Cumartesi , 25 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

Kaplanlar ölmez

Mütefekkir yazar Yaşar Kaplan için Almanya'da cenaze namazı kılındı - Yeni  Şafakİnsan doğumundan ölümüne kadar hareket halinde olan bir varlıktır. Hareket etmek, yürümek, koşmak, mücadele etmek, savaşmak yolun ve yolculuğun kaderidir. İnsan ve yol yürüye yürüye gider.

Gelişmek, olgunlaşmak geleceğe, umutlara, hayallere, hatta; ütopyalara yürümek insanın yürüyüş rotası üzerindeki hedeflerdir. Bu yol, zorluklar, zorbalıklar ve çilelerle doludur. Her insanın göreceği, yaşayacağı bir kaderi vardır bu yolda.

Yolumuz üzerinde pusular kuran, gönül evimizi yıkan, canlar yakan zalimler ve zulüm aparatları vardır mücadele edip savaşacağımız. Bunlar; insanlıktan çıkan insanlardır, insan kılıklı hayvanlardır, putlardır, putperestlerdir. Nemrutlar veya Firavunlar.

Bakarsınız aniden bir kıvılcım çakmış, bir yangın çıkmıştır yolunuzun üzerinde. Bir kav ateş almaya, bir ülke yanmaya başlamıştır. Sadece ağaçlar yanmaz orman tutuşunca. Kuş, böcek, hayvan, toprak, su, tarih, coğrafya canlı cansız tüm varlıklar kül olmaya başlar. Nemrut ateşini sadece İbrahim’i yakmak için tutuşturmaz. İbrahim ve Nemrut birer semboldür sadece. Yankısı Kıyamete kadar sürecek

İnanan insanın verdiği ve vereceği karara, yürüdüğü ve yürüyeceği yola aklın, aklı ermez.  İnanmak; aklın sınırlarını zorlamak, aklın ötesinde bir yerde durmak ve orada mücadele etmeye karar vermektir. O, bir çılgınca inanç ve yiğitçe bir savaşma türüdür.

Allaha inanmışsa, insan. Aklı bırakır gider, terk eder onu. İnanmak ve savaşmak aşk ehli olmak, aşk ehli olmak; Hakka ve hakikate gerçekten bağlanmaktır. Akıllı adam; makam, mevki ve menfaat peşinde koşar. Aşk ehli ise; aklını peynir ekmekle yiye yiye dağları aşar.  Çünkü aşk; aklı yerinde ve iyi kullanmak, karşılıksız sevmek, fedakarlık ve adanmışlıktır. Karıncayı ağzında bir damla su ile Nemrut’un ateşi söndürmeye sevk eden İbrahim’in yoluna olan bağlılığı ve aşkıdır. Aşk maksuda ermek değil, o yolda ölmektir.

Hz. İbrahim’i ve baltasını zıvanadan çıkaran iflas eden bir aklın donuklaşıp putlaşmasıdır. Bu değil miydi, Musa’yı bir tutam ateş peşinde Tur dağında koşturan. Musa’ya sabır orucunu bozduran ve en sonunda; ‘’ Fefruk beynena ve beynel kavmil fasıkin ’’ bedduası yağdıran bu aşk değil miydi?

Müslüman olmak, yalnız başına da olsa mümince yaşamaktır koskoca bir ormanda. İnadına özgür ve inadına bağımsız. İnadına korkusuz ve inadına savaşçı olmak Hak ve hakikat yolunda. Müslüman olmak, Müslüman kalmak kolay değil, İslam’ın mücadelesini vermek kolay değil eğer; put ormanında elinde zor tuttuğun sabırsız deli bir balta varsa. ‘’Es sabru miftahul cenneh’’ evet ama, cennete savaşa savaşa gidilir, unutma!

Miskinlik, uyuşukluk, pısırıklık, korkaklık yakışmaz Müslümana.  Kaplan dediğin bir fırtına gibi eser vahşi ormanlarda. Bazen;  sessiz, bazen gök gürültülü şimşek gibi. Barış zamanlarında sükunet ve tevazu yakışır insana, ama savaş başlayınca bir kaplan pençesi hakim olur Meydana.

Darbeciler, darbe seviciler, kağıttan kaplanlar emperyalizmin ücretsiz köleleri… Tarihimizin yüzkarası, münafığın hası, kimi kör, sağır, dinsiz imansız, kimisi milli, zilli şef, tek adam, komutan, sahte kahraman.

Müslüman inancını ilan eder her vahşi ortamda, eğer adam gibi inanmışsa.  Onun zalim krallarla görülecek hesabı vardır. İman onun çenesinde ve pençesinde değil, kaleminde, kelamında ve kalbindedir. Fötr şapkası takmaz başına, penguen smokinleri giymez kölelik işareti diye. Kaplan kendi postuyla kaplandır. Başka bir post’a, kendisi için biçilen bir kaftana itibar etmez Çünkü o kaplandır. Eyvallah etmez, ne İngiliz, ne Çin ne Hint’in ipek kumaşına.

Kaplanlar kediler gibi miyavlamazlar ortalıkta, sağda solda bir lokma yemek için. Yalnız kraldırlar. Yürür Hak ve doğru bildiği yolda inadına inadına. Sahile yanaşınca gemi. Bu sahilden öte sahile gitmek için açarlar bembeyaz yelkenlerini.

Kaplanlar yaptılar yapacaklarını, söylediler söyleyeceklerini, yazdılar yazacakların nasipleri kadar korkusuzca. Sen, içindeki kaplanı büyütmeye çalış arkadaş, sen içindeki kaplanı yarınlara. Unutma! Onlar kurtaracaklar yangınlardan, nemrutlardan ve firavunlardan ülkeni.

Her zaman ve zeminde dinimiz, milletimiz, vatanımız ve ümmet için savaşan kaplanlar ölmezler. ‘’Yunus öldü deyu sela verirler/ Ölen beden imiş aşıklar ölmez.’’

Aşk yolunda can verip nehrin öte sahillerine geçen tüm aslanlarımıza, kaplanlarımıza Allah rahmet eylesin, mekanları cennet, makamları ali olsun. Selam olsun ölümsüzlüğü tadan gerçek kahramanlara.

Arif Altunbaş, Haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Emperyalizme karşı

Arif Altunbaş Tüm insanlık kendi durum ve konumuna göre ailevi ve toplumsal, iç ve dış …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir