Cuma , 14 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

AHMET SEVER’ İN KİTABI ve SİYASAL FİTNE

11. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün basın danışmanı Sayın Ahmet Sever’in “Abdullah Gül ile 12 Yıl” adlı kitabı seçim sonrası gündemdeki yerini korumaktadır. Türk siyasetinin geleneği olan bir durumla karşı karşıyayız. Önemli kişilerin görev süreleri sona erdiğinde danışmanlarından birisi onunla ilgili kendince çarpıcı konuları içeren bir kitap yazar ve görevi bitenin gündemde kalmasını bir şekilde sağlamaya çalışırlar. Ve yine bu türden kitaplar zıtlıklar üzerine kurgulanır. O olmasaydı şöyle olacaktı, eğer müdahale etmeseydi böyle olacaktı. Onun müdahalesiyle sıkıntı giderildi. Ben bu sıkıntının giderilmesinde çok aktif bir rol üstlendim. Bir takım gelişmelerde inisiyatif tamamen bana aitti türünden havalanmalar, efelenmeler… Bu türden çalışmalarda yakın tarihimizle ilgili pek de bilmediğimiz konular tek taraflı olarak sipariş ve pazarlama kitaplarında yer alır. Bu kitapların yayınlanma amaçlarının bir algı oluşturma gayreti ve PR olduğunu unutmayalım. Falih Rıfkı Atay’ın “ÇANKAYA” kitabı bunun ilk örneklerindendir.

11. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün basın danışmanı olan Sayın Ahmet Sever’in kitabında da benzer konuları görmek mümkündür. Yazımızın girişinde şöyle bir cümle kullanmıştık. “Ve yine bu türden kitaplar zıtlıklar üzerine kurgulanır.” Sayın Sever’in kitabında bu zıtlığı çok açık bir şekilde görmekteyiz. Kitapta verilmek istenen ana tema açıkça şudur: “Recep Tayyip Erdoğan despot ve diktatör birisidir. Bizimki ise mülayim ve makul birisidir.” Anlattığı olayların varacağı sonuç bu şekilde özetlenebilir. Şimdi bu durumu bizim Karadeniz jargonuyla değerlendirecek olursak evet biz yeri geldiğinde otoriter olan, masaya yumruğunu vurmasını, gerektiğinde kalkmasını bilen bir lideri seviyoruz. Yine bizim tabirle “Fadime Hala” tiplerden hiçbir halt olmaz ve o tipler de sevilmez.

Sayın Ahmet Sever’in kitabının özü ise, Sayın Abdullah Gül daha makul, daha demokrat ve daha yapıcıdır. Sayın Erdoğan ise bunun tam aksidir. Böyle olunca Sayın Gül, Sayın Erdoğan’ı hep frenleyen ve dizginleyen konumdadır. Devlet yönetiminde Sayın Gül’ün yaptığı görevlendirmelerin daha isabetli olduğunu söylerken diğerini ise okuyucuya söyletmeye çalışmaktadır. Öyleyse biz de söyleyelim. Sayın Gül’ün en isabetsiz görevlendirmelerinin başında Sayın Sever’i basın danışması yapması gelmektedir. “Recep Tayyip Erdoğan despot ve diktatör birisidir. Bizimki ise mülayim ve makul birisidir.” Havası oluşturmak siyasal fitneyi harlamaktan başka ne işe yarayacaktır ki? Bir derdi olanın, bir davası olanın en yakınındaki isimlerin de aynı şekilde bir derdi ve davası olmalıdır. Olmalıdır ki yarın konjonktür değiştiğinde seni satmasın, bir kenara atmasın. Bu tiplerin örneklerini çok gördüğümüz için şaşırmayız. Kalpleri aynı his ve heyecanla atmayan bir ismin hangi derdinden, hangi davasından söz edilebilir ki?

Sayın Sever kitabında Cengiz Çandar’dan bir nakil yaparak şöyle der: Erdoğan arasındaki farkı soran bir Amerikalı gazeteciye Çandar’ın “…bir sokakta iki kişi kavga ediyorsa Erdoğan gider o kavgaya karışır; Gül ise kavgayı görünce o sokağa girmez ve yolunu değiştirir” dediğini ve bu yanıtı Sever’in Gül’e aktardığında onun “Hayır ben kavgayı görünce sokak değiştirmem. O sokağa girerim ve kavgayı ayırmaya çalışırım” dediğini nakletmektedir. Sayın Sever bu anektodla şunu demek istiyor: “Sayın Erdoğan kavgacı ve kavgaları körükleyen birisi, Gül ise kavgaları ayırmaya çalışan bir isimdir. Gerçi biz Sayın Gül’ün yedi yıl herhangi bir kavgayı ayırdığını da görmedik.

 

Bizim derdimizin, bizim davamızın ve bizim kavgamızın çözümü diye bir şey yoktur. Bu bir “Hak- Batıl Mücadelesi”dir ve kıyamete kadar da devam edecektir. Biz bu davayı etliye, sütlüye karışmayan Fadime Hala tiplerle hedefe ulaştıramayız. Biz bunu bilir bunu söyleriz de Sayın Sever sen bunu anlamazsın. Çünkü bizim mahalleden değilsin. Hasbelkader bizim mahalleyi mesken tutmuşsun; fakat gidişin yakındır.

Ömer Naci Yılmaz

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

GİYDİRİLMİŞ KERESTELER

Ömer Naci Yılmaz   Galatasaray ve Fenerbahçe takımları arasındaki Süper Kupa maçının, Suudi Arabistan’da oynatılmamasından dolayı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir