Perşembe , 29 Şubat 2024
Son Dakika Haberler

AĞLAYAN CUMA NAMAZLARI

Çocukluğumuzda cuma ve teravih namazları dinimizi öğrendiğimiz çok önemli bir imkândı. Namaz öncesinde yapılan vaazlar din algımızı şekillendiriyordu. İnsanlar bu vaazlardan aldıklarını evlerine taşır, eşlerine ve kızlarına anlatırdı. Böylece dinin mesajı camiye gelemeyenlere de ulaştırılmış olurdu. Samimi hocalarımızın anlattığı samimi bilgilerle dinimizi öğreniyorduk. Hoca anlatsın da ne anlatırsa anlatsın diyenlerden değildik. Az çok bir şeylerin farkındaydık. Farkında olduklarımız sayesinde din diye anlatılan her şeyi kabullenmiyorduk.

Zamanla hocalarımızın bilgileri artınca ters orantılı olarak samimiyetleri azaldı. Vaaz gibi bir imkân, zamanı doldurmak için hikâyelerle ve hurafelerle dolduruldu. Bir zamanlar pür dikkat vaaz kürsüsüne göz diken ve kulak kesilen insanlar zamanla yanındakiyle muhabbete koyuldu. Bir saat öncesinden vaaz dinlemek için erkenden camileri dolduran insanlar,, şimdilerde ezan sesini duyunca camiye, cumaya gider oldu. Artık vaazlar ve hutbeler cemaati kesmez oldu. Zaten insanların bilgiye ulaşma imkânlarının artması kendini geliştirmeyen ve değiştirmeyen hocalarımızın yükünü de almış oldu. Nasıl olsa kimse bir şey sormuyor diye okuma ve araştırma yapmak gibi bir zahmete de girmiyorlar. İlim, bilgi merakla gelişir arz taleple büyür. Cemaat ilgisiz ise, sorup soruşturmuyor ise hocalarımız ne yapsın? Sadece namaz kıldırmakla yetinmek zorunda kalıyorlar. Bu işin hakkını veren ve görevlerini bihakkın yerine getiren hocalarımızın varlığı umutlarımızı artırmaktadır. Her ne kadar bu güzel hocalarımıza çelme takanları; cemaatleri, arkalarında namaz kılanları, müftülüklere ve Bimer’e şikâyet edenleri, hastasına, ölüsüne hocalarımızı çağıranlar olsa da onlar Allah’ın mesajlarını doğru bir şekilde insanlara ulaştırma noktasında ellerinden geleni yapmaya gayret ediyorlar.

Din algılarımızın vahye göre belirlenmesinde, dinin hurafelerden ve uydurulmuş hikâyelerden arındırılmasında öncelikle görev Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan beklenmektedir. Düzeltme, iyileşme tepede olacak ki aşağıya yansıması olsun. Zaman zaman bu noktada tepeden güzel işlerin haberleri gelse de bazen de aşağıyı şaşırtan gelişmelere de tanık oluyoruz. Kendi kurum başkanının görüşlerinin hilafına düşünceleri hutbe diye okutan da bu teşkilattır. Henüz başkanının düşünce dünyasını yakalayamamış ve bu düşüncelere sahip çıkamamış bir teşkilat nasıl olacak da toplumun din algısını vahiyle dönüştürecektir. İlle de Kur’an diyenlere hutbeden meydan okutan bu teşkilat hangi dinin hizmetindedir? Daha önce söylemiş ve yazmıştık. “Paralel devlet meselesi, devletin meselesidir ve devlet kendisini bu işten ya sıyırır ya da tamamen kendisini kaptırır. Onun mücadelesini devleti yönetenler düşünsün.” Fakat bu ümmeti paralel dinin etkisinden kim kurtaracak? En güvenilir teşkilat bile Cuma hutbelerinde bile paralel din algısını pazarladıktan sonra bu millete kızmanın hiçbir âlemi yoktur. Böyle olduğu için uydurukçular, hikâyeciler ve hurafeciler daha fazla ilgi görmekte ve izlenmektedir.

Bu düşünce yapısının hâkim olduğu bir teşkilatın ve mensuplarının toplumu yönlendirmesi ve doğru bir din algısını hâkim kılması mümkün değildir. Bunun için Cuma namazları işlevini kaybetmiştir. Bunun birinci derecede sorumlusu ne yazık ki oradaki din görevlileridir. Devletin dinine değil, diyanetin dinene değil, Allah’ın kitabına sarılırsan hikâyeyle, hurafeyle, Yeşilayla, Kızılayla uğraşmazsın. Allah’ın sözlerini samimi bir şekilde anlattınız ve yaşadınız da insanlar almadıysa bu sizin değil onların sorunudur ve herkes yaptığının sonucuna katlanacaktır. Böyle cemaate böyle bilgi yeter de artar bile diyerek işin içinden çıkamazsınız. Birinci derecede Allah’a karşı sorumlu olduğunuzu unutmayınız. Vicdanınıza ara sıra sorun: “Allah’ın dinini doğru anlatabiliyor muyum?” diye. Sen istesen de istemesen de vicdanın doğru cevabı verecektir. Aksi halde cumalar ve hutbeler ağlamaya devam edecektir. Ağlayan cumalarda hepimizin sorumluluğu ve vebali vardır.

 

Ömer Naci Yılmaz

 

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

GİYDİRİLMİŞ KERESTELER

Ömer Naci Yılmaz   Galatasaray ve Fenerbahçe takımları arasındaki Süper Kupa maçının, Suudi Arabistan’da oynatılmamasından dolayı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir