Pazar , 19 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

SÖZ UÇAR YAZI KALIR

Öyledir gerçekten de. Söz ile ifade edilemeyen şeyler bazen yazı ile kolay ifade edilebilir hale gelir. Bu kişiseldir de bir bakıma. Misal kendimden örnek vereyim. Ben kendimi yazı ile daha iyi ifade edebiliyorum. Güncel siyasi konular, kültürel konular, ekonomik konular vs. gibi alanlarda değerlendirme yapabilmem düşünce dünyamda hemen hemen ifade bulmaz. Ancak klavyenin başına geçtiğimde sanki yazacaklarımı daha önceden planlamışım gibi ifadeler hemen satırlara dökülüverir.

Bunun bana iyi his vermediğini düşünmekteydim. Yazı ile kendimi ifade edebildiğim kadar söz ile de ifade edebilmeliydim diye düşünüyordum. Öyle ki bu durum beni rahatsız ediyordu. Yakın bir zamanda daha önce sosyal medyada tanıştığım ve ilk kez de yüz yüze sohbet etme imkanımın olduğu birisi yazı ile duygu ve düşüncelerini ifade edebilmemin çok iyi bir özellik olduğunu söyledi. Söz ile kendini ifade edebilme ile klavyenin başına geçildiğinde kolayca satırlara dökebilme özelliğinin aynı kişide bulunmasının bir bakıma anormal olduğunu da eklediğinde ne yalan söyleyeyim şaşırmıştım.

Kendisinin de söz ile kendisini daha iyi ifade ettiğini, yazma kısmında biraz daha geri planda olduğunu söyledi. Bu gerçekten de normal bir durum o zaman benim için. Ben gerçekten de yazarken kendimi daha iyi hissediyorum. Düşünce dünyamda bir konuya dahil imgelerin oluşması sözle daha zor inşa ediliyor benim için. Ancak yazıda öyle değil. İş yazıya gelince farklı bir ruha bürünüyorum.

Mesela bu yazımı daha önceden nasıl yazacağımı planlamamıştım. Parmaklarım yazarken daha rahat hareket ediyor olacak ki zorluk çekmiyorum satırlara dökerken. Tabi burada belirtmeden geçmeyelim ki okuyarak yazmak her şeyden daha önemlisi. Sonuçta “yazmak” içerisinde “bilerek yazmak” nüansını da içerir. İlk önce bilgi dağarcığını geliştirebilesin ki daha sonra yazma eylemini de gerçekleştirebilesin.

Böylelikle yazı, bilgi ile bütünleşerek tam bir bütünsellik içerisinde olabilecektir. İkiz bir kardeş gibi bilgi, yazının şekillenmesine katkıda bulunur, yazı da bütünselliğini sağlamasının ardından başvurulacak bilgi kaynağı haline gelir.

Sonuç olarak; söz, karşılıklı olarak ifade edildiğinde ilk bakışta pek anlam ifade etmezse de yazıya dönüştürülüp, tarihe not düşüldüğünde kalıcı hale gelip, yazılı kaynaklar köşesinde yerini alır.

“SÖZ UÇAR YAZI KALIR” bunun için söylenmiş olsa gerek. Söz ilk söylendiğinden belirli bir süre sonra güncelliğini yitirir, sahneden çekilir gider. Yazı ise sözün satırlara dökülmüş hali olup, sahnedeki varlığı her zaman bakidir.

Yazmak, yazmak, yazmak deyip, yola devam ediyoruz o zaman…

Selam ve dua ile…

İBRAHİM YAVUZ

İbrahim Yavuz *

Tüm Yazıları →
İbrahim Yavuz

Ayrıca Bakınız

KAYBOLAN GENÇLİK İDEALİZMİ -2-

3) BU MİLLETİN HAFIZASINI YOK ETTİLER  Bu milletin binlerce yıllık tarihi var. Bu tarih içerisinde 15 …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir