Pazar , 3 Mart 2024
Son Dakika Haberler

GENÇLİK VE GELECEK ÜZERİNE

Ömrümün çoğu ”Gençlik”, ”Gençlik” ve yine ”Gençlik” diye didinmekle, çırpınmakla, bağırmakla ve mücadele etmekle geçti. (Sonuna kadar da böyle olmasını diliyorum.)Bu mücadele sırasında malesef gördüğüm gerçek şu ki, insanların çoğu güç’ün, kuvvet’in ve otoritenin yanında olmaktan, ona kulluk yapmaktan Allaha kulluk yapmaya vakit bulamıyor. Allaha’a kulluk yapamayınca/yapmayınca can ve ciğerleri, en büyük sermayeleri olan evlatlarını da Allahın istediği gibi bir kul olarak değil güçlünün ve otoritenin istediği bir insan olarak yetiştirmeye terkediyor.
Bu hal geleceğimizi ve neslimizi tehlikeye atmamıza kalitesiz, cahil, istikbal vadetmeyen dünyevileşmiş, islama değil dünyaya teslim olmuş nesiller yetişmesine sebep oluyor.Ne evlat evlatlığının farkına varamadan, ne baba ve anne evlat yetiştirmenin zevk ve lezzetini tadamadan hayat işte böyle inanmayanlar ve tenkit ettiğimiz insan ve toplumların durumuna düşerek sürüp gidiyor. Kör ve sağır , geleceği karanlık ve kısır fasit bir döngü içinde müslümanlar ve islam alemi Beni İsrailin Tih Çölünden çıkmaya çalıştığı gibi benlik ekseni etrafında, modern zamanlarn putlarına ruku ve secde, saygı ve tazim göstererek zamanlarını harcıyor.
Gençlik çalışmalarına eğilmeyen insan, cemiyet ve milletler kendi geleceklerini kendi elleriyle karartıyor, kendi evlatlarını yine kendi elleriyle katlediyor. İnsanı katletmek sadece onu öldürmekle olmuyor. Onu kendi ruh ve medeniyet köklerinden koparmakla, kendi din ve kültüründen ayırmakla, kendi referans kaynaklarından uzaklaştırıp onu  düşmanlarımızın istediği formata , şekle ve biçime sokmakla,  mankurtlaştırmakla da mümkün. Bugün ülkemizde ve tüm dünyada Müslümanlar olarak yaşadığımız en acı,  ama gerçek trajedimiz bu. Kendi elimizle kendi geleceğimizi karartıyor, kendi evlatlarımızı fikir, düşünce ve ruh olarak kısırlaştırıyor, hatta kendi medeniyet ve kültürümüzün düşmanı haline getiriyoruz.
Hepimiz önce aynaya kendimize, sonra evlatlarımıza, ailemize, çevremize bir bakalım. Sonra da bunları islamın mihenk taşına vurup Allah için samimi olarak kendi kendimizi nefis muhasebesine tutalım. Yine, benlik ve egomuzun dışına çıkarak dürüst ve samimi olarak kendi kendimize not verelim ve görelim bakalım sınıfta mı kalmışız, sınıfı geçmişiz mi?
Bugün Türkiyeli müslümanları olarak, ümmet olarak kendi nefis muhasebemizi yaparak kendimize doğru dürüst bir çeki ve düzen vermenin zamanı çoktan geldi ve geçti. Bunu hakkıyla yapamaz isek geçen her dakika aleyhimize işliyor demektir.Neslimize sahip çıkmaz isek vatan da millet de, din de iman da elden gider. Ve bir gün (maazallah) yeni 15 Temmuz sabahlarına uyanırız. O zaman da inşallah iş işten geçmiş olmaz. Selam ve dua ile…

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Uşaklar ve Kavşaklar

Arif Altunbaş ‘’BİR bilim insanının dinci olabilmesine bir türlü akıl erdirememişimdir. Dindar olabilir. Ama dinci …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir