Cumartesi , 20 Temmuz 2024
Son Dakika Haberler

KAYBOLAN NESİLLER

 1-     1911’de başlayıp 1922 yılına kadar süren savaşlarda kaybolan nesillerimiz.

Bu savaşlarda bir değil, iki nesil birden kaybettik. Çocuk yaştakilerin bile silahaltına alındığı yıllardır bu yıllar.

2-     1922-1940 yılları arasında devrimlerin oturtulması için kaybedilen nesil

3-     1940-1950 arasında 2. Dünya savaşı ve müteakip yıllarda savaş baskısı ve yoksulluk nedeniyle tarla ve şehirlerde sağlıksız şartlarda çalışmak zorunda kalan

Cep delik, cepken delik, eğitimsiz

Hatta

Okuma-yazma bilmeyen  yoksulluk ve baskı altında kaybolmuş nesil.

4-     1950-1960 yılları arasında ise Kore savaşı hariç tutulursa, memleketi yeniden ayağa kaldıracak bir nesil yetiştirme çabası var

Ancak

Bu düşünce 1960 Askeri Darbesi ile sükûtu hayale (hayal kırıklığına) uğradı.

5-     Alamanya yollarında kaybolan nesil.

1950 yılından itibaren memleketin kalkınmasında faydalı olur düşüncesi ile yetiştirilen

Ancak

27 Mayıs 1960 darbesi ile artık ekmeğini ülkesinde kazanma umudu kalmayan

Yâdellere gitmek zorunda kalan

Yani 1960-1970 yılları arasında

Alamanya yollarında kaybolan nesil

6-     1970-1980 sağ-sol çatışmalarında kaybolan nesil

7-     1980 Askeri Darbesi ile zindanlarda kaybolan nesil

8-     1990-2000 yıllarında Faili meçhullerle kaybolan nesil

Ve geç farkına varılan sinsi bir tehlikenin (FETÖ) yavaş yavaş uç vermeye başladığı yıllarda FETÖ belasına bulaşan nesil

9-     2000-2010 yılları FETÖ’nün yuttuğu nesil

Ve şimdi,

2010 yılından beri büyük emekler verilerek yetiştirilmeye çalışılan bir nesil ile yeniden büyük Türkiye kurulma vetiresi (süreci) yaşadığımız nesil.

SULTAN ABDÜLHAMİD HAN’IN

YETİŞTİRDİĞİ NESİL

İTTİHATÇILARIN ELİYLE CEPHELERDE ERİTİLDİ

Birinci sıraya koyduğumuz

Ve iki neslin kaybolduğu 1911-1922 arasında yaşanan savaşlar

Ülkemiz için tam bir yıkım olmuştur.

Bu savaşlar ve tabii olarak bu nesillerin cephelerde erimesi neticesinde

Cihan devleti Osmanlı Devleti Aliye’si yıkılmış

Ve şimdiki sınırlarımıza çekilmek zorunda kalmışızdır.

Sultan A. Hamid Han

Büyük emekler vererek yetiştirdiği bu nesil,

İttihatçıların cahilane ve hesapsız bir şekilde ülkeyi soktukları savaşlarda kırılmıştır.

SULTAN ABDÜLHAMİD

NEYİ PLANLAMIŞTI?

93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı) o zamana kadar Osmanlının almış olduğu en ağır yenilgilerden biridir.

Ve

Birinci Meşrutiyetin başımıza açtığı bir musibettir.

Şöyle ki;

Birinci Meşrutiyet, Padişah yetkilerini kısarak Sadrazamlık makamını (Başbakanlık yani Babıâli brokrasisini) güçlendirmişti.

Sultan A. Aziz’i şehit eden çetenin

Halen işbaşında olması, Sultan A. Hamid’in daha yeni işbaşına gelmesi, “Jön Türkler” akımının etkisi, Mithat Paşa’nın Sadrazam olarak görev yapması ve önceki Padişah A.Aziz Han’ın kurduğu güçlü donanma ile Kırım’ı Ruslardan tekrar geri alma hayalleri

Devleti Ruslarla savaşa sokmada etkili olmuştur.

SAVAŞ CEPHELERİNDE

VE YOLLARDA YOK EDİLEN BİR NESİL

Bu savaş neticesinde

Yüzbinlerce insanımız şehit düşmüş

Milyonla ifade edilen insanımız

Rus, Bulgar, Sırp, Karadağ çetelerinin katliamından kurtulmak için yollara dökülmüş sefil bir vaziyette cephe gerisine ulaşmaya çalışmıştır.

Kısa sürede Tuna’yı geçen Rus ordusu

İstanbul Yeşilköy’e kadar gelerek, çok ağır şartlar ihtiva eden Ayastefanos Anlaşmasını Osmanlıya dikte ettirmiştir.

Bütün bunlar ne için?

Kasaba büyüklüğünde bir yerin

Karabağ’a bağlanıp bağlanmaması için… Savaş bunun için patlak verdi.

Bir kasaba büyüklüğündeki yer uğruna,

Romanya, Sırbistan, Karadağ ve Bulgaristan’ı kaybettik.

Şehit olan yüzbinler

Evini barkını, işini, tarlasını bırakıp canını kurtarmaya çalışan 1 milyona yakın yollarda ser sefil olan insan da cabası…

Bu hezimeti gören A. Hamid Han

Güçlenip, kaliteli bir nesil yetiştirmeden devleti savaşa sokmama kararında idi.

Bunun için

Meclise milletvekili olarak gelen azınlıkların çevirdiği dolapları erken fark etmiş

Binaenaleyh

Meclisi kapatarak tüm yetkileri eline almak suretiyle ülkeyi yönetmeye başlamıştır.

Bu dönemde büyük bir kalkınma hamlesi başlatarak

Okullar, hastaneler, demiryolları vb. yatırımış,

Bilhassa eğitime büyük önem vererek

Tıp, Mülkiye, Hukuk, Mühendislik gibi yüksek okullar açmakla kalmamış,

Eğitimi tabana yaymak için

İlkokulları köylere kadar ulaştırmıştır.

Bu sırada

Devletin sırtında kambur olan borç yükünün % 90’lık kısmını ödeyerek, ekonomi ve dış siyasette devletin hareket kabiliyetini artırmıştır.

Sultan A. Hamid Han

Avrupa’nın kısa bir süre sonra birbirine düşeceğini biliyordu.

Bunun için kaliteli ve eğitilmiş bir nesille ülkeyi yeniden süper güç yapma planları vardı.

Ancak o planlar

İttihatçıların iktidara gelmesi

Ve

1911 Trablusgarp savaşı ile başlayan harplerle suya düştü.

Devamı gelecek yazıda inşallah…

Emin Batur *

Tüm Yazıları →
Emin Batur

Ayrıca Bakınız

KAYSERİ’DE TACİZ 

Emin Batur DÜNYADA SAVAŞ  Savaşın  Ayak sesleri yaklaştıkça ülkeler de saflarını belirlemek üzere yeni ittifak …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir