Salı , 5 Mart 2024
Son Dakika Haberler

REİS’TEN VAZ MI GEÇELİM?

İnsanoğlu ihtiyaçları noktasında sınır tanımıyor. Gözünün ve nefsinin isteklerine boyun eğmiş, ihtiyaç olup olmadığına bakmaksızın ‘Benim de olmalı.’ nöbetine yakalanmış ve ardında gelen sıkıntılar… Fatura Reis’e kesiliyor. Elimizdeki imkânlar, kullandığımız malzemelerdeki çeşitlilik sanki önceleri vardı da, annemiz babamız sahiptiler ve kullanıyorlardı da sanki biz kaybetmişiz gibi sızlanıp duruyoruz. Yirmi sene öncesinde üniversite de olduğumuz yıllarda ayda bir de olsa aileden aldığımız mektuplarla, sağlık ve afiyette olduklarını öğrendiğimizde mutlu oluyorduk. Komşularımızın sağlıklı olduğunu haber aldığımızda mutlu oluyorduk, tarladaki mahsulümüzün kaldırıldığını bilmek mutlu ediyordu. Ayda bir kere gelen telefonla büyüklerin sesini duymak bir aylık mutluluk sermayemizdi. Aç değildik, açıkta değildik, markaların peşinden gitmiyorduk, AVM’leri mesken tutmuyorduk. Bugünkü tuzu kuruların imkânlarının hiç biri yoktu ama yine de mutluyduk. O yıllarda biz isterdik, büyükler de yapardı diye bir şey yoktu. İstekler uzun vadeye yayılır, beklentinin heyecanı yaşanırdı. Şimdilerde ne diyorlar? “Bu hayatın heyecanı yok.” Tüketim sarmalına yakalanılmış bir hayatın herhalde heyecanı olmaz. Olsa olsa felaketi olur. Etrafımıza baktığımızda pekâlâ görebiliyoruz. Toplum o hale gelmiş ki bireysel aymazlıklarının faturasını bile Reis’e kesebiliyor.

Kendisini hep merkezde gören insan etrafında olup bitenler istediği gibi olmadığında da faturayı Reis’e kesebiliyor. Adayı beğenmedim, Reis’e oy yok,  maaşlar çok artmadı, Reis’e oy yok, enflasyon niye tepetaklak olmadı, Reis’e oy yok, kızın biri Ayasofya’da dans etmiş, Reis’e oy yok, bize niye kar yağmadı, Reis’e oy yok. Bunları uzatmak mümkündür. Aslında bu tipler neyin ne olduğunu çok ama çok iyi biliyorlar. Kanaatkârsızlık hastalığının tedavisi henüz bulunmadı. Zaman en büyük ilaçtır.

Birilerinin psikolojik baskılarına maruz kalanlar kendilerince eften püften sebeplerle Reis’i terk etmekten, onun davasından vaz geçmekten bahsedebilmektedirler. Tıpkı Abdülhamit’ten vaz geçenler gibi. Sonradan yaşadıkları pişmanlıklar vicdanlarını rahatlatmaya yetmemiştir. Zaten tarih de onları affetmemiştir. Her şeyin süt liman olduğu iddiasında değiliz. Kim hangi kazanımını kaybetmiş ki? Niye daha çok olmadı diye sıkıntı çekenlerin ki gerçekten sıkıntı mıdır? Yoksa çoğaltma hastalığının bir tezahürümüdür?

Biz Reis’ten niye vaz geçelim ki?

Dersim’de üzerlerine bombalar yağdırılanlar, kadın- erkek, çoluk- çocuk, yaşlı- genç demeden anadan üryan dağlarda sürüler gibi kotarıldıkları halde CHP’den vazgeçmediler de biz mi Reis’ten vazgeçelim?

Kadın- erkek demeden, büyük- küçük demeden katledenlerin geride kalanları siyaseten katillerinden vaz geçmedikleri halde biz mi Reis’ten vaz geçelim?

Musul’un, Kerkük’ün, On İki Ada’nın ve sesimizin duyulacağı mesafedeki adaların İngilizleri üzmemek adına terk edildiğini bildikleri halde Süleyman Şah Türbesi’nin yer değişikliğini vatan toprağının terk edilmesi olarak görenler, bu terk edişlerin siyasal sorumlusu olan CHP’yi terk etmedikleri halde biz mi Reis’i terk edelim?

Başörtüsü düşmanlığı tescilli olanlar, inananların lehine yapılan tüm düzenlemeleri iptal ettirmek için Danıştay’ın ve Anayasa Mahkemesi’nin önünde çadır kuranlar, dini olan her şeye karşı çıkışları malum olanlar, inançlı olduğunu söyleyen insanlar tarafından terk edilmeyecek. Biz Reis’i terk edeceğiz öyle mi?

Siyaseten başaramıyorlar, seçimle yıkamıyorlar, içeriden ve dışarıdan birçok hainle birlikte olmaktan çekinmiyorlar, darbeyle yıkmayı deniyorlar, her seçim öncesinde olduğu gibi provokasyondan vaz geçmiyorlar,  biz Reis’ten vazgeçelim öyle mi?

Ahlaksızlık üzerine bina ettiği parti iktidarını dokuz seçim mağlubiyetine rağmen terk etmeyen, yapılacak olan her hangi bir seçimi kazanma ihtimali bir milyonda bir bile olamayan Kemal’i birileri terk etmeyecek, biz ümmetin ve insanlığın umudu olan Reis’imizi terk edeceğiz öyle mi?

Hiçbir artıları olmadığı halde birileri terk edilmezken, biz artıları ümmetin ve insanlığın umudu olan Reis’i terk edeceğiz öyle mi? Asla ve kat’a terk etmeyeceğiz. Allah hayırlı ve uzun ömürler versin.

Reis’im!  Yolun yolumuzdur. Rabbim başımızdan esik etmesin.

Ömer Naci YILMAZ

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

GİYDİRİLMİŞ KERESTELER

Ömer Naci Yılmaz   Galatasaray ve Fenerbahçe takımları arasındaki Süper Kupa maçının, Suudi Arabistan’da oynatılmamasından dolayı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir