Düşünüyorum da
Bizim gençlik şarkılarımızda Eritre vardı. Cibuti vardı. Moro ve Patani vardı. En başta da Filistin vardı.
Bu saydığım yerlerin hepsi bir cephe idi. Bu cephelerin hepsi de kafirlere karşıydı. Hep aynı cins kafir değillerdi ama hepsi kafirlerdi.
O günlerde müslümanın müslümana “Din ve İslâm” diyerek kurşun atması ve silah kullanması hem yoktu hem de kimsenin aklına gelmezdi.
Hiç kan dökülmez mi idi? Evet dökülürdü ama bu kan müslümanların iradesi ve niyeti ile değil, gizli servislerin aşırdığı kişiler aracılığı ile sağ-sol, doğu-bati çatışması şeklindeydi.
Mezhepler de kimsenin umurunda değildi. Kim hangi mezhepten olursa olsun herkes müslüman idi.
Rejimler kimisi sağ kimisi soldu. Müslümanlsr rejimlerden ve ideolojilerden bağımsız olarak müslüman idiler. Suriyeli müslüman solcu Baas rejimi altında, Türkiye’deki müslüman sağcı Kemalist rejimi altında idi ama her ikisinin de okuduğu kitap aynı idi. Suriyeli müslüman alım yazar Türkiyeli okurdu. Türkiyeli alim yazar Suriyeli okurdu.
Ya şimdi?
Düşünün ki… Türkiye’de fetulla darbe yapmaya kalktı ve kimse haklı haksız sorgulaması bile yapmadan herkes lanetledi. Eğer başarmış olsalardı Türkiye şimdi Yemen’den daha beter olacaktı.
Buna kimsenin itirazı yok ve olmaz. Olsa da kimse açık edemez.
Ama Yemen’deki Husiler de tıpkı fetulla gibiler. Onlar da kendi ülkelerine karşı darbe yaptılar ve onlar başarısız olmadılar da ülkenin başkentini ve başka bazı önemli şehirlere ve stratejik noktalara hakim oldular. Ülke onların bu darbesi ve hakimiyeti ile iç savaşa girdi ve en az beşyüz bin insan katliam edildi. Milyonlarca insan yerinden yurdundan edildi veya açlıktan kırıldı. Ülke tamamı ile dış güçlerin yardım ve müdahalesine açık ve muhtaç hale getirilmiş oldu.
Ve bu darbeyi ve bu iç savaşı kutsayan kesimler var Türkiye’de ve belki başka İslâm diyarlarında veya dünyada mevcut müslümanlar arasında…
Ve bunlar güya islamcılar… Dahilde silah kullanıp kan dökmeyi mübah ve caiz ve hatta farz sayan islamcılık…
Bunlar bu cevazi hangi kitaptan okudular bilmem ama bunlar rejim İslâm olmadan kişinin müslüman olamayacağına inanmış insanlar.. Ve kitaplarını bu akaide göre kendileri yazıyorlar.
Dolayısıyla kendi yazdıkları kitaba göre bunlar henüz İslâm ve müslüman değiller. Çünkü ortada henüz bir İslâm devleti yok ve onlar da o devletin sınırları ve yönetimi altında veya üstünde değiller…
Biz bunları ne sayabiliriz?
Kendi inançları üstünde samimî olduklarını düşünürsek İslâm sayamayiz. Zira onların da inancına aykırı gelir.
Peki o zaman?
Biz, puta tapan samimi bir insanı İbrâhim makamında görürüz. İbrahim nasıl ki Allah’ın yarattığı yıldıza baktı da bu benim Rabbim dedi ve sonunda Allah’a insndi… Biz de, eğer samimi iseler onları ibrahim makamında görürüz ve inşallah onlar da hakikate ulaşırlar diye dua ederiz.
Bizim şarkılara geri dönelim.
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı