Perşembe , 29 Şubat 2024
Son Dakika Haberler

TİMUR’DAN BEYAZ TÜRKLERE

Ankara Savaşı’nın aktörlerinden olan Timur ile alâkalı olarak anlatılan hikayeler, fıkralar oldukça yaygındır. İşin içerisine bir de Nasreddin Hoca katılınca fıkralara olan ilgi daha da artmaktadır. İşte bu fıkralardan bir tanesi.

Akşehir çevresini mesken tutmuş olan Timur bu bölgeye beraberinde bir de fil getirmiş. Başıboş bırakılan fil bağlara, bahçelere ve ekili tüm alanlara zarar vermeye başlamış. Yaşanan durumdan bezdir kalan Akşehir halkı çareyi Nasreddin Hoca’ya başvurmakta bulmuş. Demişler ki:

-Hoca, bu Timur denilen adam senin sözünü dinler. Şu filin bir çaresine baksan, anamızı ağlattı.

Hoca bu teklifi kabul etmiş ve yarın hep birlikte Timur’un huzuruna varalım, derdimizi anlatalım demiş. Ertesi gün buluşmuşlar. Nasreddin Hoca önde, Akşehir halkı arkasında Timur’a gitmek üzere yola çıkmışlar. Her yol ayrımında gruptan birileri kopuyormuş. Nasreddin Hoca Timur’un karşısına geldiğinde bir de bakmış ki yanında kimsecikler kalmamış. Duruma fena halde bozulan Hoca Akşehirlilere bir ders vereyim diye düşünmüş ve Timur’a:

-Efendim, biz Akşehirliler olarak getirmiş olduğunuz fili çok sevdik. Fakat hayvancağız yalnızlıktan olsa gerek çok huzursuz görünüyor. Akşehir halkı bu filin eşini de getirmenizi istiyor, der. Timur bu sözlerden hoşlanır ve Akşehirlilerin isteğini yerine getireceğini söyler. Timur’un yanından ayrılan Nasreddin Hoca kendisini beklemekte olan ahalinin yanına geldiğinde halk merakla ne yaptığını sorar. Hoca gülerek cevap verir: Müjdeler olsun. Belânın dişisi de geliyor.

Evet Pkk ve onun adı batasıca partisi, İngilizler başta olmak üzere emperyalistlerin bu topraklara attığı bir zehirdir, bir beladır. Tabi ki bunlar, onların bu topraklardaki ilk belası olmadığı gibi son belası da olmayacaktır. Belânın adı gün gelir Pkk olur, gün gelir Kck olur, gün gelir Pyd olur, gün gelir İşid olur, gün gelir Dhkp/c olur. Bunlar bazen peş peşe gelir, bazen aynı anda gelir. Ama hep gelir. Ve bunları gelişlerinden tanırız, biliriz. Timur’un getirdiği ilk fil gibidirler. Sıkıntı verdiler, acı verdiler, kan akıttılar, göz yaşı döktürdüler. Sadece karşılarında olanlara değil; kendilerine gönüllü taşeronluk ve maşalık yapanlara da acı verdiler, onları da katlettiler. En son Ankara Garı’nda kendi bayraklarını/paçavralarını sallayanları katlettikleri gibi.  Sonra da devlet yaptı dediler. Biz biz bunu yemedik. Fakat yaşanan vahşet bir belâdır ve geldi.

Birileri bu belayı görmek ve tanımak istemedi. Toplumun masum kesimlerinden esirgedikleri hoşgörüyü ve toleransı bunlara karşı gösterdiler. Satılmış ve milletin kanını emmiş olan paralelciler amalı, fakatlı cümlelerle bunların yaptıkları her şeyi masum göstermeye çalıştılar. Bununla da kalmadılar. Az yapıyorsunuz, az katlediyorsunuz, az şehit cenazeleri geliyor, dozu biraz daha artırın dercesine yayınlar yapmaya başladılar. Hızlarını alamayınca oy vermekten bahsettiler, hep birden partilerini satıp terör örgütünün partisine oy verdiler. Hırsları ve kinleri o kadar ileri boyutlara vardı ki, oy verdiklerini açıklamaktan çekinmedikleri gibi yine vereceklerini de deklare ettiler.

Şimdi adını yukarıda saydığımız bela çeşitlerini bu topraklara bulaştıranlar, onları pazarlayanlar kıs kıs gülmektedirler. “Vay be biz sadece Kürtleri ayartırız zannetmiştik, meğer bize teşne olan nekadar da çok beyaz Türk varmış.” demekten kendilerini alamadılar. Aynen Timur’un ikici fili gibi. Hani Nasreddin Hoca belanın dişisi demişti ya, aynen öyle. Beyaz Türklerin, şerefsiz Türklerin, Hoca’nın tabiriyle kancık Türklerin sayesinde bu toprağın belası eksik olmayacaktır. Zaten batıl da bela değil midir, kancık değil midir, hain değil midir.

 

Belalar var diye, hainler var diye, satılmışlar var diye, kahpeler var diye, sömürge valisi gibi siyasetçiler var diye biz davamızdan vazmı geçeceğiz. Elbette hayır. Vakti şerifler hayrolana kadar, hayırlar fetholana kadar, şerler def olana kadar, niyazlarımız kabul olana kadar mücadeleye devam edeceğiz. Bu dava İslam toprağı kılanan ve ümmetin ümidi olan Anadolu’nun İslam toprağı olarak kalması davasıdır. Abdülhamit’in bıraktığı yerden devam etme davasıdır ve bu bir gaza harekâtıdır. Gazamız mübarek olsun.

 

Ömer Naci YILMAZ

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

GİYDİRİLMİŞ KERESTELER

Ömer Naci Yılmaz   Galatasaray ve Fenerbahçe takımları arasındaki Süper Kupa maçının, Suudi Arabistan’da oynatılmamasından dolayı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir