Cumartesi , 18 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

Cennetin üç akıncısı

7 Maddede Osmanlı Askeri Gücünün Öncüleri: Akıncılar - Beyaz Tarih

Bir hafta önce Konya’nın Akıncı beyi Nevzat Arabacı’ nın, birkaç gün sonra yine Konya’nın yiğit Akıncılarından Mehmet Ali Tekin’in, şimdi de; Erzurum’ un kahraman evladı Nevzat Yaylalı’ nın beyaz bir ata binerek hayat nehrinin öbür yakasına geçtiğine/ göçtüğüne şahit olduk.

Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi; ”Birinden Nur, diğerinden kir akan…” bir hayat yolculuğunda kirlenmeden, tertemiz kalarak Rabbi’ne kavuşanlara selam olsun! Rabbim Hicretlerini kabul etsin ve oradaki hayatlarını bereketli kılsın!

12 Eylül darbecilerinin işkencecileri Nevzat Ağabeyi bir çuvala koyarak rasgele sopalarla dövdükleri, o da; ‘’Vurun lan şerefsizler’’ diyerek onlara karşılık verdiğini Konya’da bilmeyen yoktur. Konya halkı ve gençliği bu hasbi Sivas kökenli felsefe öğretmenine çok şeyler borçludur. Geriden gelenler inşallah onun mücadelesini aynen sürdürürler.

Mehmet Ali Tekin ise; Fatih Akıncılarından Metin Yükselin yakın arkadaşlarındandır. Yerinde duramayan, hareketli, heyecan dolu, her an mücadeleye hazır bir akıncı idi. Çeçenistan’da Ruslar tarafında gazeteci kimliğine bakmadan tutuklandı ve yıllarca Rus zindanlarında kaldı. Belki Konya’dan daha fazla İstanbul’da tanınmış, orada yaşamış ve hayat mücadelesini orada sürdürmüştür.Sık sık görüşür ve dertleşirdik. Akıncı şehitler ve Akıncıların tarihi ile ilgili birçok yazıp çizmiş ve arkasında  birçok yazı ve eserler bırakarak Rabbine yürümüştür. Akıncılar ile ilgili bir TV proğramında benimle 1.5 saat kadar süren bir röportaj yapmış, devamını da 2 sefere bırakmıştı. Nasip olmadı.

Nevzat Yaylalı ile görüşmemiz ise, enteresandır. 1982 de Bahaddin Yıldız Ruslara karşı cihat ederken cephede yaralanınca, ben Almanya’dan Bahaddin’i ziyaret etmek maksadıyla Pakistan/Peshawer’ e gittim. Üç hafta kadar onunla birlikte idim. Toprak ve kerpiçten yapılmış bir hastahane de tedavi gördüğü için beni de Cemaati İslaminin gençlik kolları başkanı Gulam Nebiye emanet etti. O da, bir caminin odasında bana yatacak bir yer buldu sağolsun. Gulam Nebiye hemen gençlerini topla bana getir dedim. Ertesi günü yatsı namazından sonra camide onlara Teakwondo öğretmeye başladım. Hepsi ile ‘’Kalu Beladan’’ beri tanışıyomuşuz meğer…Gece geç vakitlere kadar onlara Güreş, Cimnastik ve Tekwando çalıştırdım…Üç hafta sonra ziyaretim bitip oradan ayrılırken, orada onlarca gence kalbimi verdim, onlarca gencin kalbini aldım ve oradan Lahor’a geldim.

Lahor’a geliş nedenim ise; 12 Eylül darbecilerinin belasından evini barkını, ailesini ve vatanını terkeden ve Tahranda rahat edemeyen Türkiyeli Akıncı arkadaşlarıma daha huzurlu bir ortam bulmaktı. Mevdudi’nin Cemaati İslamiye Partisinin merkezine giderek o zamanki parti lideri Gazi Muhammet ile durumu görüştüm. Allah onlardan razı olsun ‘’Gelsinler misafirimiz olsun’’ dediler… Tahranda huzursuz olan arkadaşlarımıza durumu bildirdim. Ondan sonra onlar da, peyderpey Pakistana geldiler. Orada Üniversitelere girdiler. Çok iyi derece İngilizce, Arapça, Urduca öğrendiler ve oradaki çeşitli Üniversitelerden okuyup mezun oldular.

Gazi Muhammed bana ‘’Necdet Yaylalı’yı tanırmısın’’ dedi. Evet, deyince ona tahsis ettikleri bir odalık hücrede bende 15 gün Necdet’le birlikte Lahor’da misafirleri oldum. Necdet Tahranda bir çatışmanın arasında kalarak vurulmuş ve öldü diye morga koymuşlar. Tam yıkamak için morg’tan çıkarılırken ayak baş parmağının oynadığını gören hastahane çalışanları, hemen doktorlara haber vermişler,doktorlar onu ameliyata alıp göğsünü baştan başa yararak vücudundaki kurşunları çıkarmışlar ve yeniden dikmişler. Ve o, Tahrandaki hastahanede biraz iyileştikten sonra oradan Pakistan-Lahora gelmiş. Cemaati İslami ona sahip çıkmış, kendisine kalacak bir oda da vermişler…

Necdet beni kendi odasında görünce; ‘’Arif  Abiii sen mi geldin ?’’ diye çok sevindi. 15 gün hep konuştuk, ağladık ve dertlerimizi paylaştık bu yiğit insanla…Lahor’da, İslamabat’ta birlikte yürüdük tozlu yollarda. Şah Mescidin de Cuma namazı kıldık. Mevdudi’ nin ve M. Ali Cinnah’ın mezarını ziyaret ettik birlikte.

Benim bir aylık vizem bitince Lahor’ dan Karaçi’ye, oradan da Frankfurt’a geri döndüm. Yıllar sonra Necdet’le telefonda görüştüm. Oğluyla tanıştım. Dün; Hakka yürüdüğünü bugün öğrendim. Her birinin hayatı baştan sona fedakarlıktan ve dava yolunda mücadele ile dolu dolu geçmiş, her biri birer efsane idi.

Nevzat Arabacı Ağabey, M.Ali Tekin ve Necdet Yaylalı Cennete doğru koşan 3 yiğit Akıncı idi. Şimdi, oradalar Allah’ın izniyle… Akınları ve Hicretleri kutlu, Mekanları cennet olsun!

Sezai Karakoç’un ifadesiyle Akıncılar; ” Savaş bittikten sonra bile koşan atlardır.”

 

Arif Altunbaş

 

********

Onlar Gittiler

 

Onlar gittiler

Yalnız bir yemin kaldı aramızda

Ben şimdi bu yanda

Kasılmış çıplak bir kurşun gibiyim

 

Onlar gittiler

Topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında

Ben şimdi bu yanda

Gerilmiş bir an gibiyim

Doğumla ölüm arasına.

 

Onlar gittiler

Gelen zamandan bir haber gibiydiler.

Ben şimdi bu yanda

İçilmiş bir and için bekleyenim

Kurulmuş saat gibi.

 

Onlar gittiler

Giderken bir muştu gibiydiler.

 

Ankara, 1968

 

Erdem Bayazıt

 

 

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Kardeşlik manifestosu

Arif Altunbaş Gurur, kibir ve her hususta aşırıya gitme! Hepimiz Âdem ve Havva’nın çocukları olan …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir