Pazar , 3 Mart 2024
Son Dakika Haberler

Türkiye ABD’nin savaş alanı, İsrail’in savunma hattı değildir

Türkiye ABD’nin savaş alanı, İsrail'in savunma hattı değildir
Aydınlar yıllar öncesinden yıllar sonrasını tahmin edebilen, düşünebilen,dağların arkalarını görebilen ve tehlikeleri sezip milletini uyaranlardır. Aşağıdaki yazıyı yaklaşık 10 yıl önce yazmışım. S-400′ lere ne kadar ihtiyacımız olduğunu daha iyi anlamak ve kavramak için, 05.11.2010 da Haber 7 de yayınlanan bu yazımız içinde bulunduğumuz bu günleri işaret etmek için yazılmıştı. S-400 ve  F-35 ler konusunda çok geç kaldık. Açılan pergelin arasındaki mesafeyi kapatmak zorundayız. ABD’ nin kudurması, İsrail’in deliye dönmesi, Yunan’ın hop oturup hop kalkması millet ve devlet olarak bize daha çok hırs ve hız vermelidir. 10 yıl önceki müttefiklerimiz aynı ve şimdiki müttefiklerimiz de aynı ortak düşmanlarımızdı. Zaman her şeyi daha net ve daha elle tutulur, gözle görülür hale getiriyor.

Yazıyı aynen aşağıya alıyorum. İyi okumalar…

***

Türkiye ABD’ nin savaş alanı, İsrail’in savunma hattı mı?

Herkes kendi oyununu oynamakta, kendi çıkarları hesabına aşık atmaktadır.

Türkiye’ nin artan ağırlığı, saygınlığı ve kendi ekseninde oluşturmaya çalıştığı yeni alternatif oluşum AB ve NATO çevresinde rahatsızlıklar oluşturuyor.

Artık Türkiye’ nin on yıl önceki Türkiye olmadığı, aktif ve tutarlı dış ve iç politikasıyla  türbinlerden sahaya indiğini herkes görmektedir.

AB ve NATO içindeki karar vericiler bu durumdan rahatsız olup, Türkiye’ye yeni gömlekler biçmekte, yeni roller teklif etmektedirler.

Bir tarafta, Fransa ve Almanya’ nın başını çektiği  ‘’Farklı statüde AB ortaklık’’ teklifi, öbür tarafta NATO Genel Sekreteri aracılığı ile ‘’Türkiye’nin Avrupa Savunma Birliğine özel statü ile kabul’’ edilmesi teklifi, beri tarafta 19 Kasım’da gerçekleşecek olan NATO zirvesinde  Füze kalkanı projesi ile Türkiye köşeye sıkıştırılmak isteniyor.

Bu girişimlerle büyük özveri ve çabalarla başlatılan hamlelerin önüne geçmek ve Türkiye’ nin yalnızlaştırılması, tesirsiz hale getirilmesi amaçlanıyor.

Son dönemde Türkiye’ nin Suriye, Lübnan, Ürdün, Libya, İran ve diğer İslam dünyasındaki ülkelerle, Balkanlarda, Kafkaslarda, Rusya, Orta Asya ve Afrika’da kurulan dostluk köprülerini dinamitlemek için her tip ayak oyunları tezgahlanıyor.

Önceden hazırlanmış bir senaryo da figüran olarak Türkiye roller biçiliyor.Buna yanaşmak istemeyen Türkiye ise, Dünyadaki etkin lobiler ve uluslar arası kuruluşlarca çeşitli  propaganda, fitne fırtınaları estirilerek etkisiz hale getirilip bu oyuna teslim olması isteniyor.

Yıllardır uyuşturucu, kara para aklama baronlarının ve terör finansörlerini cirit attığı Hakkari’de konuşlandırılması istenen Füze kalkanı projesi ile, Türkiye’ nin komşularıyla düzelen ilişkileri tekrar gerginleştirilip, bir korku imparatorluğu kurularak bölge ülkeleri yeniden bir birine düşman edilmesi planlanıyor.

Böylece modern sömürgeciliğin devamı sağlanacak, bu arada da İsrail’in ayakta durabilmesi için gerekli her türlü şartlar oluşturulacaktır.

Füze kalkanını Türkiye’ye kurulması, komşularımızla olan ilişkilerimizi gereceği gibi, Türkiye’ yi de AB ve ABD’ nin savaş meydanı haline getirecektir.

Türkiye kendine yönelmediği sürece hiç bir komşusu ülke ile savaşmak, başkalarının başlattığı bir savaşta figüranlık yapmak, ülkemizi savaş alanı haline getirmek isteyenlere boyun eğmek zorunda değildir.

İran’daki nükleer gelişmelerden rahatsız olan ABD’ nin İsrail’in Atom silahlarından hiç söz etmemesi, iki yüzlülüğünün ve samimiyetsizliğinin delilidir.

Nükleer güç ve silahlar ABD, Fransa, İngiltere, Hindistan, Rusya, Çin gibi ülkelerde olursa meşru; Pakistan, İran ve diğer İslam ülkelerinin elinde bulunursa gayri meşrudur gibi bir anlayış apaçık  bir saçmalıktır.

Ortadoğu’ yu ve Dünyayı iki yüzlülükle yönetmek isteyenlere,  kana bulayan  güçlere yardımcılık, yataklık yapıp destek verenler, en az  onlar kadar vebal içindedirler.

Dost ve kardeşlerimize uzanan her kanlı el, bize de uzanmış demektir.

Onların yüreğini dağlayan her acı, bizim de ortak acımızdır.

Komşumuzun üzerine bizim ülkemizin topraklarından füzeler yağdırılırken, kardeşlerimiz gözlerimizin önünde katledilirken, ülkemiz savaş meydanı yapılırken biz nasıl bu ülkede rahat uyku uyuyabiliriz ?

‘’Kardeşinin  derdiyle dertlenmeyen’’,’’Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir’’ diye düşünen bir medeniyetin çocukları olan bizler, nasıl olurda başta ülkemizi , İran, Suriye, Irak ve Rusya’yı tehdit eden bu füzelerin ülkemiz topraklarında  ve de yabancıların kontrol ve komutasında topraklarımızda kurulmasına razı olabiliriz?

Hangi millet ülkesinin ‘’Yabancıların savaş olanı olmasını ister’’ ?

Füze kalkanı ile savunulmak istenen ABD ve İsrail menfaatleri, bir savaş meydanı haline getirilmek ve mahvedilmek isten de  ülkemizdir.

Direkt Türkiye’ye yönelmeyen bir tehdide karşı, Türkiye’ nin komşularına karşı gardını alması beklenemez.

Türkiye’ nin Hakkarileştirilmesine , Hakkari’nin veya ülkemizin herhangi bir yerinin de ABD ve İsrail’in savunma cephesi haline getirilmesi,  Siyonist ve iş birlikçilerinin planıdır..

Tüm kontrolü yabancıların emir ve komutasında olan bu silahların bir gün yerli darbecilerle birlikte  halkımıza karşı kullanılmayacağına kim garanti verebilir.

Komşularımızla aramızı açacak bu projeye karşı çıkmak her vatandaşın ve tüm sivil toplum örgütlerinin görevidir. Bu oyun, bu hain plan mutlaka bozulmalıdır.

Türkiye toprakları ne yabancı güçlerin savaş cephesi, ne de İsrail’in savunma hattıdır.

Bu hain plana karşı çıkmak vatan müdafasıdır .

Arif Altunbaş – Haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Uşaklar ve Kavşaklar

Arif Altunbaş ‘’BİR bilim insanının dinci olabilmesine bir türlü akıl erdirememişimdir. Dindar olabilir. Ama dinci …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir