Cuma , 14 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

Geliyor gelmekte olan bol bol palavra yalan

Kılıçdaroğlu'nun arkasında şekilden şekile giren genç kızın kimliği ortaya çıktı! - Resim 1

İnsan atar da, bu kadar atmaz. Yapamayacağı işi ve tutamayacağı sözü o kadar iddialı söylemez. Ağzından çıkanı kulağı duyar. Sözünün ve vaadinin arkasında durur.

Söz verip yerine getirmemeyi alışkanlık haline getiren bir kişi insanların gözünde tüm itibar ve güvenirliğini kaybeder. Ne yapsa etse, ağzıyla kuş tutsa kimse onu ciddiye almaz.  Arada bir kazara söylediği veya söyleyeceği doğrular da doğru olarak anlaşılmaz. Çünkü laf yalama olmuş, itibar sıfırlanmıştır.

İnsanın mayası yalan, iftira ve palavra ile yoğrulmuş ise, onlar için desteksiz atmak, her telden oynamak normaldir. Normal olmayan tek şey; Allahtan korkmamak, milletten utanmamak, manda derisi gibi yüzsüz bir yüze sahip olup hiçbir şey olmamış gibi de pişkin pişkin milletin arasında dolaşmaktır.

İnsanın karakterini; ahlakı, ahlakını da; dini ve inancı belirler. İnsanda ahlak ve maneviyat, inanç ve sorumluluk duygusu yoksa hedefine ulaşmak için her karaktersizliği inanç ve yaşam tarzı haline getirir.

Verilen her söz yerine getirilmediği sürece sahibini güneşin altındaki buz heykeli gibi eritir ve tüketir. Bu yüzden yalan, iftira, dedikodu ve palavra ustaları fitnenin cambazlarıdırlar. Her telde oynamayı sanat icra ediyorum sanırlar. İtibar suikastı yaparlarken itibarsızlaşırlar.

Bir siyasetçi kendisine oy vermeyen; işçiyi, çiftçiyi, memuru, polisi, askeri, esnafı, muhtarı, valiyi, kaymakamı, hakimi, savcıyı, medyayı velhasıl her meslek ve meşrepteki vatandaşa hakaret ve tehdit eder, onları dışlar ve ötekileştirmeye çalışırsa; bu mutlaka tedavi için kontrol altına alınması gereken patolojik vahim bir durumdur.

Bize oy verin diye adeta yalvarıp dilendiği vatandaşa eğer; oy vermezseniz, ‘’Biz, iktidara gelince sizlerden hesap soracağız, bu yaptıklarınızı size ödeteceğiz, hepinizi cezalandıracağız’’ diye efelenerek uluorta meydan okumak normal bir davranış değil kronik bir rahatsızlıktır.

Tarihimizde böyle despot bir siyasi anlayışa, çarpık ideolojik bir sapıklığa sadece tek  parti diktatörlüğünün mimarı ve ustaları CHP kadrolarında ve darbecilerin iktidarlarında görülür. Seçimde millete yalvarmak, iktidar olunca da milleti kendilerine yalvartmak dönmelerin ve Bizans artıklarının hastalıklı bir ruh halinin tezahürüdür.

Bu hastalıklı ruh bir asırdır milletimizin başının baş belası olarak şimdi de her ne hal ve biçimde olursa olsun başa gelmenin peşinde amacına ulaşmak için yalan ve palavra gemisine binerek iktidar sahiline ulaşmak istemektedir.

Bunlar yıllardır, ‘’ilericilik, çağdaşlık, modernlik, devrimcilik, halkçılık’’ bazen de ‘’zaman sana uymazsa sen zamana uyacaksın’’ diyerek emperyalizmin uşaklığını ve taşeronluğunu yapmayı vatan müdafaası olarak görenlerdir.

Bir siyasetçi oy avcılığı yaparak, ‘’Biz kazanırsak; Her eve sütü, ekmeği bedavaya dağıtacağız.’’ ‘’Gas’ a, su’ya, elektriğe şu kadar ucuzluk yapacağız.’’  ‘’Emeklilere her ay bu kadar maaş bağlayacağız.’’  ‘’Öğrencilere ulaşım bedeva olacak’’,  ‘’Emekçileri işten çıkarmayacağız’’, ‘’ Her mahalleye bir anaokulu yapacağız’’ kısaca ‘’Her şey güzel olacak’’ diye milleti kandırırsa, bunun adına sadece yalancılık ve palavracılık değil sahtekarlık ve kalpazanlık denir.

Yalancı ve palavracılarla dost ve arkadaş olanlar, onlara oy verip iktidara taşıyanlar aynen onlar gibidir. Palavracıyla yola çıkanın yolu bir türlü bitmek bilmez. Ömür biter, palavracı ve yalancının saçmalıkları, desteksiz atışları ve ayak oyunları bitmez.

Yalancının palavraları sabun köpüğü gibidir. Ne içmeye, ne temizlenmeye, ne de iyi ve hayırlı bir işte kullanmaya gelmez. Çabucak söner ve yok olur gider. Nerede, nasıl ve ne şekilde olursa olsun Müslüman doğruluktan, dürüstlükten ayrılmaz Haddini ve hududunu çiğneyip sınırlarını aşmaz. Bizans soyluların ihanet ve alçaklıklarına asla fırsat vermez.

Doğruya sahip olmayı istiyorsan; ona ait olmayı, onunla birlikte yürümeyi de bileceksin! Edep ve terbiye, akıl ve mantık sahibi insan; kimden tokat yediğini değil, nerede hata yaptığını düşünür. Kim; ne yaparsa yapsın onun cezasını ve mükafatını mutlaka görür. ‘’ Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir…’’ (Şura; 30)

Yalancıları ve palavracıları başına taç edersen; onların palavra ve yalanlarından dolayı başına gelecek tüm bela ve musibetlere, felaket ve zararlara da ortak olmak, hesabını da Allaha vermek zorundasın.

Yalan söyleyenlerle birlikte hareket edenler cüzdanlarını düşünerek vicdanlarını satan,  geleceklerini müebbet hapse mahkum eden, vatan ve milletinin kaderini sahtekarların kucağına kendi isteği ve eliyle verendir.

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Vahşetin köpekleri

Arif Altunbaş Yabancılaşma her çağ ve zamanda, her ülke ve toplumda insanı kendi özünden ve …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir