Cuma , 19 Temmuz 2024
Son Dakika Haberler

Düşmanın tuttukları ittihatçı artıkları

Bir milletin başına gelebilecek en büyük felaket o milleti millet yapan: din’i, dil’i, yazı’sı tarih’i ve kültüründen koparmak, kimlik ve kişiliğine karşı onu yabancılaştırmaktır Osmanlı Devletini savaş meydanlarında durduramayan Haçlılar onu zamanla içten sinsice bölüp parçalamak ve yıkmak için fitne oyunlarına başvurdular.

(1839-1876 ) Tanzimat Fermanıyla devleti yaşadığı siyasi bunalımlardan, ekonomik sıkıntılardan, teknolojik geri kalmışlıktan kurtarmak iddiasıyla bir dizi reform yapılmasına karar verildi. Yapılacak bu reformlarla Fransa ve İngiltere gibi dünya devleriyle yarışabilecek bir güce ve seviyeye ulaşabileceğimize inanan devlet yöneticileri vardı.

Aslında batılılaşma hareketi 15 Haziran 1826′ da yeniçeri Ocağını ortadan kaldıran II. Mahmut döneminde kısmen başlatılmıştı.  Osmanlı ordusunun bel kemiği olan bu ocak kaldırılmakla Ordu kurum ve gelenek olarak büyük darbe yedi. Böylece 2500 yıllık bir ordu geleneği ve disiplini yerine batı tipi bir ordu anlayışı almaya başladı. Bu yalnışın adına da Vaka-i Hayriye adı verildi.

Gerek Yeniçeri Ocağını kaldıran Sultan II. Mahmut’ a, gerekse Tanzimat fermanını yürürlüğe koymakta taviz vermeyen Sultan I. Abdulaziz ve Abdulmecit’ e Müslüman halk ‘’Gavur padişah’’ diyerek yapılan yanlışlıklara tepki gösteriyordu. Daha sonra düzensiz iç isyanlar, ayaklanmalar ve huzursuzluklar birbirini takip etti.

Yıllarca birçok Osmanlı genci batıyı yakından tanıması, orada okuyup gelmesi, ülkesine ve milletine faydalı olması için devlet tarafından burslu öğrenci olarak Fransa ve İngiltere’ye gönderildi. Onlardan kimileri İngiliz ve Fransız devletinin desteği ile kendilerini oraya gönderen padişah ve devlet aleyhinde yayınlar yaparak batının oyun ve kara propagandalarına alet oldular. Bu tiplere batıda ‘’Jön Türkler’’ (Genç Türkler) (1) denilmeye başlandı. Türkiye’ deki darbelerin ‘’Genç subaylar rahatsız oluyor’’  sinyaliyle başlamasının manşet olmasının kökleri ‘’Jön Türklere’’ kadar uzanır.

Batı dünyası kendi ülkelerine gelen bu yabancı öğrencilere dünya görüşlerini, hayat tarzlarını, mantık ve düşüncelerini benimseterek, çıkar ve politikaları doğrultusunda onları eğitip şekillendirdiler. Din, tarih, kültür ve medeniyetine karşı yabancılaşmış olarak yetiştirilen bu gençler (2) batılılaşmanın ilk elçileridir. Batılılaşma sarhoşu olan bir kısım üst düzey Osmanlı bürokrasisi ve ordusu bu tip gençleri hürriyet kahramanı, aydın, büyük şair, devlet ve düşünce adamı olarak bağrına bastı. Bunlar zamanla Osmanlı bürokrasisi içinde birer Brütus oldular.

Batı dünyası Osmanlı devlet ve ordu, bürokrasisi ve toplumsal yapısını bozmak için önce; Jön Türkleri, sonra; da İttihat ve Terakkicileri akıllıca kullanmayı bildi. Ordu ve devlet kadrolarında içten içe gizlice örgütlenen bu insanlar devlet içinde paralel bir devlet yapısı (3) oluşturarak Osmanlı merkezi yönetimine kafa tutan, gerekirse padişahları darbe ile devirip yerine batının hoşuna gidecek silik şahsiyetli, liyakatsiz sulatanları başa getirdiler.(4)

Birçok Ermeni, Rum, Musevi, İtalyan, Fransız tüccar, banker ve İttihatçılar ile Masonlar Osmanlıyı birlikte çalışıp yıktılar. Öyle ki, İttihatçılar sinsice padişahın en yakınına kadar sokularak kimileri hanedana akraba ve damat olup devletin en yüksek makamlarında görev yaptılar.(5)

Çağdaşlaşma modernleşme ve ilerleme adına Osmanlının batıya gönderdiği Müslüman gençlerin çoğu oradan vatanlarına geri dönerken Ataist Antik Yunan ve Hıristiyan Roma aklı ve kültürünün temsilcisi olarak ülkelerine geri döndüler.

Altı yüzyıl dünyanın süper gücü olarak ayakta duran, koskoca Osmanlı çınarı Haçlı batılıların fikir ve düşünce işgal ve istilasına uğrayan  ‘’Jöntürk’’, ‘’Tanzimatçı’’ ve ‘’İttihatçı’’  mankurtlar tarafından kurtların ağacı içeriden kemirip bitirdiği gibi çökerttiler. Osmanlıdan sonra kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu mankurtların eline geçince büyük bir eksen kaymasıyla makas değiştirdi. ‘’Özgür, bağımsız ve kendi değerlerine bağlı Müslüman bir milletin devleti olma amaç ve gayesinden’’ saptırılarak devlet gemisinin dümeni Osmanlıyı içten ve dışarıdan yıkan düşmanları taklit etmeye ve onların izini sürmeye, devletin kıblesi batıya çevrildi.

Türkiye’de bugün milletimiz, dün: düşmanına aşık olup batılılarla aşk yaşayan Jön Türklerin doğurduğu, Tanzimatçıların büyüttüğü, ittihatçıların beslediği ve karşımıza İslam düşmanı olarak diktiği batı kuklaları olan birçok ( Parti, Cemaat, Fikir akımı vs.) fitne ile uğraşıyoruz.

Osmanlıyı içten ve dıştan yıkan fikrin ve düşüncenin fahişesi Haçlılar ve onların Türkiye’deki ittifak ortakları ile bu vatanı bize yurt olarak emanet eden Müslüman atalarımızın yolunu izleyen milletimiz arasında bir ‘’BEKA’’ kavgamız var. Bu kavga her iki tarafın da varoluş ve beka kavgasıdır.

Kur’an-ı ve Ezanı bu ülkede yasaklayan, ’’Kabe Arab’ ın olsun, Çankaya bize yeter ‘’  diyenlerle, asil Türkmen atlarının sırtında zaferden zafere koşan Selçuklu ve Osmanlı Akıncılarının kavgasıdır bu.

İbrahim’le Nemrud’ un, Musa ile Firavun’un, Kılıçaslan ile Haçlıların mücadelesi… Yani; kara ile ak’ın, Hak ile batılın, Allah’ın kulları ile Doların kularının savaşı.

Arif Altunbaş, Haber 7

Dip Not:

1) Jön Türkler tanımı 1828 tarihinde ilk olarak Charles Mc Farlane tarafından kullanılmıştır.

2-) Jön Türklerden bazıları; Namık Kemal, Ahmet Cevdet Paşa, Abdullah Cevdet, Ahmet Rıza İbrahim Şinasi, Samipaşazade Sezai, Dr. Nazım Bey ve Ahmet Rızadır.

3-) FETÖ örgütünün taklit ettiği yol aynen Osmanlıyı yıkan ittihatçıların izlediği yoldur.

4- İttihatçıların 1909 da II. Abdulhamid’ i darbe ile tahttan indirip yerine hiçbir özelliği olmayan kardeşi Sultan Reşat’ı başa geçirdikleri gibi.

5-) Damat Ferit, Talat Paşa, Enver Paşa gibi.

5-)  Kemalettin Kamu ( 15.9.1901-6.3.1948), Fransada (1933) okudu. Rize ve Erzurum CHP Milletvekilliği yaptı. Mankurt’ un inkar ve Tuğyana yelken açan Çankaya Şiirinden;

….

‘’Ne örümcek ne yosun,

Ne mucize ne füsun;

Kabe Arap’ın olsun

Çankaya bize yeter.’

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

ABD ve Rusya gerilimi nereye

Arif Altunbaş Rusların yayılmacı politikaları Abhazya ve Kırım işgalinden sonra peşinden Ukrayna krizini tetiklemiş, bu …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir