Cumartesi , 25 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

DÖNÜM NOKTASI

Tarihte bazı dönüm noktaları vardır. Bu dönüm noktaları devletlerin tarihini değiştirebilecek özelliğe sahiptir. Üç bin yıllık bir geçmişe sahip olan Türkler, 1071’le birlikte Anadoluyu yurt edinmenin ötesinde Anadolu’nun anahtarlarının da sahibi olmuşlardır. Sonrasında bir Çoban Osman çıkmış ve 6 asır boyunca dünyaya hakim değil hadim olacak bir medeniyetin tohumlarını ekmiştir.

1923’ten bu yana Türkiye, Selçuklu ve Osmanlı Devleti’nin mirasçısı olarak Sevr ve Lozan ile Anadolu’ya sıkışıp kalmaya mecbur bırakılmıştır. Her ne kadar rejimin adı Cumhuriyet, yönetimi demokrasi olsa da 2000’li yılların başına kadar Türkiye, perde önünde Amerika perde arkasında İngiltere’nin eliyle yönetilmiştir.

Zira bu devleti geriden yönetenler Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasını istediler, en azından toparlanana ve meşalenin yakılma zamanı gelene kadar. Ve bir müddet yerin altına çekildiler. Çok yakında yerin üstüne tekrar çıkılacaktı, o zaman geldiğinde bambaşka bir Türkiye’yi görecektik.

İşte o zaman bu zamandı. Son 20 yıldır Türkiye, Ak Parti ile birlikte frekans değiştirdi. Ak Parti desem de sakın olan bitenleri parti gözüyle değerlendirmeyin. Parti bir devleti yönetmek için araçtan başka bir şey değildir. Bu bütün ülkeler için geçerlidir. ABD’yi her ne kadar Demokratikler ve Cumhuriyetçiler yönetse de bu göstermeliktir, devletleri geriden yönetenlerdir asıl önemli olan. Tıpkı bizde olduğu gibi…

Devam… Ak Parti Hükümeti ile yeşermenin sinyallerini veren Türkiye, aynı zamanda kendisini büyük bir mücadelenin içerisinde bulacaktı. Bu açıktı. Yola çıkanlar bunu göz önüne almıştı. Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın biz kefenimizi giydik de yola çıktık demesi boşuna değildi.

Daha yolun başında şiir okudu diye hapse atılmıştı. Parti kurulup iktidara geldikten sonra kapatma davası açıldı. Bu Ak Parti görünümlü olmasına rağmen, devlete, Türkiye’nin başını Anadolu’dan kaldırmasına karşı yapılmış bir kalkışma idi.

2011’de Suriye’yi ateşe vermeye, Türkiye’yi de bu ateşin içine çekerek yakmaya çalıştılar. İçeride terör eylemleriyle devleti oyalarken Suriye’yi paramparça ettiler. Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığındaki Hükümeti istifa ettirmeye, bunun için Gezi Olayları ve 17/25 Aralık’a kalkıştılar. Tencere tavalarla gençlerin havası alınmaya çalışıldı. Ama Recep Tayyip Erdoğan devletine, milletine yapılmaya çalışanı görüyordu…

Direndi, istifa etmedi. Millet de arkasında durdu. Çekiç Güç Amerika ve BATI bu işin böyle gitmeyeceğini gördü. 15 Temmuz 2016 gecesi Askeriyede dallandırıp budaklandırdıkları FETÖ yapılanmasını harekete geçirdiler, ülkeyi Amerika’nın, BATI’nın eline teslim etmeye kalkıştılar.

Milyonlar o gece liderinin tek bir sözüyle meydanlara indi, tankların önüne geçti, uçakları terlikle kovaladı, uçakların görüş açılarını bozmak için tarlasını ateşe verdi… Devletini alçaklara, hainlere teslim etmedi… Evet, 15 Temmuz Türkiye’nin dönüm noktasıydı, yeniden şahlanışıydı, ben buradayım mesajıydı…

İçeride terör eylemlerini sıfıra indirdikten sonra mücadeleye sınırlarımızda devam ettik, Türkiye’nin Güneyi Suriye’nin Kuzeyi boyunca Akdeniz’e kadar oluşturulmak istenen terör koridorlarını Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı Harekatı, Afrin Operasyonu ile paramparça ettik.

15 Temmuz’dan sonra birçok plan, proje, strateji, konum değişikliği oldu. 15 Temmuz gecesi Türkiye’nin karşısında olanlar 15 Temmuz’dan sonra stratejilerini bir kez daha gözden geçirmek zorunda kaldılar. Türkiye’nin eksenini değiştirenler, Türkiye’nin eksenine gelmeye başladılar.

Bunu yaparken de planlarından asla vazgeçmediler. Ellerinde oynayacakları siyasi, askeri kozları kalmamıştı. Dolar operasyonunu devreye soktular. Döviz operasyonlarıyla Türkiye’yi geri vites yapmaya zorladılar. Ama Türkiye, yola çıkmıştı bir kere. Bu yoldan kolay kolay geri dönüş olmazdı.

Şimdi güçlü devletlerin gemileri Akdeniz’de. Türkiye’nin de tabi. Çünkü Akdeniz’e en uzun kara sınırı olan Türkiye. Türkiye kimin ne diyeceğine bakmadan bağımsız kararlar alarak ilerliyor.

Bundan sonra ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Çin… Hepsi Türkiye ile anlaşmak için masaya gelecek. Bu kaçınılmaz. Akdeniz Türkiye’nin dönüm noktası. Yunanistan’ı da aynen Milli Mücadele döneminde olduğu gibi yem olarak ortaya atanlar Türk donanmasının, Türk askerinin karşısına çıkmaya korkuyorlar. Yunanistan’ın çıkarları umurlarında bile değil.

Enerji söz konusu olunca, petrol söz konusu olunca kimsenin gözü kimseyi görmez. Öyle de oluyor. İttifak bileşenleri sürekli değişiyor. Bugün için Fransa Yunanistan’ı ortaya sürüklüyor. Almanya ise Rusya-Çin ve Türkiye  ile masaya oturmak istiyor.

Türkiye’yi masada bu kadar güçlü kılan Libya, kim ne derse desin. Libya’yı yaktılar, yıktılar. Türk askeri oraya gitti, sahiplendi. Lübnan’da Beyrut  Limanı’nı havaya uçurdular. Türkiye gitti sahiplendi. Yakıyorlar, yıkıyorlar Türkiye gidip oraya sahip çıkıyor…

Masanın öbür ucundaki ABD, bu birlikteliğe kesinlikle karşı. Bunun için de Kuzey Akım Projesini engellemek, Almanya-Rusya-Çin-Türkiye birlikteliğini bozmak şimdiki ana hedefleri.

Türkiye’yi yanlarında görmek için daha sert adımlar atmak isteyeceklerdir. Ekonomik, siyasi… İçeride olan bitenlere bu gözle bakarsak şifreyi çözeriz. Burada bize düşen devletimize ve milletimize sahip çıkmak, milli meselelerde dik durmaktır…

Selam ve dua ile…

İBRAHİM YAVUZ

İbrahim Yavuz *

Tüm Yazıları →
İbrahim Yavuz

Ayrıca Bakınız

KAYBOLAN GENÇLİK İDEALİZMİ -2-

3) BU MİLLETİN HAFIZASINI YOK ETTİLER  Bu milletin binlerce yıllık tarihi var. Bu tarih içerisinde 15 …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir