Salı , 18 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

EY CAMİ KAÇKINLARI! BİR GÜN SİZ DE GELECEKSİNİZ

Cami kaçkınlarını daha çok cenaze namazlarında görüyoruz. Cenazelerini camiye getirirler, birinci dereceden yakınlar musalla başında beklerken onların yakınları ve arkadaşları olanlar ise soluğu en yakın çay ocağında veya kahvehanede alırlar. Onlar çok bildikleri için hocalarımızın vaazlarını dinlemezler, dinleme gereği de hissetmezler. Hocalarımızın anlattıkları nasıl olsa onlara lazım olmayacaktır. Cenazenin birincil yakınları da hoca niye uzatıyor diye kızıp duruyorlar. Ezanı beklemekten de aciz durumdalar. Sevabına nail olmak isteyen bizimkiler ise ‘hazır ol’ vaziyetinde beklemektedirler.

Cami kaçkınları bir taraftan çaylarını yudumlarken, bir taraftan ciğerlerine duman bayramı yaşatırken diğer taraftan da devlet kurtarma muhabbetlerini kaynatırlar. Bu arada gözleri de cami avlusundadır. Vakit namazı kılınıp da cenaze namazına geçileceği sırada koşarak birinci safta yerlerini alırlar. Hem cenaze sahiplerinin hem de kameraların kadrajına girmiş olurlar.  Defin için mezarlığa geçildiğinde manzarayı uzaktan seyrederler. Cenaze sahibine bir kez daha baş sağlığa dileyip mezarlıktan ayrılırlar. Ve bu insanlar görevlerini bihakkın yerine getirmiş olmanın verdiği sözde bir huzurla oradan ayrılırlar.

Cami ile ilişkileri cenaze namazlarıyla sınırlı olan ey insanlar!

Cenazelerin dışında camiye ne zaman geleceksiniz? Allah’ın evinde O’nun evinin yabancıları gibi korkak ve ürkek vaziyette durmaya ne zaman son vereceksiniz? Sizler biliyor musunuz? Biz sizi camide görünce çok seviniyoruz. Oysa sizin mekânlarda siz bizi görseniz bizim sevindiğimiz gibi sevinmezsiniz, sevinemezsiniz. Bizim sevincimiz inancımızdan, Rabbimize olan sevgimizden,  kullarının O’nun namazına sahip çıkmasından kaynaklanmaktadır.

Öyle ya da böyle ama bir şekilde camilerde büyüyen, cami avlularında oynayan çocuklarının çocukları, torunları ve onlardan gelen nesil, nasıl oldu da cami kaçkınları oldular? Bu konuda birilerinin oldukça çok vebali vardır. Cumhuriyet ideolojisini sevdireceğiz diye camiler, hocalar ve namaz kılanlar hep aşağılandı, hakarete maruz kaldılar, horlandılar. Şarkılarında, türkülerinde, şiirlerinde, piyeslerinde, tiyatrolarında, dizilerinde, sinemalarında cami eksenli değerler hep olumsuz karakterler olarak öne sürüldüler. Nerede bir sahtekâr, nerede bir hırsız, nerede bir namussuz varsa hemen hoca tiplemesine malzeme edildiler. Bir dönemler bu anlayış çok yaygın ve baskın bir kültür olarak topluma empoze edildi. İşte bu kültürün çocukları cami kaçkınları oldular. Kendileri kaçtılar, çocukları kaçtılar, torunları kaçmaya devam ediyor ve biz hala seyrediyoruz.

Onlar bu insanları nasıl camilerden kaçırdıysalar, hangi metotlarla kaçırdıysalar bizler de meşru olan aynı metotları kullanarak bu insanları, bunların çocuklarını ve torunlarını yeniden camilere çekmeliyiz. Şarkılarımızla, türkülerimizle, şiirlerimizle, piyeslerimizle, tiyatrolarımızla, dizilerimizle, sinemalarımızla bunu yeniden başarmalıyız. Ve onların da bir gün camiye mutlaka geleceklerini fakat kendi iradeleriyle değil; başkalarının iradeleriyle getirileceklerini onlara en güzel bir şekilde anlatmalıyız, hissettirmeliyiz. Gayretimiz birilerince getirilmeden kendi iradeleriyle camilere gelmeleri olmalıdır. Camiye gelmeye başlarsa sevmeye başlayacak, camiyi seven Rabb’ini sevecek, Rabb’i onu sevecek. Başka ne isteyebiliriz ki?

Başarmak için başlamak gerekir. Başlamak başarmanın ilk adımıdır. Herkesin yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır ve herkes ne yapabileceğini bilir. Öyle ise haydi bismillah.

 

Ömer Naci YILMAZ

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

GİYDİRİLMİŞ KERESTELER

Ömer Naci Yılmaz   Galatasaray ve Fenerbahçe takımları arasındaki Süper Kupa maçının, Suudi Arabistan’da oynatılmamasından dolayı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir