Cumartesi , 25 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

2. Kurban Necip Fazil Kisakürek

 İKİ KURBANLIĞIN ÇOCUĞU:MEHMET AKİF ERSOY VE NECİP FAZIL KISAKÜREK
II.ÇOCUK:NECİP FAZIL KISAKÜREK

Dışarıdan Osmanlı Cihan Devletinin kadim düşmanları, içeriden de Jön Türkler, İttihat ve Terakkiciler, Rum,Ermeni artıkları ve en önemlisi de Yahudi dönmesi Sabetaistler Osmanlıyı ipe çekip ardından da lime lime doğradılar.Osmanlının rahminden çıkan rüşeym(oğulcuk)Necip Fazıl’dı. Öldürmediler,öldüremediler.
‘Onu kendi dünya görüşümüzde büyütürüz! Onu kendi fikriyatımızın borazanı yaparız!’ diye düşündüler.
Nitekim bir müddet başardılar da… Onu ‘kadın bacakları’ üzerine şiirler yazan, bohem hayatı yaşayan, “İşte felaketim!…Kendimden kaçmak ve içimdeki sabit fikirleri uyutmak için bende ilaç haline gelen gebertici zehir…” dediği kumar… “Beni çürüten, şahsiyetimi lif lif yolan, dış hayata ve cücelere karşı müdafaalarımı tek tek düşüren bu zehir,şeytanın içime girmek için ruh kalemde açtığı en büyük gedikti.” (O ve Ben/sh:73)
Kumar oynadığı,kadınlara meylettiği, İslam dışı bir hayat yaşadığı dönemlerde “bir mısra-ıTürkün şerefini kurtarır” diye onunla övünenler Cumhuriyet devrinin şeytani ağızlarıydı. İçindeki şeytandan zehirlerdi. Fazla uzun sürmedi bu efsun. 1934 yılına kadar ancak sürebildi. Yani 29 yıl. Cumhuriyetin pozitivizm alayişleri 29 yıl uyutabildi genç Necip’i… Aklı olan için aslına dönme vakti gelmişti artık. Dünün ‘bohem şairi’ bu gün küfrün kal’alarını sarsan,en çokta içindeki şeytanları oklayan biri olmuştu. Ne var ki yalnızdı. Molla Said ve birkaç dava erinden başka kimse yoktu ortalıkta. Manzara çok korkunçtu.
İçerideki manzara:
Üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem!
Üst kat: Elinde tesbih, ağlıyor babaannem,
Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve âşıkları,
Alt kat: Kızkardeşimin (Tamtam) da çığlıkları.
Bir kurtlu peynir gibi, ortasından kestiğim;
Buyrun ve maktaından seyredin, işte evim!
Bu ne hazin ağaçtır, bütün ufkumu tutmuş!
Kökü iffet, dalları taklit, meyvesi fuhuş…

Dil ve tarih politikası noktasında Cumhuriyet rejimi, aslını inkar eden haramzade pozisyonundaydı. “Bülbüllere emir var,lisan öğren vakvaktan;Bahset tarih;balığın tırmandığı kavaktan.” Yüceler cüce, cüceler yüce gösteriliyordu. Türk Dil Kurumunun başında bir Ermeni:Agop Dilaçar; Türk Tarih Kurumunun başında bir Rum: Emilius Oktavyus(Emin Oktay) vardı.
Siyaset,kavasların ve rakkaselerin elindeydi sanki. “Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilaç;Serbest verem ve sıtma,mahpus gümrükte ilaç…” İlaçlar, kulaklara yerleştirilen şeytani gümrük tıkaçları yüzünden bir türlü ruhlara intişar edemiyordu.
“Yeni çirkine mahkum, eskisi güzellerin;Allah kuluna hakim, kulları heykellerin!” Kulların heykelleri Allahın kullarından daha muteber ve üstün kabul ediliyordu.
İşte, kendisine ‘Bay Necip’ diyen Üstad Necip Fazıl, böyle bir dönemde, devrin devrimbaz ve aynı zamanda küfürbazlarının karşısına dikilecek ve “Rahminde cemiyetin ben doğum sancısıyım; Mukaddes emanetin dönmez davacısıym” diye haykıracaktı.
Zindandan Mehmed’e Mektup şiirinde kendisini ve İslam genci Mehmetleri şöyle tanımlayacaktı: “Sen bir devsin, yükü ağırdır devin;Kalk ayağa,dimdik doğrul ve sevin…”
O bir devdi gerçekten. “Ne var lafı boş yere evirip çevirecek? Öyle devrimdir ki o devrimi devirecek!”
Devrimi devirecek devrimin peşindeydi. Kalplerde yapılacak inkılabın…
Devrin yaşayan ve ölen yobazlarıyla ömrü boyunca savaştı. ‘Ölen’, diyorum; öldüğü halde mezardan idare etmeye kalkanlar vardı…
Nice yıllar hapislerde yattı. Dergisi defalarca kapatıldı. Ama o, şuurlu ve inançlı bir Müslüman’ın ne kadar güçlü olduğunu mücadelesi ve azmiyle gösterdi. Yılmadı, eğilmedi. Kınayıcıların kınamalarından çekinmedi. “Kendine de şiirine de yazık etti” diyenlere inat Allah ve resulünün yolunda yürüdü.
Bir gençlik yetiştirmekti sevdası: “Mürekkebi yetmezse ciğerinden kan çekerek” yazacak ve o gençliği yetiştirecekti. Ve bir gün “Kim var! Diye bağırıldığında,sağına soluna bakmadan “BEN VARIM” diye ortaya çıkacak bir gençlikti yetiştirmeye uğraştığı. Adını da ‘Büyük Doğu Gençliği” koymuştu.
O gençliktir şimdi Üstad’ın: “Vatanımda sular akar başıboş, Herkes birbirine bakar başıboş” deyişindeki işaret ettiği suların önüne setler kuran…
O gençliktir onun “Ustada kalırsa bu öksüz yapı, Onu sürdürmeyen çırak utansın” deyişine karşılık o yapıyı, o inşaatı sürdüren…
Ve,
O gençliktir:Yüz üstü çok süründün diyerek Sakarya’yı ayağa kaldıranlar…
Hülasa; İstikametiniz düzgün ise, Allah ile aranız iyiyse, davanız İslam ise, hiçbir bıçak sizi kesmez, hiçbir ateş sizi yakmaz.
Ne mutlu Mehmet Akif ve Necip Fazılı anlayana ve o mücadele azmini benimseyenlere…

İdris Günaydın *

Tüm Yazıları →
İdris Günaydın

Ayrıca Bakınız

DENİZ BAYKAL BAŞBAKAN MI OLUYOR?

        Cumhurbaşkanımız Erdoğan Dış İşleri konutunda Baykal’la çok önemli görüşme yaptığını söyledi. Bu görüşmenin bir kısmını …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir