Pazar , 3 Mart 2024
Son Dakika Haberler

İstanbulun Konstantinepolisle Mücadelesi

İstanbulun Konstantinepolisle Mücadelesi

Tarihin, coğrafyanın ve şehirlerin de bir ruhu vardır. Onlar da bizim gibi canlıdırlar. Düşünmezler ama; düşündürürler, konuşmazlar ama; konuştururlar. Doğarlar büyürler, gelişirler ve savaşırlar, ecelleri gelince tarih sahnesinden tarihin hafızasına sığınarak layık oldukları yere çekilirler.

Bazı insanlar gibi tarihte, coğrafya da, şehirler de zamanın rahminde mayalanır, toprağın damarlarında kök salır, bazen; göz yaşı, bazen; çoşkun bir nehir olur akar ve  uğradıkları her toprağı yeşertir, demirledikleri her limana hayat verir.

İnsanların ana kucağı, baba ocağı ve medeniyetlerin doğduğu büyüdüğü, dal budak saldığı göz bebeği şehirler vardır. İstanbul 8 bin yıllık kadim tarihiyle İslamla tanışıp Fatihe gönlünü kaptırmış 1453 ‘e kadar Kostantinepolis iken İstanbul ile Osmanlının nazlı gelini olmuştur.

O tarihten bu tarihe kadar İstanbul İslam Medeniyetinin ve Kültürünün başşehri ve şehirlerin anasıdır. Şimdi de; aynı aşk ve heyecanla şehirlerin anasıdır müslümanların gözünde ve yüreğinde .

Zulmü; 1453 ile başlatan Türkiyedeki yerli münafıklar, dönmeler, yerli ve yabancı İslam düşmanları Türk Milletinin, İslam ümmetinin bir parçası değil, Osmanlı İslam ordusunun önünde tesim olmuş, Fatihin atının nallarını öpen ezik Bizans çocuklarının torunlarıdır.

Onların hazmedemedikleri nazlı Kostantinepolis gelinini yiğit Osmanlıya kaptırmalarıdır. İçlerindeki 6 asırdır Türk Milletine karşı dinmek bilmeyen öfkeleri, kinleri ve nefretlerinin sebebi Konstantinepolisin İstanbul olması ve İstanbul olarak kalmasıdır.

29 Mayıs 1453’ten bugüne kadar kudura kudura köpüren ve bitmek bilmeyen Türk ve İslam düşmanlığının, batılıların milletimize ve devletimize karşı oynadıkları her açık ve gizli hile, oyun ve saldırılarının altında bu hazımsızlık vardır. Doğu Roma İmparatorluğunun yıkılıp Osmanlı ordularının bir kurşun gibi Avrupa içlerine akın etmelerini, gittikleri her yerde çan seslerine yerine ezan seslerinin yükselmesi haçlı zihniyetini, Bizans kalıntılarını hala rahatsız etmektedir.

Bu ülkede yapılan her darbenin, çıkarılan olayların ve gerginliklerin arkasında, mutlaka Batılı Haçlı güçler ve onların Türkiyedeki taşeronları var.

Gezi kalkışmasını masum bir ağaç kesme meselesine karşı çıkış gibi gösteren satılmış medya, yazarlar, sanatçılar ve batı dünyası eğer o zaman başarılı olsa idi, İstanbulu Amerikancı islamın baiiehri yapıp yüreği sökülmüş ruhsuz bir şehir haline getireceklerdi. Olmadı. Allah müsaade etmedi.

17-25 Aralık darbe girişimi başarılı olsa idi; Türkiye baştan başa işgal edilecek ve batı emperyalizmi kara bir bulutlar gibi tepemize çökecek, Alpaslanın ve Fatihin çocuklarından 1071’in ve 1453’ün intikamını alacaklardı.

FETÖ’ cüler 15 Temmuzda darbesinde başarılı olsaydı; Amerika, İngiliz ve müttefiklerinin askerleri Ortadoğuyu işgal planının bir parçası olarak önce Türkiyeyi işgal edecek ve arkasından askeri, siyasi ve ekonomik olarak zaten işgal ettikleri Ortadoğuyu baştan sona yeniden dizayn edeceklerdi.Gezi kalkışmasında;’’ Zulüm 1453 ile başlamıştır’’ diye kıçını yırtanlar, bu kalkışmanın nereye varacağını biliyorlardı.

İmamoğlunun seçim mazbatasını almasıyla; ‘’Bir Pontuslu bizim yerimize Bizans’ın intikamını almıştır’’ diyen Yunan Basınından, Amerikan, Avrupa İsrail, Rum ve Yunan orduları tarafından Doğu Akdenizin, Egenin, Batı Trakyanın karadan, denizden Türkiyeyi kuşatması bana İstanbulun ve Türkiyenin yeniden Bizans zihniyetine  döndürülmesini hatırlatıyor.

Erdoğan ve Bahçelinin ‘’BEKA MESELESİ’’ dedikleri şey; tamda bu işte. Yani; Aziz İstanbul ile Kahpe Bizans’ın mücadelesi…Beka meselesi diye bir şey yok diyenler ise; ya, içtikleri rakının tesirinden kurtulamayan sarhoşlar veya ihanetin tam göbeğinde oturan hainlerdir.

Bakmayın siz; Konstantinepolisin mücadelesini verenlerin; Müftükarısı, Vaizkızı, Müezzinsoylu veya bilmem ne oğulları soyadı taşıdığına… Bunların birçoğu yerli münafıkların sığındığı kamuflajlardır.

İstanbulun Kostantinepolis ile olan savaşı; 1071’ de başlayıp zamanımıza kadar süren; Türk ve İslamoğullarının Hıristus ve Kostasoğullarına karşı verdiği Hilal ve Haccın mücadelsidir.

Daha anlamadın mı Müslüman! Bilmem ne …oğullarının Kostantinepolis ve Bizans hayallerini, daha anlamadın mı?

Arif Altunbaş, Haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Uşaklar ve Kavşaklar

Arif Altunbaş ‘’BİR bilim insanının dinci olabilmesine bir türlü akıl erdirememişimdir. Dindar olabilir. Ama dinci …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir