Pazar , 19 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

’Tek Millet iki devlet’’ ruhu

Doğudan batıya, kuzeyden güneye İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya İmparatorlukları tarafından topraklarının büyük bir kısmı işgal edilen Osmanlı en yorgun ve zayıf düştüğü bir dönemde işgalci, istilacı ve sömürgeci Avrupa devletlerine karşı 18 Mart 1915’ de Çanakkale’de büyük bir zafer kazandı. Osmanlı vatandaşı olan veya olmayan Türk, Arap, Kürt, Boşnak, Arnavut, Kafkasyalı…yaklaşık 250 bin Müslüman kardeşimizi bu savaşta batılı işgalcilere karşı savaşırken şehit verdik.

Yıllarca Balkanlarda ve Kafkaslarda Rusya ile, Yemende, Mısırda, Filistin’de, Hicazda, Irakta İngiltere ile, Libya’da İtalya ile, Cezayir, Suriye ve Lübnan’da Fransa ile savaşırken bu kanlı savaşlardan dolayı Osmanlı ordusu ve ekonomisi zayıfladı. Düşman orduları tarafından dört bir tarafımızdan kuşatıldık. Asya, Avrupa ve Afrika’yı 600 yıl kanatları altında muhafaza eden ulu çınar Osmanlıyı sömürgeci batılılar Anadolu topraklarında  boğup yok etmek istendiler.

1917 de Çarlık Rusya’sı yıkıldı ve yerine Sovyetler Birliği kuruldu. Çarlık Rusyası döneminde yurtları işgal edilen milletler Moskova’daki iktidar değişimini fırsat bilerek kendi özgürlüklerine kavuşmak ve milli devletlerini kurmak için harekete geçtiler.  Azerbaycan Türkleri de bunlardan biriydi. Tiflis’te 28 Mayıs 1918 de Azerbeycan Cumhuriyeti Mehmet Emin Rasulzade başkanlığında kuruldu. Tarihte ilk Türk Cumhuriyeti olan Azerbaycan Cumhuriyetini diplomatik olarak ilk tanıyan kardeşi Osmanlı Devleti idi.

Osmanlı İmparatorluğu ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasında 4 Haziran 1918 de Batum Antlaşması imzalandı. Bunun üzerine Sovyetler Birliğinin Bakü’deki ordusu 12 Haziran da Tiflisten Gence şehrine taşınan Azerbaycan Cumhuriyetinin başkentine yürüyünce genç Azerbaycan Cumhuriyeti kardeşi Osmanlı Devleti’nden yardım istedi.

Bu durum üzerine Osmanlı İmparatorluğu Enver Paşanın kardeşi Nuri Paşa komutasında 8 bin kişilik Kafkas İslam Ordusunu donatıp hemen yola çıkardı. Bu ordu Gence’ye varınca 7 bin Azerbeycan Türkü de Kafkas İslam Ordusunun saflarına katılarak Kafkas İslam Ordusunun sayısı 15 bine ulaştı.

Almanlar, Ruslar,  Ermeniler ve İngilizler zengin petrol yataklarına sahip olan Bakü’ nün Türklerin eline geçmesini istemiyorlardı. 25 Temmuz’da Rus ve Ermeni Taşnaklardan oluşan Sentrokaspi Hükûmeti İran’ı işgal altında tutan emperyalist İngiltere’yi Bakü’ yü savunmak üzere yardıma çağırdı. Türk ordusuna karşı 18 bin silahlı Ermeni, 1200 İngiliz askeri, 1500 Rus askeri ile yerli işbirlikçilerden oluşan 30 bin kişilik bir düşman kuvveti Kafkas İslam Ordusunu Bakü önlerinde karşılamak üzere hazır hale getirildi.

Yıldırım hızıyla Anadolu’dan Kafkasları aşarak Gence’ye ulaşan, oradan da  Bakü’ye yönelen Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu 30 bin kişilik Ermeni, Rus ve İngilizlerden meydana gelen işgalci düşman ordusunu yenerek 15 Eylül 1918’de Bakü’ yü düşman işgalinden kurtardı. Nuri Paşa komutasındaki kahraman Kafkas İslam Ordusunun Bakü’ye girmesiyle tekbir sesleri, zafer çığlıkları ve sevinç göz yaşları birbirine karıştı. Genç  Azerbeycan Cumhuriyetinin başkenti hemen Gence  şehrinden Bakü’ye taşındı.

Bir millet iki devlet şuurunun mayasını ve temellerini işte o günler ve o tarihlerde Bakü’ yü düşman işgalinden kurtaran Osmanlı devletinin ufku ve ileri görüşü tarafından atılmış oldu. Emperyalist İngiliz, Rus ve Ermeni işgalcilerine karşı  savaşmak için Azerbaycan’a gönderilen Nuri Paşa ve Kafkas İslam ordusunun taşıdığı ruh İslam’ın ruhu ve Osmanlıyı Osmanlı yapan maya da bu vahiy ruhuyla yoğrulan maya idi.

Bakü’ yü 15 Eylül 1918’de kurtaran bu ruhun, hala Türk milletinin ve İslam ümmetinin yüreğinde dipdiri ayakta olduğunu Karabağ’ın 30 yıllık Ermeni işgalinden kurtuluş mücadelesi sırasında gördük ve yaşadık. Bu yüce ruhun milletimizin yüreğinde sönmeyen bir yanardağ gibi yanıp durduğuna, milletimizin damarlarında volkan gibi dolaştığına dünya alem de şahit oldu.

Bu başarı sadece iki devlet bir millet olan Türk milletinin dayanışması ve başarısının neticesi değil, Türk milleti  ve İslam ümmetin dirilişinin, hatta; bir devin bir asır sonra uykudan uyanışının, ellerindeki ve ayaklarındaki paslı zincirleri ve prangaları kırışının zaferiydi. Türkiye’ye ve O’nun lideri Başkan Erdoğan’a karşı ABD, İsrail,  Batı ve Siyonist  alemi gibi şer güçlerin aynı cephede bir araya gelmesinin de asıl sebebi, bu maya ve ruhunun emperyalizmin ve işgalcilerin her tipi ve türlüsüne meydan bir meydan okuyuştu.

Allah cc bu kardeşlik mayasını ve İslami ruhu milletimizin ve ümmetin yüreğinden hiçbir vakit eksik etmesin! Bu diriliş ruh ve mayasını aklımızda, yüreğimizde, damarlarımızda ve gelecek tasavvurumuzda daim ve kaim kılsın!

اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الَّذ۪ينَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِه۪ صَفاًّ كَاَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ ‘’

‘’ Hiç şüphe yok ki Allah, kendi yolunda, duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.’’  ( Saf Suresi; Ayet; 4 )

Kahrolsun emperyalizmin her türlüsü, onun yerli ve yabancı uşakları! Yaşasın! Azerbaycan Türkiye dostluğu ve kardeşliği … Yaşasın! Türk ve İslam dünyasının kopmak bilmeyen Allah’ın cc  ipiyle birbirleriyle sımsıkı bağlılığı ve dayanışması…

Selam! Bu sağlam maya ve ruhu taşıyan tüm Müslüman yüreklere… Rahmet! Bu kutlu dava için can veren şehitlere…

Arif Altunbaş, Haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Kardeşlik manifestosu

Arif Altunbaş Gurur, kibir ve her hususta aşırıya gitme! Hepimiz Âdem ve Havva’nın çocukları olan …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir