Cumartesi , 25 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

PSİKO DRAMATİK “HAYIR” HASTALIĞI –I-

     Başlık çok ilginç değil mi? Az sonra yazacaklarımdan sonra en azından bu hastalığı taşımayanlar bana hak vereceklerdir. Gerçi ben de kendi aklımdan şüphe eder hale geldim de, sonradan içimdekileri yazarak dışarı atayım istedim. Neden mi? Buyurun…

Geçtiğimiz günlerde “HAYIR” oyu için basılan broşüre bir göz gezdireyim dedim. İnanın yüzümü yırtarak okudum broşürü. Pişkinliğin bu kadarı. Aslında yazacak maddeleri yok da laf olsun torba dolsun misali. Gelin bu sözde maddelerin bazılarına göz gezdirelim ve beraberce değerlendirelim…

Tek adam rejimi kurulacak, tek adam her şey olacak, devletin tümüne hükmedecek. Bir kişi Başkan seçilecek ve o kişi hem hükümet, hem Meclis hem de mahkeme olacak.”

Bir kere demokrasiye inanan biri bunun böyle olmadığını çok açık ve net şekilde görecektir. Demokraside kararı kim veriyor, millet. Milletin %50+1 ile seçtiği bir kişi nasıl tek adam olabiliyor, kaldı ki siz Türkiye gibi görüş farklılığının çok çeşitli olduğu bir ülkeden bahsediyorsunuz. Böyle bir seçmen kitlesi çeşitliliği içinde bu oy oranını alan kişi zaten halkın teveccühünü kazanmıştır demektir.

Geri dönüp bir bakın, tek adamlığı 1923-1950 arası dönemde arayın. Her ne kadar çok partili hayata geçilmeye çalışılsa da dönemin iktidar partisi tarafından engel olarak görüldüğü için kapatılmıştır diğer partiler. Bu nasıl izah edilebilir? O yüzden mesele tek adamlık falan değildir, mesele CHP-HDP ve Türkiye karşıtı irili ufaklı birçok partinin milletin nezdinde yeri kalmayacağı için son çırpınmalarıdır.

Bu anlamda demokrasi jandarma dipçiği ile bu millete zorla oy kullandırma değildir. Asıl demokrasi o dipçiği halkın kullanmasıdır… 16 Nisan’da millet dipçiği eline alacaktır…

Bitti mi bu saçmalıklar elbette bitmedi, daha yazacağız, bakın bir saçmalık daha:

“Seçtiğin milletvekillerinin hiçbir hükmü kalmayacak. Sözünü kimse dinlemeyecek.”

     Ya kusura bakmayın değerli okuyucular, ama böyle birinci sınıf, saçma sapan bir açıklama olabilir mi? Asıl şu sistemde hangi bölgenin insanı kendi ilinden giden milletvekilini tanıyor, kendisini temsil ediyor mu, etmiyor. Kendisini hangi parti meclisi atadı ise onun önünde düğme ilikliyor. Fakat yeni sistemde dar bölge veya daraltılmış bölge seçim sistemi ile beraber bölgenin tanınan, sevilen, halkı mecliste temsil edebilecek milletvekilleri seçilecek. Böyle uydurma, milleti galeyana getirme çabalarının milletin nezdinde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

“Rejim değişecek. Sadece adı Cumhuriyet olacak. Gerçekte krallık gibi her şey bir tek kişinin elinde olacak. Demokrasi kalmayacak.”

     Buyurun, bir de buradan yakın. Bu ülkenin rejiminin Cumhuriyet olduğunu idrak edemeyen bir anlayış. Cumhuriyet bir yönetim biçimidir, demokrasi ise bu yönetim biçiminin daha yaşanabilir hale gelmesi için uygulanması gereken kurallar bütünüdür. 16 Nisan’da bu ülkenin yönetim biçiminin değişmesi oylanmayacak, sadece ülke lehine daha uygulanabilir, çözüme en hızlı cevap verebilecek bir anayasayı oylayacağız. Burada bize düşen şey, işin bu yanını kaşıyıp gedik açmaya çalışmaktan ziyade anlayarak, okuyarak, karşılaştırarak karar vermektir.

Devam edeceğiz…

Selam ve dua ile…

     İBRAHİM YAVUZ  

İbrahim Yavuz *

Tüm Yazıları →
İbrahim Yavuz

Ayrıca Bakınız

KAYBOLAN GENÇLİK İDEALİZMİ -2-

3) BU MİLLETİN HAFIZASINI YOK ETTİLER  Bu milletin binlerce yıllık tarihi var. Bu tarih içerisinde 15 …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir