Türkiye Mimar ve Mühendisler Odası
İnşaat Mühendisleri Odası genel kurulu için Ankara’daydık.
Cumartesi günü (11.04.2026) genel kurul, ertesi gün de seçim yapıldı.
Ama ne seçim!
O kadar muğlak anlaşılmaz gereksiz kurul ve komisyon var ki hem anlamakta hem de seçmede zorlanıyorsunuz.
Neden?
Çünkü burada maksat seçim falan değil.. ayrıca ülkemizin mühendislik hizmetleri ve meslektaşlarımızın sorunları ile ilgilenmek de değil…
Peki, maksat nedir?
Oynadıkları oyuncağın ellerinden alınma korkusu…
TMMOB NE YAPAR?
Bir soru?
İki yılda bir yapılan seçimi baz alarak soruyorum:
Son 2 yılda
Temsilcimiz olan TMMOB veya İnşaat Mühendisleri Odası’nın ülkemizi ilgilendiren projelerle ilgili bir açıklama veya yorumunu duyan bilen var mı?
Bunu 40 yıl geriye gitsek bile
Ülkemizin kalkınmasına yönelik en ufak bir katkıları veya fikirleri olmadığını görürsünüz.
Neden?
KATI MERKEZİYETÇİ
İDEOLOJİK BİR YAPI
Çünkü
İçine düşüp çıkamadıkları katı merkeziyetçi ve ideolojik bir yapıya sahipler.
Mesela;
Gezi Parkı olaylarında olduğu gibi
Ülkemizi milyarlarca dolarlık zarara uğratan bir kalkışmada İMO’yu görürsünüz.
Yani kamuoyu odaların bu tür eylemlerde ismini ve şanını duyar
Ama
Yapılacak büyük yatırımlarda eğer hükumete çakıp muhalefet edeceklerse duyarsınız. Katkı için kendilerinden bir inilti bile çıkmaz duyulmaz.
MESELA
Mesela;
Hükumet söz verdiği halde neden 650 bin konutu tamamlamayıp 3 yıl içinde 450 bin konut yaptı diye eleştirirler
Ama
İstanbul B. Şehir Belediyesinin 7 yılda neden 5 bin konutu bitiremediği ile ilgili tek kelime etmezler. Halbuki Akparti döneminde İBB değil 7 yılda 5 bin konut yapmak, her yıl 4-5 bin konut ile birlikte 2 cami ve 2 okul yapardı. Hastane, kreş, çevre düzenleme ve aydınlatma gibi işleri saymıyorum bile…
Deprem ile ilgili de hükumeti olur olmaz tenkit ederler.
Ancak
Deprem riski altında olan İstanbul’a belediyenin %4-5 civarında olan deprem bütçesini neden %1’e indirdiğini sorgulamazlar.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
Durum böyle olduğu halde genel kurul konuşmalarında “Biz kimsenin arka bahçesi olmadık.. kimseye sırtımızı dayamadık!..” gibi beylik laflar etmekten de geri durmadılar.
Peki,
Siz hükumete çakıp, muhalefeti kollayınca sırtınızı kime dayıyor
Ve
Kimin arka bahçesi oluyorsunuz?
HALEP’TE
KIRK ARŞIN ATLAMAK
Öncelikle şunu söyleyeyim:
2 gün önce genel kurulda gördüğüm manzara şudur:
Oda yönetimi
Hala 1970’li yıllardan öteye geçebilmiş değildir. Bir türlü kendilerini güncelleyemiyorlar.
Daha hala;
6. Filo’yu nasıl protesto ettiklerinden,
Şehitler Köprüsü’ne (Boğaziçi Köprüsü)
Fatih Sultan Mehmet
Yavuz Sultan Selim
Ve Çanakkale köprülerinin gereksiz olup karşı olduklarını
İstanbul Havalimanına
Ve tabii ki,
Kanal İstanbul’a da karşı olduklarını söylediler.
Söz alıp kürsüye çıktığımda,
Süremin 5 dakika olması sebebiyle tonla yapılan meslek dışı politik saldırıların hepsine cevap vermem mümkün olmadı.
(76 kişi konuştu. Büyük ekseriyeti muhalifti.
Bizden yana konuşanlara müdahale edildi bundan dolayı gerginlikler yaşandığı için divan başkanı ara vermek zorunda kaldı.
Onların genel başkanı ise kurulun başında 1 saat .. görevi devredeceği için teşekkür konuşması da -kurul saat 17:00’de bitecekken ona saat 19:00’da yine söz verildi ve yaklaşık 1 saat daha konuştu- Konuştuğu şeyler de o zaman ki, Boğaz köprüsüne nasıl karşı çıktıklarını.. Hükumet köprüyü yapmak için arabalı vapur seferlerini nasıl azaltıp halkı bunalttığını
Binaenaleyh
Halk da canında bezip çar naçar (!) Boğaz köprüsüne razı olduğunu hem sabah konuşurken hem akşam veda ederken dile getirdi. Geri kalan konuşmasını elinde kitap kalınlığında çıkardığı dosya kâğıtlarından okudu ki, artık kimsenin ne dediğini anlayacak hali kalmamıştı)
Ancak
Şu kadarını söyleyebildim:
Belediyelerin muhalefetin elinde soygun aracına döndüğünü…
Yatırımların durduğunu…
Deprem bütçesinin kuşa döndüğünü…
Yolsuzluk ve rüşvetin ayyuka çıkması vs. mevzulara az da olsa değindim.
HÜRMÜZ
Halep’teki 40 arşın atlama meselesine de şöyle değindim:
“Siz hem 1970’li yıllarda Amerikan emperyalizmine karşı çıktığınızı söylüyorsunuz hem de ‘Kanal İstanbul’a karşıyız…’ diyorsunuz.
Halbuki
İran’a yapılan son saldırıda gördük ki,
İran’ın en büyük silahı Hürmüz Boğazı imiş.
Yani
Dünyadaki su geçiş yolları hem ticari olarak hem de gerektiğinde silah olarak kullanılabiliyor.
Kanal İstanbul ile
Türkiye’mizin eline geçecek bu kadar büyük bir jeopolitik güce neden karşısınız?
Eğer Amerika, İngiltere vs. gibi emperyalistlere karşı iseniz, Kanal İstanbul’u desteklemeniz lazım gelir mealinde değindim.
Yani
1970’lere gitmenize gerek yok. Buyurun işte size fırsat: Maharetinizi eskiye giderek değil şimdi gösterin!
YÖNETİM NEDEN KATI
SEÇİMLER NEDEN MUĞLAK
Malum olduğu üzere,
Türk solu çok çeşitli ve çok muğlak bir yapıya sahip.
Büyük ihtimalle
TMMOB yönetmeliği Türk solunun en katı fraksiyonu bir grup tarafından hazırlanmış.
Bundan dolayı
Siz şubelerde kazanıp yönetimi devralsanız bile genel merkez elinizi kolunuzu bağlayabiliyor. Onlar bunu düşünerek önceden tedbir almışlar.
Mesela;
Sekreterinizi değiştiremiyorsunuz. Hatta avukatınızı bile…
Yani
Önceki yönetim sizinle taban tabana zıt… Haliyle avukatı da sizin muhalifiniz. Seçimi kazanmışsınız ama muhalifiniz olan eski yönetimin adamı sizin avukatlığınızı yapacak. Olacak şey mi bu?
Seçimin muğlaklığına gelince:
Ola ki,
Şubeyi kaptırdınız. Gelecek olan delegeler genel merkezi de devirmek isteyecek. Önlerine bir seçim sistemi koyuyorsunuz ki, anlayana aşk olsun.
Diyelim ki, genel merkezi de aldınız.
Bu sefer
TMMOB’u önünüze engel olarak dikeceklerinden adım gibi eminim.
SEÇİMLER OLİMPİYADI
Şimdi anlaşıldı mı odamızın veya TMMOB’un ülke ile ilgili neden gündem oluşturamadıklarını?
Çünkü
Tüm gündemleri nasıl yapsınlar da ellerindeki odalar kayıp gitmesin telaşı içindeler.
Dertleri bu!
Ara sıra
300-500 adet satan marjinal sol gazetelere beyanat verirler.. işte o kadar. Siz sağ biz selamet
Ama bu devran böyle gitmeyecek.
700 bin küsur mimar ve mühendisin temsil edildiği böyle büyük bir potansiyel basit ideolojik çıkarlara feda edilemez.. edilmeyecek.
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı