Pazar , 26 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

BUGÜNKÜ DÜNYA YETMİŞLERDE OLSAYDI

İslam dünyasına bakınız. “İslami” içerik iddiası ile ortaya çıkmış her oluşum, El Kaide veya Deaş adında.
Deaş veya El Kaide’nin hiç ayak basmadığı yerlerde bile, her oluşumun adı bunlar.
Buna göre,şöyle düşünmekte haklıyız.
1970’lerde… Dünya, aynen böyle olsaydı. Yani, komünizm yıkılmış ve “Batı”nın düşmanı, bugünkü gibi doğrudan “İslam” olsaydı. O gün, mesela, Milli Nizam Partisi ile başlayan “Milli Görüş hareketi”nin  resmini de El Kaide veya Deaş olarak çizerler ve rahmetli Necmeddin Erbakan, daha o günlerde “Terörist” olurdu.
Haksız mıyız?
Farkına varılmalı ki, şu anda, dünyada, “İslami Hareket” yoktur. Her “İslami iddialı” hareket, doğrudan, Deaş ya da El Kaide ismi ile anılıyor.
Ve, hepsi de silahlı…
Silahlı olmayan, sadece İhvan ve o da teröristler listesinde. İhvan liderleri “idamlık”lar. Seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi de, “teröristbaşı” olarak yargılanıyor.
Ve, bizler…. Oturduğumuz yerde ahkam kesiyoruz. Bize hangi resim verilirse, o resmi, “düşman “olarak kutsuyoruz.
Oturduğumuz yerde, düşman sahibi oluyoruz.
“Düşman” kelimesi, karşı tarafın ismidir ama biz bu ismi doğrudan kendi üstümüze alıyoruz. “Biz onların düşmanıyız” diyoruz.
Kafirlere bile düşman olamazken ve olmamamız gerekirken, “müslüman”lara düşmanlık ediyoruz.
Tekrar edelim: Düşman, bize düşman olanın adıdır. Kendi adımız değildir. Biz, “dost”uz dost. Biz, düşman olmayız. Bize düşman olanlar olur.Ama, biz düşman olmayız. Bizim kılıcımız, saldırı değil, düşmana karşı savunma aracıdır.
Ve, dünyanın her yerinde, müslümanlar, kendilerini savunuyor. Kimsenin ülkesine, toprağına ve insanına saldırmıyor. Kendilerine saldıranlara mukavemet ediyorlar.
Böyle değilse de olması gereken budur.
O halde, içimizde büyütmeye zorlandığımız “düşmanlık” nasıl açıklanmalı.
Açıklama, 1970’lere giderek yapılır.
Milli Görüş, kime düşmanlık etmek üzere ortaya çıktı? Böyle bir şey var mı?
Milli Görüş hareketi, olmaya ve var olmaya mecbur değil miydi? Sebepsiz ve boş yere mi ortaya çıktı?
Elbette değil… İçinde yaşadığımız “ülke”miz, bir nevi işgal altındaydı ve bu hareket zaruri ve elzem idi.
İslam dünyası, şu anda, 1970’ler Türkiye’sinden farklı mı?
Hiç bir farkı yok… Satılmış ve kefere ile entegre düzenler; Krallar, şeyhler ve demokrasiler, ümmetin canını almakta, sadece dünyalarını değil, ahiretlerini de perişan etmekte.
Akıllı ve imanını bilen müslümana bu durumda düşen görev nedir?
Aynen, kalkıp ayağa dikilmek ve hakkı haykırmaktır. “Ey batıl… Yıkıl” demektir.
1970’lerde, denildi ve fakat ne El Kaide oldu ne de Daiş oldu. Çünkü, o zaman komünizm vardı. Batı aklınca, teröristler komünistlerdi. İster barışçı olsun ister savaşçı olsun, her komünist bir teröristti.

Şimdi ise “müslüman”lar terörist.

Öyle ise, eğer er kişi iseniz, keferenin düşman dediğine düşman dememe erdeminde olmanız ve olmamız gerekiyor.
Kendi aklımız ve kendi imanımız… Bize gerekli aklı ve gerekli imanı vermelidir.
Bu kadar kefere etkisinde müslümanlık: Açıkça çok fazla bir müslümanlık oluyor.

Aydın Aydın *

Tüm Yazıları →
Aydın Aydın

Ayrıca Bakınız

ÇOCUKLUĞUM VE YAHUDİ İLE SAVAŞ HAYALLERİM

Aydın Aydın Çocukken Kıyamete yakın zamanlar için “Müslümanlar ile Yahudiler arasında büyük bir savaş olacak. …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir