında, hem ABD işgalinde, hem Maliki hükümetleri döneminde zulüm görmüş, madur olmuş, güvendiği dağlara kar yağmış, kurtarıcı bekleyen bir halk. Özellikle Maliki döneminde zirve yapan mezhep taassubu ülkeyi kanlı bir kardeş kavgasının içine sürükledi.

Ne Saddam, ne Amerika, ne merkezi Maliki hükümetinden, ne bölgesel Kürt yönetiminden, ne Esedten bir fayda görmeyen Sünni tabanlar son bir ümitle IŞİD’e acaba neden sarıldılar? İçlerindeki batı nefretinin hesabını sormak, sahipsizlikten kurtulmak istemeleri kadar normal ne olabilir?

IŞİD’in tam bu ortaya çıkması çaresiz ve boşlukta olan bir toplumu harekete geçirmesi, arkasında geniş bir halk desteği olması, bu hareketi kısa zaman bir çöl fırtınasına dönüştürmesi, Bağdattan Şama, Türkiye sınırından Ürdün sınırına kadar geniş bir coğrafyaya hakim duruma getirmesi ne kadar tesadüfî olabilir?

Bir tarafta Irak ordusu silahlarıyla teslim oluyor veya silahlarını IŞİD’ bırakıp bölgeyi terk ediyorsa veya IŞİD’ katılıyor ise, bunun anlamı ne olabilir?

Batı ve ABD basınında cani, acımasız ve tehlikeli olarak gösterilmeye çalışılan IŞİD Arap halklarının nazarında kurtarıcı bir kahraman durumunda olması neden görmezlikten geliniyor?

Irak ve Suriyede Şii Bloku ve Kürt Bloku arasında sıkısıp kalan sahipsiz halkın IŞİD’ten medet umar hale gelmesinin suçluları Esed ve Malikinin İran yanlısı stratejik Şii politikalarıdır.

Bu politikkalar bundan sonrada Ortadoğunun çok başını ağrıtacakır.

Zafer Gençosman *

Tüm Yazıları →
Zafer Gençosman

Ayrıca Bakınız

Eleştiri hastası olmak

İşaret parmağın eleştirdiğini, üç parmağın da seni gösteriyor, ama! Bazı insanlar dava adına ortaya incir …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir