Cumartesi , 18 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

ŞULE YÜKSEL ŞENLER

 

Huzur SokağıOnun

Huzur Sokağı adlı kitabını okuduğumda 70 lerin başıydı..

Ve

herhalde 14-15 yaşlarında falandım.

Uzun bir hikaye diyebileceğim o kitapta 60 lı yılların Türkiye’sinden bir kesit anlatıyordu.

Kitapta;

Nasıl olmuşsa Osmanlı’dan arta kalmış, İslami hayatı yaşamaya çalışan mütavazı kenar bir mahallede.. o mahallenin mütavazı bir evinde annesi ile birlikte yaşayan dindar bir üniversiteli gencin (Bilal) ile.. üniversitede sosyete kesiminden tanıştığı uçarı hoppa bir kızın(Feza) tanışmasını.. o kızın hidayete erip namaza başlamasını..kapanmasını… İkisi de birbirlerine aşık oldukları halde kavuşamadıklarını anlatan kurgusu güzel yapılmış bir kitaptı.

Kitabı bir solukta bitirdim diyebilirim.

Kendi kendime

Eğer bir gün üniversiteyi kazanırsam ben de Bilal gibi olacağım veya olmalıyım diye düşündüm.

Nasip oldu üniversiteyi kazandım.

” Bir de İstanbul’a geldim ki,

Çarşı pazar

Naradan çalkalanıyor

Öyle ya,

Hürriyet var ”

Sadece bizim Üniversite değil (o zaman akademi)

Bütün üniversiteler kazan gibi fokur fokur kaynıyor.

Kavgalar, boykotlar, okulu boşaltmalar günlük rutin işlerden…

Tabancalar patlıyor.. falçatalar öğrenci doğruyor vs.

Baktım

Bilal’in okuduğu üniversite ile bizim üniversite birbirine hiç benzemiyor.

Bilal hikmetli sözlerle, düzgün yaşantısı ile gayet steril bir ortamda öğrencilerle tartışıyor konuşuyor kendine çekmeye çalışırken.. benim gördüğüm üniversitede konuşmanın (k) si tartışmanın (t) si yok.

Okula

Grup halinde dava arkadaşlarınla beraber değil de.. tek başına gittiğin gün dayak yemek garanti…

Böyle bir ortamda

Mecburen

Elimizi uzatmaya geldiğimiz okulda.. yumruğumuzu sıkmak zorunda kaldık.

Allah bu millete bir daha o günleri göstermesin.
Okulu bitirip iş hayatına atıldık.

Oradan da Kiptaş’a…

Günlerden bir gün Kiptaş’ta Şule ablayı karşımda gördüğümde öyle bir heyecanlandım ki…

Konu hemen Huzur Sokağı’na geldi.

Orada geç kalmış bir teşekkürü kendisine vicahen yaptığım için kendimi çok mutlu hissettim.

Evet, gerçi ben Bilal gibi olamamıştım

Ama

O kitap benim İslamcı hayatımda bir manivela kolu görevi yapmıştı.

Bu arada ayrılırken

İçimde bir burukluk hissettim.

Kiptaş’a geliş sebebi 2+1 daire almak için miydi veya almış da bir problem mi çıkmıştı.. geçmiş zaman unuttum.

İçimden

Böyle bir yazar batıla hizmet eden cephede olsa onu ihya ederlerdi.

Çünkü

Kendisi sadece bir yazar değildi

Konferanslar vermiş hapis yatmış bu dava uğrunda çile çekmiş bir ablamız.. böyle basit bir iş için kendisi mi koşturmalıydı? Ki, o zaman da yaşı ilerlemiş ve rahatsızlığı da vardı.

Bu gün Şule ablanın ölüm haberini aldım.

Her fani gibi o da darı bekaya göçtü.

Allah gani gani rahmet etsin.

Şunu da unutmayalım ki,

Şule abla Huzur Sokağı’nı yazdığı yıllarda

Devlet kademelerinde namaz kılanı partavla ararsanız ancak bulurdunuz.

Bazen devlete işimiz düştüğünde ve namaz saati geçecek gibiyse..hemen gider odacıyı bulur bize namaz kılacak bir yer göstermesini isterdik.

Namaz kılma yerlerimiz

Genellikle

Ya toz kir içindeki merdiven altları

Ya kalorifer dairelerinin izbe köşeleri

Veya

Bodrumdaki sığınaklardı.

neden?

Çünkü o odacının veya tek tük de olsa memurun namaz kıldığı amirleri tarafından fark edilirse siciline işlenir, böylece işinde yükselemezdi. Tabii ki, bu işler resmen yapılmazdı

Ama

İşlerin nasıl yürütüldüğünü herkes bildiği için tedbirini ona göre alırdı.

Bugün

Devletin en üst makamına seccade serilmişse.. bunda Şule ablanın da katkısı olduğunu unutmayalım.

Cumhurbaşkanımız da bunun farkında ki, yarın kılınacak cenaze namazına iştirak edeceğini duydum.

Bu hassasiyetinden dolayı Cumhurbaşkanımıza teşekkür.. Şule ablamıza rahmet diliyorum.

Nur içinde yatsın.

 

28.08.2019

Emin Batur

Emin Batur *

Tüm Yazıları →
Emin Batur

Ayrıca Bakınız

YÜZDE OTUZBEŞ 

Emin Batur Cumhuriyet tarihinde   10 yıl iktidarda kalıp yine de %35 oy alan bir parti …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir