Cumartesi , 15 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

CİBUTİ’ de Ne Var Ne Yok

Su yok. Birçok Afrika ülkesinde suyun olmaması sıradan bir şey ancak burada durum farklı… Cibuti’deki susuzluk Diğer Afrika ülkelerinde gördüğümüz susuzluğa benzemiyor. Nasıl yani? Birazdan anlatacağım ama olmayanları sıralamaya devam edeyim.

Elektrik yok, haliyle sanayi de yok. Var olan elektriğin %99 u Etiyopya’dan alınıyor. Tarım yok.  Tarım olmayınca da hayat diğer Afrika ülkelerinden daha pahalı. Altyapı yok Konut var ama konut açığı o kadar fazla ki, ona da yok diyebiliz. …. ….

Yoklar böyle uzayıp gidiyor. Bizim rutin hayatımız içinde farkında olmadığımız çoğu nimetlerin hiç birisi Cibuti’de yok. Bir örnek vermek gerekirse…

WC YOKLUĞU Buradan  İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ nin Cibuti’ye yapacağı teknik destek konusunda görüşmeler yapmak üzere 5 kişilik bir heyet olarak gitmiştik. Görüşmeler arasında Cibuti’nin başkenti Cibuti Ville Belediye Başkanı ve 3 tane bakan vardı. Bu sırada Bakanlardan biriyle görüşmeye giderken WC ihtiyacı hasıl oldu. Toplantıya girmeden görevliye WC yi kullanmak istediğimi söyledim.

TELAŞ Görevlinin telaş içinde sağa sola koşturup bu işi nasıl halledeceğini sormasından, çok zor bir istekte bulunduğumu anladım. Neden? Çünkü işlerini halletmek için insanların öbek öbek biriktiği bakanlıkta herkesin kullanacağı WC yok.  Görevli, bunu nasıl izah edeceğini bilemediğinden sağa sola koşturup çare aramaya çalışıyor.

Bu arada bakanın özel kalemine toplantıya gireceğimizi, durumun acil olduğunu vs. dil dökmek suretiyle Bakanın tuvaletini kullanmam için yalvarıp durduğunu görüyorum. Adamcağız  Özel kalem müdürüne ‘Delegasyon’ falan diyor, arkasından bakan beyle olan toplantıya yetişmemiz gerektiğini anlatıyor ama beriki ‘Bilmem ki, nasıl olur?..’ manasına gelecek bir tavır içinde ne yapacağını şaşırmış vaziyette diretiyor. Nihayet Kıvrandığımı görüp insafa geliyor.

BİR DAMLA TATLI SUYUN KIYMETİ Başlarken su yok demiştim. Aslında Afrika için bu sıradan bir şey ama durum Cibuti’de çok farklı. Şöyle demem lazımdı. Tatlı su yok! Şebekeden gelen suyu kesinlikle ağzınıza alamazsınız. Bırakın ağzınıza almayı dudağınıza değdiği anda yakıyor. Öyle bir acı ki, deniz suyunun tatlı suyla birazcık seyreltilmiş hali gibi bir şey.

OTEL Şebeke suyu deyince aklınıza musluğu açınca suyun hemen geldiğini falan düşünmeyin. Bu zehir gibi suyu da her zaman bulamıyorsunuz. Zaten şehrin her tarafında su şebekesi de yok. Mesela Kaldığımız otelin geceliği 100 $ dı.  Bu gibi ülkelerde kişilerin gelir durumu göz önüne alındığında 100 doların ne kadar kıymetli olduğunu söylemeye gerek yok. Böyle bir otelde bile o zehir gibi acı suyu arar olduk. Gittiğim diğer Afrika ülkelerinde de su problemi yaşadık.

Ama  Akşam otele döndüğümüzde normal suyla duşumuzu alma imkânını buluyorduk. Cibuti’de o da yok.

İlk kaldığımız gün duş almak isteyen arkadaşlardan biri başında sabun köpüğü olduğu halde öylece kala kaldı.  Köpük dediğime bakmayın. Bu kadar tuzlu suyu köpürtecek sabun mu var? İkinci gün uyandığımızda o beğenmediğimiz suyu da bulamadık. Ülke sıcak. Erkenden kalkıp birbiri ardınca katılacağınız toplantılar için üst baş temizliği lazım. Tuvalet ihtiyacı falan derken…

KRAL ve FRANSA O anda bizim ne kadar büyük nimetler içinde olduğumuzu düşünüp içimden hamd ü senalar ettim. Meğerse Biz ülkemizde birer ‘Kral’ gibi yaşıyormuşuz da haberimiz yokmuş. Bir yandan da  Fransız sömürgeci monşerlerinin ne kadar gaddar olduklarını düşünerek ‘’Bunların yatacak yeri yok!..’’ diye içimden geçiriyorum. İnsafsızlar yıllarca sömürdükleri ülkeye bir damla tatlı suyu fazla görmüşler. Neyse Bu sıcak havada odamıza bırakılan 2 küçük pet şişeyi gayet dikkatli kullanarak hem içme hem de vücudumuzu silmek suretiyle banyomuzu(!) aldıktan sonra otelden çıkıyoruz.

ABDEST İşte bu ehval ve şerait içinde hazır bakanın tuvaletini kullanma fırsatını yakalamışken abdest alıp çıkayım diyorum. Bakanın odasındaki şebekeden tuzlu acı su akmaz diye düşünüyorum. Ama Öyle olmuyor.  Su dudağıma değdiği anda aynı suyun burada da olduğunu görüyorum.

LEVENT KIRCA ve  CHP NİN ÇILGIN PROJELERİ Heyetteki arkadaşlardan Zeki Bey İSKİ de çalışıyor. Banyoda arkadaşımızın başındaki sabunlu suyla kaldığına bir yandan gülerken, bir yandan da Zeki beye ‘’Eskiden sizin İSKİ den de çok çektiydik…’’ diye takılıyoruz. Malum 1989-1994 yıllarında İstanbul Belediye Başkanlığını CHP (O zamanki adıyla SHP) kazanmış ve İstanbul büyük bir felaketin eşiğinden dönmüştü. Çöp Patlayan çöp dağları Hava kirliliği Kokudan yanından geçilmeyen Haliç Çürümüş su şebekesine karışan lağım suları.. ki, o tarihte bakanlık açıklamalarda bulunuyor: ‘’Şebeke suyu ile dişlerinizi fırçalamayın lağım suyu karışmış.’’ Diye. İstanbullular İçine lağım suyu karışmış şebeke suyuna bile hasret olduğu günler… Su yok.

İşte o tarihlerde Sanatçı Levent Kırca’nın yaptığı meşhur İSKİ parodisinde duş alan bir İstanbulluyu canlandırır. Duşun tam ortasında her zamanki veçhile sular kesilir. Kırca başındaki köpükle.. kremalı pastaya dönmüş vaziyette İSKİ yi arayarak suların ne zaman geleceğini sorar. Cevap veren memur müşkülpesent birisi olduğu için heyecandan Kırca’nın dili dolaşır ve ortaya çok komik bir ‘İSKİ’ hitabı ortaya çıkar.

İşte o günlerde İstanbul’u susuzluktan kurtarmak için CHP (SHP) nin aklına çok çılgın projeler(!) gelir. Bunlardan biri  İstanbul’a su temin eden TERKOS baraj gölüne Karadeniz’den su basmak. Bu ‘Çılgın Proje’ hayata geçirildi ki, ara sıra akan suyun tadı değişik ve tuzluydu.

1977 li yıllarda henüz öğrenciydim. Ve  Ne günah işlediysem yine CHP nin İstanbul Belediyesini yönettiği yıllara denk gelmiştim. O zamanlar  Menekşe’de oturuyor ve yine sular akmıyordu. Çeşmeden aktığı günlerde de Aynen Cibuti’de gördüğüm acı-tuzlu suya benzer bir su geliyordu. O tarihlerde  Belediyenin şebeke suyuna deniz suyu bastığı rivayetleri kulaktan kulağa dolaşıyordu. Ama CHP nin hakkını teslim etmek lazım ki.. şebekeden akan su CİBUTİ’deki kadar tuzlu değildi.

CHP de çılgın projeler bitmez. CHP (SHP) nin o tarihlerdeki ikinci ‘Çılgın Projesi’ de, Gemilerle İstanbul’a su taşımak… O yıllarda nüfusu 9 milyon civarında olan İstanbul’a Yalova’dan tankerle su taşıyacaklardı. Nasıl fikir ama? Bu parlak fikre armatörler olumlu cevap vermeyince iş yatmıştı. Yazık ki  CİBUTİ’de böyle parlak(!) fikirli yöneticiler olmadığı için, Cibutililerde su sıkıntısı çekmeye devam ediyor. Neyse Bu vesileyle Afrika’da CHP yi de yad etmiş olduk.

CİBUTİ’DE NE VAR Bu kadar yokluğu saydıktan sonra diyeceksiniz ki, ‘Cibuti’de ne var?’ Cibuti bulunduğu coğrafi bölge itibariyle büyük bir stratejik öneme sahip. Yani stratejik önemi var. Başka? Hızlı bir nüfus artış hızına sahip… 23.200 km2 lik ülkede 950.000 kişi yaşıyor. Nüfus hızla artıyor. Neden?

ÜSLER Çünkü bulunduğu stratejik önemden dolayı ülkeler arka arkaya üs açıyor. Amerika’dan sonra, İngiltere, İtalya hatta Japonya’nın bile burada askeri üssü var. Fransa’nın zaten eskiden beri askeri üssü vardı. Limanlar var. Ve Şu anda 5 liman daha açılmak üzere çalışmalar yapılıyor. Kim yapıyor? Çinliler ve diğer ülkeler.

Çinliler Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’ya kadar tren hattı döşemişler. Gar binasını falan gördük neredeyse bitmiş gibiydi. Afrika’yı hallaç pamuğu gibi altını üstüne getiren Çinliler burada da etkinler. Ve Yap işlet devret modeliyle iş yapıyorlar.

Herkes Cibuti’nin ilerde gelişeceğini, liman kenti olacağı ve ticaretin artacağı konusunda hemfikir… İngilizler ABD nin de desteğiyle CİBUTİ’ den yeni bir DUBAİ çıkarmak için harıl harıl çalışıyorlar.

Durum böyle olunca Cibuti, Etiyopya Somali vs. civar ülkelerden göç alıyor.  Kendi nüfus artış hızı da %2.8 olunca.. nüfusu katlamalı olarak büyüyor. Yani Varlıklarından birisi de nüfusu…

DİL MESELESİ Cibuti’nin eski bir Fransız sömürgesi olduğunu söylemiştim. Ama şimdi ABD-İngiliz hegemonyası altında… Ülkede farklı milletler de yaşayınca, ortaya karmaşık bir dil yapısı ortaya çıkıyor.

Eski nesil Fransızca konuşuyor. Yeni nesil İngilizce… Yemen’den göçüp buraya yerleşenler haliyle Arapça konuşuyor. Yerli büyük bir topluluk var AFAR’lar.. onlar Afarca konuşuyor. Somali ve Etiyopya’dan göç edenler Somalicenin İsa şivesini kullanıyor.

Bakanlarla toplantılarda Biz Türkçe konuşuyoruz, heyetten Abdülbasıt Bey İngilizceye, tercüman da onu Fransızcaya çevirince ortaya bi sürü tercüme hatası çıkması kaçınılmaz oldu.  Mesela Belediye başkanımız Kadir Topbaş beyle bir müddet önce görüşmeler yapılmış ve biz bunun üzerine gitmiştik. Konuşma esnasında ‘Bakan Bey Valiye teşekkür edip selam gönderiyor’ diye tercüme ettiler.

TİKA Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı burada Büyükelçiliğimize paralel güzel işler yapıyor. Büyükelçiliğimiz işin siyasi yönüne bakarken TİKA teknik ve sosyal yardım işlerine bakıyor. Türkiye’den Çöp kamyonu, ambulans ve otobüs yardımını TİKA koordine ederek yetkililere teslim etmiş bulunmaktadır.

Şehrin önemli bir yerine meydan düzenlemesi yaparak sosyal hayatın şekillenmesine katkı sağlamış oldu. Ancak Ülkede su ve elektrik sıkıntısı yüzünden meydandaki düzenlemeye su ve elektrik hala bağlanmış değil.

Cibuti TİKA başkanı Mikail Bey Şavşatlı… Mikail Beyin Cennet gibi Şavşat’ı bırakıp  Burada canla başla çalışarak bir şeyler yapma gayretine hayran olduk.

YİNE FRANSIZLAR Fransızların bastığı yerde ot bitmez. Sömürdükleri ülkeleri adeta taş devrine çevirirler. Laik geçinirler. Dinle imanla ilgileri olmadığından bahsederler. Ama Bu Laik Fransızların işgal ettikleri ülkelerde Kilise ve büyük Katedraller yapmaktan geri kalmazlar. Yolda geçerken bu kiliselere rastladık. Nüfusun neredeyse tamamı Müslüman olan bir ülkede Fransızlar salyangoz satmaya devam ediyor.

Bizim Laik-Kemalistlerin kulakları çınlasın. Laik Fransızlara baksın da ibret alsınlar. Taksim’e cami yapılacak diye yapmadıklarını bırakmadılar ama Laik Fransızlar Kiliselerini en merkezi yerlere yapıyor.

DSİ Bizim DSİ Cibuti’ye Baraj yapma sözü vermiş. Bence bu çok hayırlı bir hizmet olur.

FARKIMIZ Bizim Avrupa ve ABD ile olan farkımız bu! Onlar Sömürmek öldürmek için Cibuti’ye gider biz yardım için yaşatmak için gideriz. Biz Baraj yaparız onlar askeri üs yapar. Biz  Hasta taşımaları için ambulans göndeririz, onlar silah satar, sonra araya fitne sokar ki, garibanlar birbirini öldürsün. Biz Çöp kamyonu göndeririz çöpler ortadan kalksın, hastalık yayılmasın, onlar gelir bu ülkelere çöplerini boşaltır.

Bu hizmetlerin devamı için  TİKA orada bina tutmuş büyük bir fedakarlıkla çalışıyor..  Sancaktepe Belediyesi ile ‘Kardeş Şehir’ yapılarak ufak tefek hizmetlerin devamı sağlanıyor. İşte biz böyleyiz! Rahmetli  Necip Fazıl Kısakürek bu halimizi ne güzel anlatmış:

Kırılırda birgün bütün dişliler, Döner şanlı şanlı çarkımız bizim. Gökten bir el yaşlı gözleri siler. Şenlenir evimiz barkımız bizim. Yokuşlar kaybolur çıkarız düze. Kavuşuruz sonu gelmez gündüze. Sapan taşlarının yanında füze, Başka alemlerle farkımız bizim. Kurtulur dil,tarih,ahlak ve iman. Görürler nasılmış neymiş kahraman. Yer ve gök su vermem dediği zaman, Her tarlayı sular arkımız bizim. Gideriz nur yolu izde gideriz. Taş bağırda, sular dizde, gideriz. Bir gün akşam olur, bizde gideriz. Kalır dudaklarda şarkımız bizim.

 

Emin Batur

Emin Batur *

Tüm Yazıları →
Emin Batur

Ayrıca Bakınız

ARZ-I MEV’ÛD

Emin Batur Tarih boyunca Yahudiler Korkaklığın Dönekliğin Cimriliğin Faizciliğin Altın ve para biriktirmedeki ihtirasın Ve …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir