Cuma , 19 Temmuz 2024
Son Dakika Haberler

OLMADIK BİR YAZI

Aydın Aydın

Efendim; bendeniz fetva veren bir kişi değilim. Olabilir miyim: Olamam.

Neden olamam: Çünkü olmuş her işin fetvası verilmiş zaten. Çoğunu da âlimler: Yani ulema değil de halk vermiş. Fetva odur ki; olmadan önce işin olurunu söylemektir. Bende de o ehliyet yok.

Bende o ehliyet yok ama kendisini ehliyetli gören nice bin adamın da benden daha ehliyetli olmadıklarını biliyorum.

Nasıl biliyorum: Çoğunu gözlerimle biliyorum. Hâlbuki bilmek akılladır. Gözlerle bilmek işte benim bildiğim gibi bilmek olur.

Herhangi bir konuda, geçmişten bir takım bilgiler toplayıp da o bilgileri tekrar etmek bir bilmek ya da fetva değildir.

Örnek mi?

Mesela: Faiz konusunu ele alalım.

Mesela, bu topraklarda hiç kimse, sana on kilo buğday vereyim de seneye bunu on iki kilo alarak alayım diye diyemez ve şimdiye kadar da dememiştir. Neden dememiştir: Çünkü bu faizdir ve faiz de haramdır. Haram demek ise müslüman aklının isteyerek ve niyet ederek yapmayacağı bir iştir.

Bu işi yapmayan kişi, size bin lira verip bunu yılsonunda bin iki yüz lira isteyebilir. Ya da sizi demeyelim de siz ile bankanın ilişkisi olarak söyleyelim: Siz bankaya bin lira yatırıp yılsonunda size bin iki yüz lira ödeneceğini bile bile paranızı bankaya yatırabilirsiniz.

Yapar mısınız?… Yapıyorsunuz. Ya da, bir yere bin lira borcunuz varsa, bir yıl sonra, bu borcunuzu bin iki yüz lira olarak ödemek için can atarsınız.

Bakın ki, hükümet, arada bir vergi affı çıkarıyor ve faizlerin bir kısmını siliyor diye hepiniz “Haksızlık yapılıyor. Faizi silemezsiniz” diye isyan bile ediyorsunuz. Yani, faiz değil de bu durumda faizsizlik size göre haksızlık ve dolayısıyla da faizsizlik haram oluyor.

Jeton düştü mü?

Düşmedi. O halde, altın konusunu ele alalım.

İki yıl önce düğün yaptınız ve düğünde birçok kişiden size çeyrek altınlar geldi. Çeyreklerin her birisini de götürüp yüz kırk lira veya yüz elli liradan bozdurdunuz. O paralar ile koltuk aldınız; çanak çömlek aldınız ve sair düğün giderlerinizi karşıladınız.

Gün oldu, bugüne gelindi. Şimdi de, size gelen insanların düğünleri var. Onlar da size davetiye göndermişler. Siz de o düğünlere gideceksiniz.

Aldığınız altınları alıp gitmeye kalksanız: Siz batarsınız. Size altın getirmiş arkadaşınız ise eğer fıkıh ve piyasa diye bir şey biliyorsa; siz o halinizle ona altın götürmüş olsanız; vicdanı ile kahrolur. Yüz elli lira verdi ve şimdi üç yüz seksen veya dört yüz lira olarak geriye alıyor. Hâlbuki o parayı düğün hediyesi olarak götürmeseydi de, mesela her hangi bir işinde kullanmış olsaydı, bu paranın bugünkü ederi iki yüz lirayı geçmeyecekti.

Ne oldu şimdi: Hediye götürdü ve zengin oldu. Nereden zengin oldu: İyilik yaptığı insanın yoksullaşmasından zengin oldu.

Böyle bir şeyin fetvası mümkün mü?

Bizim fetva şeyhlerimizin tümüne göre mümkün. Üstelik de farz.

Nasıl farz olduğunu düğün ve hediye kapsamında değil de “borç” şeklinde düşünün o zaman jetonun düşmesi daha kolay olur.

Bu işi anlamanın ve insanların TL’de kalmasının tek yolu, paranın ve banknotenin ne demek olduğunu anlamaktan geçiyor.

Fetva şeyhlerimiz bu kelimeleri bilirler mi? Bilmezler. Bilmelerine de gerek yoktur. Onlar, banknote diye bir şeyi hiç görmemiş ve hatta hiç akıl etmemiş insanların kitaplarından size fetva aktarırlar.

Bu yüzden de, katılım bankaları bile mudilerinin paralarını dövize veya altına çevirerek alırlar. Çünküme efendim: Fetva böyledir.

Şimdi siz gelin de müslüman parasına kuvvet kazandırmaya çalışın.

Müslüman parası ne demek efenim: Müslüman parası demek müslüman saatine ayarlı zaman demektir.

Anlaşıldı mı? Anlaşılmadı. Niye anlaşılsın ki… Düz yoldan gider ve ileride sağa saparız. Olur biter efendim.

Aydın Aydın *

Tüm Yazıları →
Aydın Aydın

Ayrıca Bakınız

AVRUPA’YA KARŞI BOZKURT: BOZKURT’A KARŞI DEĞERLİ 

Aydın Aydın Yetmişli yıllarda yükselen komünizm tehlikesine karşı milletin çocukları ayağa kalktılar ve “Bozkurt” namı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir