Perşembe , 29 Şubat 2024
Son Dakika Haberler

Mankurtların Son Oyunu

 Mankurtların Son Oyunu

Devlet adamı, siyasetçi, aydın ve akedemisyen olarak iki asırlık tarihimizde

Türk, Kürt, Arap, Fars, Malay, Pakistanlı olması farketmediği gibi Ortaasyalı, Kafkaslı,, Balkanlı, Afrikalı, Avrupalı, Amerikalı olması beyaz, siyah, kızıl, sarı derili olması, müslüman, hıristiyan, hindu, Budist, ataist olması da farketmiyor. Mankurt her çağda ve zamanda, her ülkede ve coğrafyada, her dinde ve kültürde,  her yerde ve  ülkede vatanına, milletine ve onun değerlerine karşı savaşmak için eğitilmiş, proğramlanmış, hissiz ve duygusuz robotlardır.

Özellikle İslam ülkeleri ile halen sömürülen Asya, Afrika ve Amerikadaki 3. dünya ülkelerindeki yöneticilerin kahir ekseriyeti bu tiplemenin içine girer. Eğer; bu ülkelerin yöneticileri emperyalizme karşı ise, onların gözünde o, ya dengesiz, ya hain veya terörist, yobaz veya diktatördür.  Bunlar kendi halkına ve dünya kamuoyuna yanlış olarak tanıtılır. Haklarında olumsuz imajlar oluşturulur, insanların gözünde itibar suikastına uğratılır.

Emperyalist ve sömürgeciler veli olan insanı deli gibi, deli olanı da veli gibi tanıtarak istedikleri ülkeleri ve coğrafyaları kendi kontrolleri altında tutarlar. Onların talimat ve emirlerini yerine getiren insanları lider olarak bir gecede o ülkenin başına getirirler. Daha sonra bunları istedikleri gibi kullanırlar. Son kullanma tarihleri geçince de onları kendi kaderlerine terkederler ve yeni kuklalarla birlikte çalışırlar.

Mankurtlar Osmanlıdan bu yana Türkiyede ve İslam coğrafyasında iki asırdır batılı emperyalistlerin başkentlerinde özel olarak yetiştirildikten sonra kendi ülkelerine gönderilerek oralarda ihanet ocaklarının ileri karakolları olarak görev yapmışlar ve yapmaktadırlar. Bunlar İslam topraklarındaki  krallar, emirler,  prensler, darbeciler, cuntacılar, diktatörler, zalim yöneticiler olarak bugün de emperyalizmin Truva atları olarak görevleri başındadırlar.

İslam Aleminin başına örülen ve örülmek istenen tüm çoraplar Osmanlıyı sırtından vuran zamanın Şerif Hüseyinleri, Suudileri ve Lawrenz’leri olarak  bu mankurtlar tarafından organize edilip yönetilmekte ve finans edilmektedir.

Lawrenz İngiliz kanı taşıyan profesyonel ve ne yapacağını çok iyi bilen bir ajan-provakatördü. Mankurtlar ise; batının ülkelerimizi ve coğrafyamızı ele geçirmek ve sömürmek için özel olarak yetiştirdiği  yerli münafıklardır. Jöntürkler, İttihatçılar,  zamanımızdaki CHP zihniyetinin Türk, Kürt olarak sağcı ve solcu uzantıları gibi.

Bu yerli münafıklar ve bunların oluşturduğu uzaktan kumandalı ihanet çeteleri Lawrenz Arabinin İslam Alemine verdiği zarardan  bin kat daha fazla zarar vermişler ve vermektedirler. Darbeciler, PKK, YPG, Cumhuriyet mitingleri yapanlar, Gaziciler ve paralel çetenin devlet ve millet içinde sinsi oyun, tuzak ve 15 Temmuz darbesinde yaptığı ihanetler gibi…

Son olarak İslam aleminde ve dünyada Kaşıkçı cinayetiyle birlikte bu çetenin ne tehlikeli ve vahşi işler yaptığı/yapabileceği, ne alçak bir yapıya büründüğü, ne sinsi bir yapılanma içinde olduğu apaçık ortaya çıkmıştır. Artık Arap aleminde masum kralların, çiçeği burnunda sempatik prenslerin yerinde gizli ve açık bütün suçları ve oyunları ortaya çıkmış katil ve cani emperyalizmin uşağı işgalciler oturmaktadır. Takke düşmüş kel görünmüştür.

Bunların işledikleri cinayetler, ihanetler, bölgeye ve müslümanlara karşı batı emperyalistleri ve güç odaklarıyla birlikte  oynadıkları çirkin oyunlar, çevirdikleri fırıldaklar, ihanet tiyatroları bu zalim ve gasıp şımarıkların, bu güç sarhoşu asalakların kendi sonlarını da getirecektir.

İşbirlikçi Arap Mankurtları tarihe geçecek bir ihanetin  aktörleri olarak bugün İslam düşmanları tarafından yazılmış en adi, en alçak, en şerefsiz senaryoların acemi oyuncuları olarak tarihe geçecektir.

Bütün bunlara rağmen, bütün bunlara karşı tarihe yön verecek, tarihi şekillendirecek, tarih yazacak olanlar bu toprakların  gerçek sahipleri olan ve Allahın rengine boyanarak, yalnız O’nun rızası için mücadele eden müslümanlar olacaktır.

Arif Altunbaş, Haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Depremin öğütleri

Arif Altunbaş İnsanlık imanla inkâr, itaatle isyan, iyilikle kötülük, Hak ile batıl, hakikat ile yalan …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir