Cumartesi , 25 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

HOCALAR FARKLI FARKLI KONUŞUYORSA!‏

Herkes hocaların farklı farklı konuşmalarından şikayet eder. “Din bir değil mi?” diye sorarlar. Bazılarımız da “Doğru tek değil mi?” diye sorar. Akıllarınca da haklıdırlar.

Gerçekte ise hiç de haklı değillerdir.

Çünkü:

Eğer ortada bir tartışma varsa,ortada,tartışmaya açık bir de mesele vardır. Tartışma varsa,bundan anlayınız ki,müslümanlar uyumuyor veya uyurgezer numarasına kimse yatmıyordur. Buna da sevinmek gerekir.

Tartışılacak konu var da,insanlar,konunun üstüne yatıyor: Tartışmıyor,meseleyi anlamaya ve çözmeye uğraşmıyor: Yan gelip yatılıyorsa,asıl sorun budur.

Din,”tamam” olmuştur. Hiçbir şekilde “eksik” değildir. Bizler,hangi zamanda yaşıyor olursak olalım; “Aynı Din” ile muhatabız ve aynı dine göre sorumluyuz.

Ancak,bizatihi,Din’in kendisi yani Şar’ii olan Allah Teala,bazı konuları “müteşabih” bırakmıştır. Müteşabih demek,tartışmaya açık: Muhkem olmayan ve belki zaman ve zemine göre de farklı farklı çözümlemeleri olan: Olacak olan konulardır. Allah Teala,dileseydi,bu konuları da “Muhkem” yani,kesin olarak bilinen ve anlaşılabilen: ” Mutlak Doğru ” şeklinde bize bildirirdi. Ama,”Hikmetli” bir şekilde,bazı konuları insanlara bıraktı.Bu,bırakma da Din’in aslındandır.

Biz,eğer,mesela,hepimiz bir araya gelip; Bütün,bilenler: Bilmeyenler bir karar verip de,Allah Teala’nın Müteşabih bıraktığı bir meseleyi, “Evet,tamı tamına böyledir ve bu konuda muhalefet artık asla caiz değildir.” diye karar altına almış olsak: Böyle bir karar,Din bakımından,tamı tamına bir “Tanrılık İddiası” anlamına gelir.

Çünkü,Mutlak İrade olan Allah Teala’ın “Müteşabih” kararına karşılık ve “karşı” bir karar almış oluruz. Böyle bir kararın içinde olduğu “Din” artık,”Öteki Din” kapsamındadır.Velevki,aldığımız kararda,o vakit için en isabetli kararı dahi almış olsak; Farketmez. Biz,müteşabih olan bir konuyu muhkem hale getiremeyiz. Bizler,öylesi bir dinden her zaman uzağız ve uzak olmaya da mecburuz.

Bazı kitaplar,halen tartışılmakta olan bir çok konu için,bir takım fetvalar verip,ardından da “Bunda icma vardır.” derler.

Bu cümleden şunu anlamalıyız. Bu cümleyi kuran kişi ya İcma’nın ne demek olduğunu bilmiyor ya da “Bu konuda şu zamanın alimleri arasında şöyle bir icma hasıl olmuştur.” diye demek istiyordur.

Yani,bir mesele üzerinde İcma hasıl olması: Yani,zamanın bütün alimlerinin aynı sözde birleşmiş olmaları; O alimlerin kendi zamanlarına aittir.

Mesela,Dar-ul Harb ve Dar-ul İslam sınırlarının tesbiti bakımından söylenen sözler böyledir.

Keza,bu sınırlar içinde “muamelat”ın nasıl olması gerektiği konusunda söylenen sözlerin ve sayılan şartların çoğu da böyledir.

Bu şartların belirlenmesinde “İcma=Söz birliği” olmuş olması,bu sözlerin “ebediyete kadar” geçerli olduğu anlamına gelmez. Zamanın değişmesi ile ahkamın da değişeceğini herkes gibi, o “İcma”ya katılan her alim bilirdi.

Aksi halde hiç bir alim o icma’ya katılmazdı.Çünkü,hiç bir “Alim” gelecek zamanın mesuliyetini yüklenmez ve hepsi de bu mesuliyetten kaçmışlardır.

Bu yüzden de,bu gün adlarını her türlü övgü ile andığımız,nice alimlerimiz, “kitab yazmak”tan ve söylediklerini,kendi elleri ile kaleme almaktan kaçınmışlardır. Bu kaçınmanın sebebi,kendi adlarının ve söylediklerinin,gün olup da müslümanların önüne “takoz” yapılmasına imkan ve mahal bırakmama niyeti ve gayretidir.

Yoksa,alırlar ellerine kalemi; Yazarlar ve de imzalarını da atarlardı. Yapmadılar ama korktukları akibetten de kurtulamadılar. Başkalarının ve talebelerinin yazdıkları kitaplar ile korktukları akibete yine düştüler. Ama,en azından,biliyoruz ki,”yazan” onlar değil de başkaları ve talebeleri.

Hulasa:

Hocaların farklı farklı konuşmaları,Din bakımından,ortada bir aykırılığı değil,”asıl” olan bir durumu ortaya koyar.

Tartışılan ve tartışılmaya açık bir konu olmasa,tartışma ve farklılık zaten olmaz.Konuyu,tartışmaya açık bırakan,bizatihi “İlahi İrade”dir; Yani,Allah Teala’dır. Böyle olunca da,anlaşılmalı ki,tartışmakla ve farklı doğrular aramak,İlahi İrade gereğidir ve tamamen Din’in aslıdır.

Bu konuda,şöyle söylenebilir: “-Evet,müteşabih konular vardır ama bunları da ancak Rasih Olanlar anlar. Bunlar mı Rasih?

Buna verilecek cevap yoktur.Çünkü,bu sözü söyleyen kişi “Rasih” değildir ve fakat “-Kim Rasih’dir,onu biliyorum.” iddiasında bir yalancıdır. Dolayısıyla,”zırva te’vil götürmez” kaabilinden,bu itirazı kaale almak,aklen mümkün değildir.

Hocalarımızın,tartışmaları ve aynı konu üzerinde farklı farklı çözümleme yapmaya çalışmaları,”Din”in “Yaşayan” olduğunu isbat eder.

İyi ki,Yaşayan bir Din’imiz var.

Aydın Aydın *

Tüm Yazıları →
Aydın Aydın

Ayrıca Bakınız

ÇOCUKLUĞUM VE YAHUDİ İLE SAVAŞ HAYALLERİM

Aydın Aydın Çocukken Kıyamete yakın zamanlar için “Müslümanlar ile Yahudiler arasında büyük bir savaş olacak. …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir